إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلصُّمُّ ٱلْبُكْمُ ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ

“Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayette 'yerde debelenen canlıların Allah katında en şerlisi' ifadesiyle kastedilenler, hakkı işitmemek için ondan yüz çeviren, gerçeği duyunca ibret almayan, Allah'ın emir ve nehyini akletmeyen kimselerdir. Bunlar dünyada gerçekten sağır ve dilsiz değil, kalpleri itibariyle sağır, dilsiz ve kördürler; yani hakka tabi olmazlar. Taberî, ihtilaf edilen görüşler arasında bunların müşrik olduğunu belirten rivayeti (İbn Abbas'a dayanan görüş) tercih eder ve bunların Kureyş müşrikleri, özellikle Bedir ve Uhud'da öldürülen Abdüddar oğulları olduğunu nakleder.

وأولى القولين في ذلك بالصواب قول من قال بقول ابن عباس، وأنه عني بهذه الآية مشركو قريش؛ لأنها في سياق الخبر عنهم
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ifade, yeryüzünde yürüyen canlıların en şerlisinin, hakka karşı sağır kalıp onu akletmeyen kimseler olduğunu bildirir. Bu kimseler önce hayvanlar cinsinden sayılmış, sonra da hayvanların en şerlisi konumuna yerleştirilmiştir; bu da onların durumunun hayvanlardan bile daha aşağı olduğunu gösterir.

جعلهم من جنس البهائم ، ثم جعلهم شرها
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî'ye göre 'dâbbe' kelimesinin kâfirlere izafesi konusunda iki görüş vardır: birincisi onların cahillikleri ve söylenenlerden yararlanmaktan yüz çevirmeleri sebebiyle hayvanlara benzetildikleri; ikincisi ise bunun bir benzetme olmayıp, kendilerine yakışan bir vasıfla zem yoluyla nitelendirilmeleri olduğu, çünkü 'dâbbe' yerde yürüyen her şeyin adıdır. Râzî ayrıca ayetteki 'Allah nezdinde en şerli olanlar' ifadesinin, sürekli küfür üzere direnen ve ahdi daima bozan kimselerde birleşen iki sıfata işaret ettiğini belirtir.

وقيل : بل هم من الدواب لأنه اسم لما دب على الأرض ولم يذكره في معرض التشبيه ، بل وصفهم بصفة تليق بهم على طريقة الذم
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre 'yeryüzünde yürüyen her canlı' ifadesi, Allah'ın ilmi ve hikmeti dahilinde yeryüzünde yürüyen/hareket eden bütün canlıları kapsar; yani bu genel ifade Allah'ın bilgisi ve hükmü çerçevesinde değerlendirilmelidir.

أي من يدب على وجه الأرض في علم الله وحكمه
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ifade, hakkı işitmeyen sağırlar ve onu kavrayamayan dilsizlerle ilgilidir. Bu kişiler yaratıkların en şerlisidir; çünkü onlardan başka her canlı Allah'ın kendisi için yarattığı gayeye itaat ederken, bu kişiler ibadet için yaratıldıkları halde küfretmişlerdir. Bu sebeple Allah onları başka bir ayette hayvanlara benzetmiştir.

فهؤلاء شر البرية لأن كل دابة مما سواهم مطيعة لله فيما خلقها له وهؤلاء خلقوا للعبادة فكفروا ولهذا شبههم بالأنعام في قوله
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'Allah katında yaratıkların en şerlisi' ifadesi, hakka karşı sağır ve akletmeyen kimseleri, kendilerini hayvanlardan üstün kılan aklı işlevsiz bıraktıkları için hayvanlardan bile daha aşağı bir konuma yerleştirir. Allah onlarda hiçbir hayır (saadet veya ayetlerden yararlanma kabiliyeti) bulunmadığını bildiği için onlara gerçek anlamda işitme/idrak yeteneği vermemiştir; verilse de yine yüz çevireceklerdi çünkü inatları sürecekti. Bir rivayete göre bu kişiler Peygamber'den Kusayy'ı diriltmesini istemişler, âyetteki 'işittirme' bu isteğe işaret olarak da yorumlanmıştır.

الصم عن الحق. البكم الذين لا يعقلون إياه، عدهم من البهائم ثم جعلهم شرها لإبطالهم ما ميزوا به وفضلوا لأجله. ولو علم الله فيهم خيرا سعادة كتبت لهم أو انتفاعا بالآيات.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler, 'yeryüzünde debelenen canlıların en şerlisi' ifadesinin gerçek anlamda sağır-dilsiz olanları değil, hakka karşı kalben kapalı, akletmeyen ve gerçeği duyduğunda ibret almayan kimseleri (genellikle inatçı kâfirleri) kastettiğinde birleşir. Ayrıca bu kimselerin hayvanlara benzetilerek, hatta hayvanlardan bile daha aşağı bir konuma yerleştirildiği vurgusu ortaktır.

Farklar

Taberî rivayet temelli bir yaklaşımla ayeti tarihsel bir bağlama (Kureyş müşrikleri, Abdüddar oğulları) bağlar. Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî ise daha çok dil/belağat analizine yönelerek teşbih ve derecelendirme sanatını öne çıkarır. Râzî bu benzetmenin gerçek bir teşbih mi yoksa doğrudan bir zem sıfatı mı olduğunu tartışır. Kurtubî ifadenin kapsamını genelleştirerek Allah'ın ilim ve hikmeti çerçevesinde ele alır. İbn Kesîr, canlıların yaratılış gayesine itaat etmesiyle bu kişilerin ibadet için yaratılıp küfretmesi arasındaki tezada odaklanır. Beydâvî ise ayrıca bir rivayeti (Kusayy'ı diriltme talebi) yoruma katarak farklı bir tarihsel ayrıntı sunar.

Dönemsel bağlam

En eski müfessir Taberî'nin rivayet ve siyak eksenli yöntemi, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) yerini daha çok dil, belagat ve mantık temelli tahlillere bırakmıştır; bu, tefsir ilminin zamanla nakilden akli/edebi analize doğru genişlediğini gösterir. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi sonraki isimler ise nakil ile bağlamsal okumayı dengeleyerek ayetin hem tarihsel hem de genel-ahlaki boyutunu bir arada tutmaya çalışmıştır. Temel mesaj -hakka karşı kalp körlüğünün ciddi bir eksiklik olduğu- tüm dönemlerde sabit kalmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, insana verilen akıl ve idrak nimetinin, hakikate açık olmakla değer kazandığını hatırlatır; ilim ile iman arasındaki uyumun, gerçeği araştırma ve ondan ibret alma çabasıyla beslendiği söylenebilir. Toplumsal düzeyde bu, hoşgörü ve diyalog ortamında karşılıklı dinleme, ibret alma ve sabırla anlama gayretinin önemine işaret eder. Bireysel ibadet ruhu açısından ise, duyduğunu düşünüp içselleştirme alışkanlığının, ihlas ve bilinçli bir teslimiyetin bir parçası olduğu hatırlatılabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir