وَأَذَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوْمَ ٱلْحَجِّ ٱلْأَكْبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِىٓءٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُۥ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
“Ayrıca büyük hac günü Allah ve Rasulü tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da Resulü de müşriklerle yapılan antlaşmalara artık bağlı değildir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah'ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azap ile müjdele.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî, 'Hac-ı Ekber günü'nün ne olduğu hususunda birden fazla görüş nakleder: bir görüşe göre Arefe günü, diğerine göre ise Nahr (kurban) günüdür; çünkü hac fiillerinin (tavaf, nahr, halk, remy) çoğu o gün yapılır. Ayrıca 'Hac-ı Ekber' tabirinin, umrenin 'Hac-ı Asğar' diye anılmasına karşılık kullanıldığı veya Arefe'de vakfe farz olduğundan onun haccın en önemli rüknü sayılması sebebiyle bu adı aldığı belirtilir. Hasan'dan nakledilen bir görüşe göre ise o gün, müslüman ve müşriklerin birlikte bulunması ve ehl-i kitabın bayramlarına tesadüf etmesi sebebiyle bu ismi almıştır.
ووصف الحج بالأكبر لأن العمرة تسمى الحج الأصغر ، أو جعل الوقوف بعرفة هو الحج الأكبر لأنه معظم واجباته ؛ لأنه إذا فات فات الحج
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Râzî, 'yevmü'l-hacci'l-ekber' tabirinin âlimler arasında ihtilaflı olduğunu aktarır; bir grup bunun Arefe günü olduğunu, başta İbn Abbas, Ömer, Said b. Müseyyeb ve Peygamber'den rivayet edilen bir hadisle savunurken, diğer bir grup bunun Kurban (Nahr) günü olduğunu, çünkü hac ibadetlerinin çoğunun o gün yapıldığını söyler. Ayrıca bu günün 'ekber' (büyük) diye anılmasının sebebi olarak müşrik ve müslümanların o yıl birlikte hacca gitmiş olmaları ve bir daha müşrik hacca gitmemesi gösterilir.
فمنهم من قال : إنه عرفة ، وسمي بذلك لأنه يحصل فيه الوقوف بعرفات والحج عرفة إذا لو أدركه وفاته سائر مناسك الحج أجزأ عنها الدم ، فلهذا السبب سمي بالحج الأكبر
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî, 'Hac-ı Ekber günü' ifadesinin hangi güne işaret ettiği konusunda âlimler arasındaki ihtilafı aktarır: bazıları Arefe günü olduğunu (Ömer, Osman, İbn Abbâs, Tavus, Mücahid, Ebû Hanîfe, Şâfiî), bazıları ise Kurban (Nahr) günü olduğunu (Ali, İbn Abbâs, İbn Mes'ûd, İbn Ebî Evfâ, Mugîre b. Şu'be, Taberî ve Mâlik) söylemiştir. Ayrıca Sevrî ve İbn Cüreyc gibi âlimlere göre 'Hac-ı Ekber' ifadesi tek bir günü değil, Mina günlerinin tamamını (bir zaman dilimini) ifade eder, nitekim 'yevmü Sıffîn' gibi ifadelerde de gün kelimesi belirli bir zamanı kasteder.
واختلف العلماء في الحج الأكبر فقيل : يوم عرفة روي عن عمر وعثمان وبن عباس وطاوس ومجاهد وهو مذهب أبي حنيفة وبه قال الشافعي وعن علي وبن عباس أيضا وبن مسعود وبن أبي أوفى والمغيرة بن شعبة أنه يوم النحر واختاره الطبري
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî, 'yevmu'l-hacci'l-ekber' (büyük hac günü) ifadesinin hangi güne işaret ettiği hususunda âlimler arasındaki ihtilafı aktarır; bazılarına göre bu Arefe günü, bazılarına göre Nahr (kurban) günü, bazılarına göre ise haccın bütün günleridir. Taberî kendi tercihini de belirterek, sahâbeden Ali, İbn Ömer ve İbn Abbas gibi isimlerden nakledilen farklı görüşleri delilleriyle birlikte sıralar; nakledilen rivayetlerin çoğunluğunun Nahr günü olduğuna işaret eder.
وكان ابن عمر يقول: هو يوم النحر، وكان أبي يقوله. وكان ابن عباس يقول: هو يوم عرفة.
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr'e göre nesî uygulaması, senenin devir devir dönmesi ve haccın her ay ikişer kez yapılması gerektiği şeklindeki bir zorunluluğa bağlı değildir; nesî bundan bağımsız olarak, Araplar'ın haram ayları değiştirerek bir yıl Muharrem'i, başka bir yıl Safer'i haram kılmalarıyla gerçekleşirdi. Bu şekilde Allah'ın haram kıldığı ay sayısına (dört ay) uygunluk sağlanırken, gerçekte haram kılınanı helal, helal kılınanı haram kılıyorlardı. Bu uygulamayı ilk başlatanın Kinâne kabilesinden Kalemmes (Huzeyfe b. Abdifekîm) olduğu ve ondan sonra soyundan gelenlerin bu işi devam ettirdiği nakledilmektedir.
فيحلونه عاما ويحرمونه عاما ليواطئوا عدة ماحرم الله فيحلوا ماحرم الله
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayet, Allah ve Resulü'nden insanlara Hac-ı Ekber gününde yapılan bir bildiridir; bu gün, Kurban bayramı günü veya Arefe günü olarak yorumlanmıştır. Ahdlerine sadık kalıp eksiklik yapmayan ve müslümanlara karşı düşmanlara yardım etmeyen müşrikler bu genel berâet hükmünden istisna edilmiş, onlarla yapılan ahdin süresi tamamlanana kadar uyulması gerektiği belirtilmiştir. Bu istisnanın, ahde bağlılığın bir takva göstergesi olduğu vurgulanmıştır.
فأتموا إليهم عهدهم إلى مدتهم
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Taberî ve Beydâvî 'Hac-ı Ekber günü' ifadesinin hangi güne işaret ettiği konusunda temelde aynı iki ana görüşü (Arefe günü / Nahr-Kurban günü) naklederler; ayrıca çoğu müfessir bu ismin verilme sebebini hac fiillerinin çoğunun o gün icra edilmesine veya o yılki hac ile ilgili bir özel duruma bağlar. Görüş bildirirken hepsi sahabe ve tabiin rivayetlerine dayanır.
Farklar
Kurtubî ve Taberî, konuyu daha geniş bir isim listesiyle (sahabe ve tabiinden çok sayıda nakil) ve alternatif bir üçüncü görüşle (Mina günlerinin tümü) zenginleştirirken, Zemahşerî ve Râzî daha sınırlı isimlerle iki temel görüşü karşılaştırır. Taberî kendi tercihini açıkça belirtip Nahr günü görüşünü ağırlıklı bulurken, diğerleri (Zemahşerî, Kurtubî, Beydâvî) tercih belirtmeden ihtilafı nakletmekle yetinir. İbn Kesîr ise konuyu tamamen farklı bir noktaya, nesî uygulamasının tarihî arka planına taşıyarak farklı bir mesele üzerinde durur; bu, ekol/yöntem farkından değil, ele alınan ayet kısmının farklı olmasından kaynaklanır.
Dönemsel bağlam
Taberî (en eski) ihtilafı geniş rivayet malzemesiyle sunup kendi tercihini belirtirken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) bu rivayet havuzunu büyük ölçüde korumuş, zamanla dil/belağat analizi ve sistematik tasnif unsurları eklenmiştir; temel ihtilaf yüzyıllar boyunca çözülmemiş, aktarılan bir mesele olarak kalmıştır.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet etrafındaki ihtilafların saygıyla nakledilmesi, farklı görüşlerin bir arada var olabildiğini ve bunun ilim geleneğinde bir zenginlik sayıldığını gösterir. Günümüzde de bir meselede kesin tek doğruyu dayatmadan, delillere dayalı çoklu okumaları sabırla ve hoşgörüyle değerlendirmek, ilim ile itidalin birlikte yürüyebileceğine dair yapıcı bir örnek sunabilir. Ahde bağlılık vurgusu da toplumsal ilişkilerde güven ve dayanışmanın önemine dair genel bir hatırlatma olarak okunabilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir