وَلَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ فَصَبَرُوا۟ عَلَىٰ مَا كُذِّبُوا۟ وَأُوذُوا۟ حَتَّىٰٓ أَتَىٰهُمْ نَصْرُنَا وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِ وَلَقَدْ جَآءَكَ مِن نَّبَإِى۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

“Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre 'Allah'ın kelimelerini değiştirecek yoktur' ifadesi, Allah'ın Peygamber'e düşmanlarına karşı zafer ve yardım vaadidir. Bu ayet, kavminin kendisini yalanlamasından duyduğu üzüntüye karşı Hz. Peygamber'e bir teselli ve tazmindir; ondan önceki peygamberlerin de yalanlandığı ve sabrettiği hatırlatılarak, Allah'ın hükmü gelinceye kadar sabretmesi istenmektedir.

وهذا تسلية من الله تعالى ذكره لنبيه محمد صلى الله عليه وسلم، وتعزية له عما ناله من المساءة بتكذيب قومه إياه على ما جاءهم به من الحق من عند الله
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ayet, geçmiş peygamberlerin haberlerinden ve kıssalarından bir kısmının anlatılmasıyla, onların kendi kavimlerince yalanlanmaları ve incitilmeleri karşısında sabretmelerine işaret eder. Bu durum, aynı zamanda Hz. Peygamber'in müşriklerin eziyetlerine karşı sabretmesi için bir teselli ve örneklik taşımaktadır.

بعض أنبائهم وقصصهم وما كابدوا من مصابرة المشركين
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayet, Peygamber'in kalbindeki hüznü gidermek için önceki ayetten farklı bir yol izlemektedir: geçmiş peygamberlerin de kavimleri tarafından yalanlandığı ve eziyet gördüğü, ancak onların bu tekzibe sabrettikleri ve sonunda kendilerine nusret, fetih ve zafer geldiği belirtilmektedir. Hz. Peygamber tüm âlemlere gönderildiği için bu sabır yolunu izlemeye daha da layıktır; nasıl önceki peygamberler sabredip zafere ulaştıysa, o da sabrederse aynı zafere ulaşacaktır. Ardından 'ولا مبدل لكلمات الله' ifadesiyle Allah'ın nusret vaadinin hak ve doğru olduğu, bu vaade herhangi bir değişme veya bozulmanın (hulf) yol bulamayacağı vurgulanarak bu teselli güçlendirilmektedir.

اعلم أنه تعالى أزال الحزن عن قلب رسوله في الآية الأولى بأن بين أن تكذيبه يجري مجرى تكذيب الله تعالى فذكر في هذه الآية طريقا آخر في إزالة الحزن عن قلبه وذلك بأن بين أن سائر الأمم عاملوا أنبياءهم بمثل هذه المعاملة ، وأن أولئك الأنبياء صبروا على تكذيبهم وإيذائهم حتى أتاهم النصر والفتح والظفر فأنت أولى بالتزام هذه الطريقة لأنك مبعوث إلى جميع العالمين ، فاصبر كما صبروا تظفر كما ظفروا
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, 'yükezzibûneke' kelimesinin hem şeddeli hem şeddesiz okunuşlarını aktarır ve bunların 'hazentehu' ve 'ahzentehu' gibi aynı anlama geldiğini belirtir. Ebu Cehil'in Peygamber'e 'seni yalanlamıyoruz, getirdiğini yalanlıyoruz' dediği rivayetini nakleder. Buna göre ayetin mesajı, önceki peygamberler gibi sabretmesi ve Allah'ın vaad ettiği yardımın (nasr) mutlaka geleceği, bu vaadin hiç kimse tarafından engellenemeyeceğidir.

وروي عنه أن أبا جهل قال للنبي صلى الله عليه وسلم : إنا لا نكذبك ولكن نكذب ما جئت به فأنزل الله عز وجل
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metin, Allah'ın müminler için dünya ve ahirette yazdığı zafer/galebe kanununu anlatmakta; geçmiş peygamberlerin kavimlerinden yalanlayanlara karşı nasıl desteklendiğini ve neticenin onlara ve tabilerine ait kılındığını örnek göstermektedir. Ardından Allah'ın kullarına gece gündüz gözetip koruma nimetinden bahsedilmektedir.

أي كيف نصرناهم وجعلنا العاقبة لهم ولأتباعهم في الدنيا والآخرة
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre bu ayet Hz. Peygamber'e teselli mahiyetindedir; öncekilerin peygamberlerinin de yalanlanıp eziyet gördüğü ancak sabrettikleri, sonunda kendilerine yardımın geldiği belirtilerek Hz. Peygamber'in de onlara uyup sabretmesi teşvik edilmektedir. Ayrıca bu durum, 'seni yalanlamıyorlar' ifadesinin tekzibi mutlak olarak nefyetmediğine delil sayılmaktadır. Allah'ın sözlerinin değiştirilemeyeceği vaadi, sabredenlere yardımın kesin geleceğine işaret olarak yorumlanmıştır.

تسلية لرسول الله صلى الله عليه وسلم، وفيه دليل على أن قوله: لا يكذبونك، ليس لنفي تكذيبه مطلقا. فصبروا على ما كذبوا وأوذوا على تكذيبهم وإيذائهم فتأس بهم واصبر.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayeti Hz. Peygamber'e yönelik bir teselli olarak okur: geçmiş peygamberlerin de kavimlerince yalanlanıp incitildiği, ancak sabrettikleri ve sonunda Allah'ın yardımına (nusret) kavuştukları hatırlatılır. 'Allah'ın kelimelerini değiştirecek yoktur' ifadesi, bu nusret vaadinin kesin ve bozulmaz olduğunu gösteren bir teminat olarak ortak biçimde anlaşılır.

Farklar

Taberî rivayet malzemesine (Katâde, Dahhâk, İbn Cüreyc) dayanarak bağlamsal bir okuma sunar. Zemahşerî ve İbn Kesîr benzer şekilde kıssa-örneklik ilişkisini vurgular. Râzî, dil/belağat tahliline girip önceki ayetle bağ kurarak Peygamber'in evrensel risaleti nedeniyle sabra daha layık olduğunu ekler; kelime seçimlerindeki nüansları (زجروه/ازدجر) işler. Kurtubî kıraat farklılıklarını (şeddeli/şeddesiz okuma) ve Ebu Cehil'in 'seni değil getirdiğini yalanlıyoruz' rivayetini öne çıkararak tekzibin mahiyetine dair dilsel bir ayrım getirir; bu ayrımı Beydâvî de zikreder. İbn Kesîr ayrıca ayetin devamındaki koruma nimetine dikkat çekerek kapsamı genişletir.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet aktarımına dayanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî'de dil/belağat ve mantıksal çıkarım ağırlık kazanır; Kurtubî kıraat ilmini devreye katar, Beydâvî ise özet ve sistematik bir sentezle önceki katmanları bir arada sunar. Temel mesaj (sabır-teselli-nusret vaadi) tüm dönemlerde sabit kalırken, ispat yöntemleri (rivayet, dil analizi, kıraat, ayetlerarası bağlam) zamanla çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ortak okuma, insanın haklı bir dava veya iyi bir amaç için karşılaştığı anlaşılmama ve itirazlar karşısında sabrın, ümidini kaybetmemenin önemine işaret eder. Toplumsal ve ailevi ilişkilerde de haksız eleştiriler karşısında sükunetle, ihlasla ve yapıcı bir tutumla yola devam etmenin, zamanla hakikatin ve iyi niyetin ortaya çıkacağına duyulan güvenle desteklenebileceği düşünülebilir. Bu bakış açısı, günlük hayatta sabır ve ihlas temelli bir duruşu teşvik eden ihtiyatlı bir hatırlatma olarak görülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir