وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَنْ أَفِيضُوا۟ عَلَيْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ أَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

“Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derler.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî bu ayeti, cehennem ehlinin cennet ehline hitaben yardım ve yiyecek-su istemesi olarak açıklar; bu çağrının, dünyada zekat ve sadaka gibi yoksul haklarını yerine getirmemelerinin, Allah'a itaati terk etmelerinin cezası olarak gelen şiddetli açlık ve susuzluk anında vuku bulduğunu belirtir. Ayrıca cehennem ehlinin önce meleklerden, sonra Malik'ten, en sonunda cennet ehlinden yardım istediğine dair rivayetleri nakleder.

وهذا خبر من الله تعالى ذكره عن استغاثة أهل النار بأهل الجنة عند نزول عظيم البلاء بهم من شدة العطش والجوع، عقوبة من الله لهم على ما سلف منهم في الدنيا من ترك طاعة الله وأداء ما كان فرض عليهم فيها في أموالهم من حقوق المساكين من الزكاة والصدقة.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî, cennet ehlinden su veya rızık istemenin, cennetin ateşten yukarıda olduğuna delil teşkil ettiğini belirtir; ayrıca istenen şeyin sadece su değil yiyecek-meyve de olabileceğini söyler. Cehennem ehlinin bu talebi, icabet edilmeyeceğini bilseler de çaresizlik ve şaşkınlıktan kaynaklanır, tıpkı sıkışmış birinin imkansız bir şey istemesi gibi. Allah'ın cennet nimetlerini onlara haram kılması, mükellefin haram olan şeyden men edilmesine benzetilir.

وإنما يطلبون ذلك مع يأسهم من الإجابة إليه حيرة في أمرهم ، كما يفعل المضطر الممتحن . منعهم شراب الجنة وطعامها كما يمنع المكلف ما يحرم عليه ويحذر
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayeti cennet ehlinin cehennem ehline sudan ve rızıktan feyz vermesi (ifâza) bağlamında ele alarak, bunun su vermenin (sakyu'l-mâ) en faziletli sadakalardan biri olduğuna delil olduğunu belirtir. Bu bağlamda İbn Abbas'ın en faziletli sadakanın su olduğu görüşünü ve Sa'd b. Ubade ile ilgili hadis rivayetlerini nakleder. Ayrıca 'yevmü't-tenâd' ifadesinin kıraat farklılıklarını (التناد/التناد بتشديد) ve bunların anlam yönünden değerlendirmesini de aktarır.

الثانية في هذه الآية دليل على أن سقي الماء من أفضل الأعمال وقد سئل بن عباس : أي الصدقة أفضل فقال : الماء
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, cehennem ehlinin cennet ehlinden yiyecek ve özellikle su istemesini ele alır; rivayetlerle bunun cennet nimetlerinden su ve yiyecek talebi olduğunu, ancak bunun kâfirlere haram kılındığını açıklar. Ardından âyetin bahsettiği kâfirlerin dünyada dini bir oyun ve eğlence sayıp dünya ziynetine kapılarak ahiret amelinden gafil olduklarını belirtir.

وقال عبد الرحمن بن زيد بن أسلم يعني طعام الجنة وشرابها
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre cennet ehlinin üstten bulunması sebebiyle cehennem ehli onlara suyu 'dökün' anlamında seslenmektedir; bu durum cennetin cehennemin üstünde olduğuna delildir. 'Rızıklandığınız şeylerden' ifadesi, dökülmeye uygun olması sebebiyle içeceklere veya yiyeceğe işaret edebilir. Kâfirlerin bu nimetlerden men edilmesi, mükellefin haram kılınan şeyden men edilmesi gibi bir yasaklamadır ve bu, dinlerini oyun ve eğlenceye çevirmelerinin (bahîre, tasdiye, mükâ gibi bâtıl uygulamaların) cezasıdır. Dünya hayatının onları aldatması sonucu, kıyamet gününü unuttukları gibi Allah da onları unutmuş gibi cehennemde bırakır.

أن أفيضوا علينا من الماء أي صبوه، وهو دليل على أن الجنة فوق النار.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre cennet ehlinden ilk elde ettikleri lezzet sudur; cehennem ateşinin şiddetinden dolayı bâtınlarındaki yanma ve alevlenme sebebiyle özellikle suyu talep etmişlerdir. Ayrıca 'أفيضوا' ifadesi, cennet ehlinin mekân olarak cehennem ehlinden daha üstün olduğuna delalet eder. Kâfirlerin dünyada yeme-içme arzusuna düşkün oldukları, ahirette de bu hal üzere kaldıkları, bunun da kişinin yaşadığı hal üzere öleceğine ve öldüğü hal üzere haşrolunacağına delalet ettiği belirtilir.

وإنما طلبوا الماء خاصة لشدة ما في بواطنهم من الاحتراق واللهيب بسبب شدة حر جهنم

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayeti cehennem ehlinin cennet ehlinden su ve/veya yiyecek istemesi olarak okur; bu talebin reddedileceğini, çünkü nimetlerin kâfirlere haram kılındığını vurgularlar. Ayrıca çoğu, bu manzaranın cennetin cehennemden konum olarak üstün olduğuna dilbilimsel delil ('efîdû/dökün' ifadesi) taşıdığını belirtir ve bu cezanın dünyada dini oyun-eğlenceye çevirme ile dünya hayatına aldanmanın sonucu olduğunu ortak vurgu olarak paylaşır.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir okuma sunup meleklerden-Mâlik'ten-cennet ehlinden sırayla yardım istenmesi gibi tafsilatlı nakilleri önceler; Kurtubî ise bu talebi 'su vermenin en faziletli sadaka olması' fıkhî-ahlakî çıkarımına bağlar. Zemahşerî, Beydâvî ve Râzî ise dil/belağat ve şiirle istişhad yöntemini öne çıkarır; Zemahşerî bu çağrıyı çaresizlik/şaşkınlık haliyle açıklarken, Râzî bunu kişinin öldüğü hal üzere haşrolunması ilkesine bağlayıp işârî bir boyut da ekler. Bu farklar, tefsirlerin rivayet-ekolü (Taberî, İbn Kesîr) ile dil-belağat ekolü (Zemahşerî, Beydâvî, Râzî) arasındaki yöntem ayrımını yansıtır; Kurtubî ise ikisini fıkhî vurguyla harmanlar.

Dönemsel bağlam

Erken dönem (Taberî) ağırlıklı olarak sahâbe-tabiîn rivayetlerine dayanırken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dilbilimsel ve belâğî tahlil, kıraat farklılıkları ve şiirle istişhad yöntemi daha sistemli hale gelmiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet temelini sürdürürken fıkhî ve ahlaki çıkarımları güçlendirerek bir sentez oluşturur. Temel mana (cehennem ehlinin çaresiz talebi ve nimetlerin haram kılınması) tüm dönemlerde sabit kalmış, yalnızca izah yöntemi ve vurgu noktaları zenginleşmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın yaşadığı hal üzere haşrolunacağı ilkesinden hareketle, günlük hayatta dünyaya dalıp ahireti unutmanın uzun vadeli sonuçları üzerine düşünmeye davet eder. Ayrıca su ve rızık paylaşımının vurgulanması, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma ruhunun önemine dair ihtiyatlı bir hatırlatma olarak okunabilir. Bu bağlamda ibadetin sadece şekilsel değil, içten (ihlaslı) ve sürekli bir bilinçle yaşanması gerektiği çıkarımı yapılabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir