وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

“Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, {وجاء المعذرون} kıraatinde şeddeli okuyuşu tercih ederek bunun 'batıl bahanelerle özür beyan edenler' anlamına geldiğini belirtir; Benî Gıfâr'dan bazı kişilerin gelip özür beyan ettiklerini ancak Allah'ın onları mazur görmediğini nakleder. İbn Abbas ve Mücahid'in tahfifli okuyuşuyla (المعذرون) bunu 'gerçek özür sahipleri' olarak yorumlamalarına karşılık, Taberî kâriler arasında şeddeli okuyuşun yaygın olduğunu ve bunun te'vil açısından daha doğru olduğunu savunur. Ona göre bu kişiler ne gerçekten mazur olan mücahitlerdendi ne de münafıklardandı; sadece bahane üreterek aşırıya giden kimselerdi.

فقد أخبر من ذكرنا من هؤلاء أن هؤلاء القوم إنما كانوا أهل اعتذار بالباطل لا بالحق. فغير جائز أن يوصفوا بالإعذار إلا أن يوصفوا بأنهم أعذروا في الاعتذار بالباطل.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre 'muazzirûn' kelimesi, bir işte kusur edip gevşeyen ve gerçek bir mazereti bulunmayan kimseleri ifade eder; kişi yaptığı işte kendisine bir mazeret varmış gibi gösterir ama gerçekte mazereti yoktur. Bu kişiler bâtıl bahanelerle özür beyan eden münafık bedevilerdir; oysa (Hz. Peygamber'e) hiç gelmeyip özür de beyan etmeyenler vardır ki bunlar, iman iddialarıyla Allah'a ve Resûlüne yalan söylemiş olurlar.

من عذر في الأمر ، إذا قصر فيه وتوانى ولم يجد : وحقيقته أنه يوهم أن له عذرا فيما يفعل ولا عذر له
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî, "muazzirûn/muazzirîn" kelimesinin okunuşlarını (tahfif/teşdid) ve buna bağlı iki farklı anlamı aktarır: hafif okunuşla bu kişiler mazeretsiz özür beyan eden yalancılardır; şeddeli okunuşla ise gerçek mazereti olan kişiler kastedilmiş olabilir, zira Allah onları yalancılardan ayırt etmiştir. Râzî bu iki görüşü ve dayandığı dilbilimsel açıklamaları (Ferrâ, Zeccâc, İbnü'l-Enbârî) sıralayarak hangisinin daha zahir olduğunu belirtir.

والذين قرؤوا بالتشديد وهي قراءة العامة فله وجهان من العربية . الوجه الأول : ما ذكره الفراء والزجاج وابن الأنباري : وهو أن الأصل في هذا اللفظ المعتذرون فحولت فتحة التاء إلى العين ، وأبدلت الذال من التاء ، وأدغمت في الذال التي بعدها ، فصارت التاء ذالا مشددة
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, âyetteki 'المعذرون' kelimesinin kıraat farklılıklarına göre iki anlam taşıdığını aktarır: tahfif (المعذرون hafif okunuşu) ile 'أعذر'den gelip gerçekten mazereti olan kimseleri, teşdid ile okunduğunda ise ihtilaflı olarak ya haklı özür sahiplerini ya da özrü olmadığı halde özür gösteren yalancıları ifade ettiğini belirtir. İbn Abbas'ın bu iki kıraate göre farklı görüşleri nakledilir; tahfif okuyuşunda gerçek özür sahiplerini, teşdid okuyuşunda ise 'المعذرين' için lanet ettiğini söylediği rivayet edilir.

قال الجوهري : وكان بن عباس يقرأ وجاء المعذرون مخففة من أعذر ويقول : والله لهكذا أنزلت
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, ayetteki 'el-mu'azzirûn' ifadesinin, gerçek özürleri olmayıp gelip mazeret beyan eden bedevi Araplardan bir grup olduğunu, bunların Allah tarafından mazur görülmediğini belirtir. Buna göre bu kişiler geldiler ve özür beyan ettiler ama Allah onları özürlü kabul etmedi; bunun karşısında ise özür beyan etmek için bile gelmeyen başka bir grup vardır ki onlar da şiddetli azapla tehdit edilmiştir.

قال ابن جريج عن مجاهد قال نفر من بني غفار جاؤا فاعتذروا فلم يعذرهم الله وكذا قال الحسن وقتادة ومحمد بن إسحاق والقول الأول أظهر والله أعلم
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'el-mu'azzirûn' ifadesi, savaştan geri kalmak için mazeret ileri süren bedevi Araplardan (Esed ve Gatafân kabileleri veya Âmir b. Tufeyl'in kavmi) söz eder; bunlar meşakkat ve çokça bakmakla yükümlü oldukları aile efradını bahane etmişlerdir. Bu kişilerin gerçek bir özrü olmadan mazeret gösterip göstermedikleri veya hakikaten geçerli bir özre sahip olup olmadıkları konusunda ihtilaf edildiğini belirtir; buna bağlı olarak 'kezzebû' ifadesinin bunlara mı yoksa imanı iddia edip Allah ve Resûlünü yalanlayan münafık Araplara mı işaret ettiği açıklanır.

استأذنوا في التخلف معتذرين بالجهد وكثرة العيال. وقيل هم رهط عامر بن الطفيل قالوا إن غزونا معك أغارت طيئ على أهالينا ومواشينا

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'el-muazzirûn/muazzirîn' kelimesinin kıraat farklılığına (tahfif/teşdid) dayandığını ve bunun anlamı doğrudan etkilediğini kabul eder; ayrıca bu kişilerin bedevi Araplardan bir grup olduğu, âyetin devamındaki 'kezzebû' ifadesiyle özür beyan etmeyen başka bir grubun karşılaştırıldığı noktasında birleşirler.

Farklar

Taberî şeddeli okuyuşu tercih edip bunları 'bahane üreten' kimseler olarak görürken, İbn Abbas ve Mücahid'in tahfifli okuyuşuna göre bunlar gerçek özür sahipleridir. Zemahşerî ve İbn Kesîr bu grubu doğrudan mazeretsiz yalancı münafık bedeviler olarak niteler; Râzî ve Kurtubî ise her iki okuyuşu ve anlamı dengeli biçimde sunup kesin tercih yapmaktan kaçınır; Beydâvî de ihtilafı nakletmekle yetinir. Bu farklar büyük ölçüde kıraat tercihine ve dilbilimsel (sarf-nahiv) yaklaşıma bağlıdır.

Dönemsel bağlam

Taberî'den Beydâvî'ye kadar temel kıraat ve rivayet malzemesi büyük ölçüde sabit kalmış; erken dönemde (Taberî) rivayet ağırlıklı ve tercihli bir dil kullanılırken, sonraki müfessirlerde (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî) dilbilimsel/belağat analizi daha sistematik hale gelmiş, ihtilaflar daha açık şekilde yan yana sunulmuştur; İbn Kesîr ve Beydâvî ise özet ve bağlamsal okumayı öne çıkarır.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, insanın kendini haklı çıkarmak için gerçek dışı bahaneler üretmesi ile samimi, geçerli bir mazeretin ayırt edilmesi arasındaki hassas çizgiye dikkat çeker. Günümüzde de bu, kişinin sorumluluklarına karşı ihlas ve dürüstlükle yaklaşması, toplumsal görevlerde samimiyetin önemi bağlamında düşünülebilir. Bu okuma, bireyin kendi niyetini sorgulaması ve toplumsal dayanışmada dürüst bir tutum sergilemesi için bir hatırlatma olarak değerlendirilebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir