وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتَوْا۟ عَلَىٰ قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصْنَامٍ لَّهُمْ قَالُوا۟ يَٰمُوسَى ٱجْعَل لَّنَآ إِلَٰهًا كَمَا لَهُمْ ءَالِهَةٌ قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

“Ve İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık? Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, İsrailoğullarının denizi geçtikten sonra rastladıkları kavmin, kendilerine ait putlara (öküz heykellerine) tapan Lahm kabilesinden veya Kenanlılardan olduğunu, İsrailoğullarının bu manzara karşısında Musa'dan kendilerine de bir ilah yapmasını istediklerini nakleder. Ona göre bu istek, açık mucizeleri gördükten sonra bile hâlâ cehalet içinde olmalarından kaynaklanmıştır; Musa da onlara Allah'tan başkasına ibadetin caiz olmadığını bildirmiştir. Ayrıca bu kıssayı, Hz. Peygamber'in Huneyn seferinde 'zâtu envât' talebine verdiği benzer cevapla ilişkilendirir.

اجعل لنا يا موسى إلها، يقول: مثالا نعبده وصنما نتخذه إلها، كما لهؤلاء القوم أصنام يعبدونها، ولا تنبغي العبادة لشيء سوى الله الواحد القهار.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî, İsrailoğulları'nın Musa'ya put edinme talebini son derece cahilce bulur; onların büyük bir mucize gördükten hemen sonra bu isteği ileri sürmelerini mutlak bir cehalet olarak nitelendirir. Ayrıca taklidi şiddetle kınar; şeytanın insanları atalarını taklit ederek putlara tapmaya sürüklemesini büyük bir hile olarak açıklar. Taklit edenlerle taklit edilenlerin (öncülerin) hepsinin aynı sapıklık içinde birleştiğini, çünkü her ikisinin de delile değil hevaya dayandığını belirtir.

ما أقبح التقليد والقول المتقبل بغير برهان ، وما أعظم كيد الشيطان للمقلدين حين استدرجهم إلى أن قلدوا آباءهم في عبادة التماثيل وعفروا لها جباههم
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre kavmin putlara tapınması, Allah'ı tazim etme iddiasıyla açıklanamaz; çünkü ibadet ancak nimetin gerçek kaynağı olan varlığa layıktır ve bu ancak Allah'tır. Ayrıca Musa'nın rüyet talebi ile kavminin talebi arasında fark vardır: Musa şevkle, kavmi ise imtihan ve inatla istemiştir, bu nedenle sadece kavim istikbar ve utuvv ile vasıflandırılmıştır.

ومما يدل عليه أن موسى لما سأل الرؤية ما وصفه الله تعالى بالاستكبار والعتو ، لأنه عليه السلام طلب الرؤية شوقا ، وهؤلاء طلبوها امتحانا وتعنتا ، لا جرم وصفهم بذلك فثبت فساد ما قاله المعتزلة
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, buzağı hikâyesinin Araf ve Tâhâ surelerinde daha detaylı geçtiğini belirterek, burada Sâmirî'nin buzağıyı nasıl yaptığı, Hz. Musa'nın Rabbiyle konuşmak için otuz gün oruç tutması, İsrailoğulları'nın Firavun kavminden aldıkları eşyaları ateşte yakmaları ve buzağının ses çıkarma sebebinin rüzgarın içinden geçmesi olduğu gibi ayrıntıları nakletmektedir. Metin, kavmin buzağıya tapmayanların tapanları öldürmesiyle tövbe ettiklerini ve sonra Allah'ın onları dirilttiğini aktarır.

فاجتمع ما كان في الحفيرة من متاع أو حلية أو نحاس أو حديد فصار عجلا أجوف ليس فيه روح وله خوار قال ابن عباس لا والله ما كان له صوت قط إنما كانت الريح تدخل في دبره وتخرج من فيه وكان ذلك الصوت من ذلك
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre bu ayet ve devamı, İsrailoğullarının kendilerine büyük nimetler ve mucizeler bahşedildikten sonra irtikap ettikleri çirkin işleri anlatmaktadır; bu, Peygamber'e onlardan gördüğü kötülüklere karşı bir teselli, mü'minlere de kendi hallerini murakabe etmeleri için bir uyarı niteliğindedir. Firavun'un helakinden sonra Musa'nın kavmiyle denizden geçtiği, Aşure günü şükür orucu tuttuğu ve ardından putlara tapan bir kavme rastladıkları rivayet edilmiştir; bu kavmin öküz heykellerine taptığı ve bunun buzağıya tapmanın başlangıcı olduğu belirtilir. Kavmin kendilerine bir ilah yapılmasını istemesi üzerine Musa onları, gördükleri büyük mucizelere rağmen bu talepleriyle mutlak cehalet içinde olmakla nitelendirmiştir.

روي: أن موسى عليه السلام عبر بهم يوم عاشوراء بعد مهلك فرعون وقومه فصاموه شكرا. فأتوا على قوم فمروا عليهم. يعكفون على أصنام لهم يقيمون على عبادتها، قيل كانت تماثيل بقر وذلك أول شأن العجل
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, ayeti câhil bedevîlerin Hz. Peygamber'den 'zâtu envât' adlı ağaç gibi bir şey istemesi kıssasıyla ilişkilendirir; bu talep, İsrailoğulları'nın Musa'dan kendilerine ilah yapılmasını istemesine benzetilmiştir. Hz. Peygamber bu isteği duyunca, önceki ümmetlerin yollarının aynen izleneceğini belirten hadisi nakletmiştir. Bu şekilde ayetin, geçmiş kavimlerin hatalarının tekrarlanacağına dair bir uyarı içerdiği anlatılır.

لتركبن سنن من قبلكم حذو القذة بالقذة حتى إنهم لو دخلوا حجر ضب لدخلتموه

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler İsrailoğulları'nın put/ilah talebini büyük mucizelere şahit olduktan sonra gelen bir cehalet ve tutarsızlık örneği olarak görür. Taberî, Beydâvî ve Kurtubî bu kıssayı Hz. Peygamber'in benzer bir talebe (zâtu envât) verdiği cevapla ilişkilendirerek ortak bir rivayet zincirinde birleşir; ayetin geçmiş kavimlerin hatalarının tekrarlanabileceğine dair bir uyarı taşıdığı vurgusu da paylaşılan bir noktadır.

Farklar

Taberî, İbn Kesîr ve Kurtubî ağırlıklı olarak rivayet ve tarihsel ayrıntılara (kavmin kimliği, Sâmirî'nin buzağısı, tövbe süreci) odaklanırken; Zemahşerî ve Râzî meseleyi dil/belağat ve akli-kelami düzlemde ele alıp taklit, heva ve istikbar gibi ahlaki-kelami kavramlar üzerinden değerlendirir. Râzî ayrıca Musa'nın rüyet talebi ile kavminin talebini kasıt farkı üzerinden ayırarak kelami bir çürütme (Mu'tezile'ye karşı) yapar; Beydâvî ise rivayet ile dil analizini birleştiren aracı bir konum sunar.

Dönemsel bağlam

En eski müfessir Taberî rivayet temelli bir yöntemle kıssayı aktarırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî ile birlikte dil/belağat ve akli-kelami tahlillerin öne çıktığı görülür; İbn Kesîr, Beydâvî ve Kurtubî ise rivayet temelli çizgiyi büyük ölçüde sürdürerek daha çok tarihsel-ahlaki ders çıkarımına yönelmiştir. Böylece rivayet zemini sabit kalırken, tefsir yöntemi zamanla akli ve edebi katmanlarla zenginleşmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, açık delil ve nimetlere rağmen düşünmeden eskiye veya kalıba özenerek taklit etmenin bugün de bir gaflet biçimi olabileceğini hatırlatır. Konu, ilim ile iman arasındaki dengeyi, aklı kullanarak sorgulamayı ve toplumsal alışkanlıkları eleştirel bir gözle değerlendirmeyi teşvik eden bir ders olarak düşünülebilir. Bu bağlamda ihlas ve bilinçli ibadet anlayışının, körü körüne taklitten uzak durmayı öğütlediği söylenebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir