أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا۟ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

“Onlar arkadaşlarında herhangi bir cinnet bulunmadığını hiç düşünmediler mi? O, açık bir uyarıcıdan başka biri değildir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayet, Hz. Peygamber'i deli ile suçlayan müşriklere yönelik bir uyarı ve tefekküre çağrıdır; Allah onlardan, Resûl'ün ne cinnete ne de akıl bozukluğuna müptela olduğunu, çağırdığı şeyin sahih ve apaçık din olduğunu düşünüp anlamalarını istemektedir. Peygamber'in Safa'da Kureyş kabilelerini tek tek çağırıp Allah'ın azabından sakındırması, onlardan birinin 'bu adamınız mecnundur, sabaha kadar bağırıp durdu' demesi üzerine bu ayetin indiği belirtilmiştir.

فقال قائلهم: إن صاحبكم هذا لمجنون بات يصوت إلى الصباح، أو حتى أصبح. فأنزل الله تبارك وتعالى
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre burada geçen 'cinnet'ten kasıt, müşriklerin Hz. Muhammed'i (sav) delilikle itham etmeleri ve onu 'şair, mecnun' diye adlandırmalarıdır. Bu görüşünü desteklemek için Katade'den bir rivayet nakleder: Peygamber'in Safa tepesine çıkıp kabileleri teker teker Allah'ın azabına karşı uyarması üzerine müşriklerden birinin 'bu adamınız gerçekten mecnundur, sabaha kadar bağırıp durdu' dediğini belirtir.

وعن قتادة : ( 403 ) أن النبي صلى الله عليه وسلم علا الصفا فدعاهم فخذا فخذا يحذرهم بأس الله ، فقال قائلهم : إن صاحبكم هذا لمجنون ، بات يصوت إلى الصباح
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî'ye göre bu ayet, Mekke müşriklerinin Peygamber'i cinnetle itham etmelerine bir cevap olarak insanları düşünüp tefekkür etmeye çağırır; ayetteki 'min cinnetin' ifadesindeki 'min' harfi, onda hiçbir çeşit delilik bulunmadığını kesinleştirir. Müşrikler onu iki sebeple deli sanmışlardır: davranışlarının kendi âdetlerine ters olması ve vahiy anında yüzünün değişip sararması gibi bayılmaya benzer bir halin ona gelmesi. Râzî, onun ahlakının güzelliği, sözlerinin belağatı ve akıllı insanlara örnek olan tutarlı hayatının delilik iddiasını çürüttüğünü belirtir.

ودخول ( من ) في قوله : { من جنة } يوجب أن لا يكون به نوع من أنواع الجنون . واعلم أن بعض الجهال من أهل مكة كانوا ينسبونه إلى الجنون لوجهين
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre ayetteki tefekkür çağrısı, Hz. Muhammed'in getirdiği şey (Kur'an/vahiy) hakkında düşünülmesini ifade eder ve bu ifade, kâfirlerin ona 'mecnun' demesine bir cevap niteliğindedir. Ayrıca ayetin, Peygamber'in Safa tepesinde geceleyin kabileleri Allah'ın azabına karşı uyarması sırasında birinin onu deli diye nitelemesi olayı üzerine indiği rivayet edilir.

رد لقولهم : يا أيها الذي نزل عليه الذكر إنك لمجنون وقيل : نزلت بسبب أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قام ليلة على الصفا يدعو قريشا فخذا فخذا
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayette bahsedilen kişi Hz. Muhammed'dir ve ondaki 'cinnet' iddiası reddedilmektedir; o cinnet ile mâlul değil, gerçek anlamda Allah'ın elçisidir ve hakka davet etmiştir. Bu gerçek, akleden ve idrak eden bir kalbe sahip olan kimse için apaçık ortadadır.

يعني محمدا صلى الله عليه وسلم ( من جنة ) أي ليس به جنون بل هو رسول الله حقا دعا إلى حق أي ظاهر لمن كان له لب وقلب يعقل به ويعني به
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'istidrâc', Allah'ın ayetlerini yalanlayanlara nimetleri art arda vererek onları helake derece derece, kendileri farkına varmadan yaklaştırmasıdır; onlar bu nimetleri lütuf sanıp azgınlıklarını artırırlar ve sonunda azap hükmü üzerlerine hak olur. 'Kaydımın metanet' ifadesi, zâhiri iyilik gibi görünen fakat bâtını bir aldatma/rüsvay etme olan bu ilahi tuzağı ifade eder. Ayrıca Peygamber'in (sav) 'cin' ile itham edilmesi, Safa tepesinde kabileleri teker teker uyarmasına dair bir rivayetle bağlantılı olarak reddedilir; O sadece apaçık bir uyarıcıdır.

سنستدرجهم سنستدنيهم إلى الهلاك قليلا قليلا، وأصل الاستدراج الاستصعاد أو الاستنزال درجة بعد درجة. من حيث لا يعلمون ما نريد بهم وذلك أن تتواتر عليهم النعم فيظنوا أنها لطف من الله تعالى بهم، فيزدادوا بطرا وانهماكا في الغي حتى يحق عليهم كلمة العذاب.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayeti, müşriklerin Hz. Peygamber'i 'cinnet/delilik' ile itham etmelerine verilen bir cevap olarak okur ve büyük çoğunluğu Katâde'den nakledilen Safa tepesi kıssasını (Peygamber'in kabileleri teker teker uyarması ve birinin 'mecnun' demesi) nüzul sebebi olarak zikreder. Ayrıca hepsi ayetin tefekküre/düşünmeye bir çağrı içerdiği konusunda birleşir.

Farklar

Taberî, Zemahşerî ve Kurtubî büyük ölçüde rivayet nakli ile yetinirken; Râzî dil ve belağat tahliline girerek 'min' harfinin fonksiyonunu inceler ve delilik iddiasının hem davranışsal hem fizyolojik (vahiy hâli) sebeplerini ayrıntılandırır. Beydâvî ise ayetin bağlamındaki 'istidrâc' ve 'kayd' kavramlarını dilsel açıdan derinlemesine işleyerek konuyu ilahi tuzak/imtihan temasına taşır. İbn Kesîr ise rivayetten çok bağlamsal ve akîde temelli bir okuma sunar, delilik iddiasını doğrudan reddeder.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî'den itibaren rivayet temelli yorum sabit bir zemin oluştururken, sonraki müfessirlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dilbilimsel ve belağî tahlillerin giderek öne çıktığı görülür. İbn Kesîr ve Kurtubî gibi daha geç dönem müfessirlerde ise rivayet ile bağlamsal okuma birlikte sürdürülmüş, temel yorum çizgisi değişmeden zenginleştirilmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, bir kişiyi veya düşünceyi hemen yargılamadan önce sabırla ve derin düşünerek anlamaya çalışmanın önemine işaret edebilir; toplumsal önyargıların çoğu zaman yüzeysel gözlemlerden kaynaklandığını hatırlatır. Ayrıca ilim ve akletme çağrısı, günümüzde de bilgiye dayalı, ihlaslı ve sabırlı bir yaklaşımın değerini vurgulayan bir örnek olarak düşünülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir