أَن تَقُولُوٓا۟ إِنَّمَآ أُنزِلَ ٱلْكِتَٰبُ عَلَىٰ طَآئِفَتَيْنِ مِن قَبْلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمْ لَغَٰفِلِينَ

“(Onu size indirdik ki:) "Kitap, sadece bizden önceki iki topluluğa (yahudi ve hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okumasından habersizdik (o kitapları okuyamıyor ve dillerini anlayamıyorduk)" demeyesiniz.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre ayetteki 'an' harfinin âmili ve bağlamı, Kitab'ın yahudi ve hristiyanlara indirilmiş olup Kureyş'in bu iki topluluğun okuduklarından ve kitaplarında ne bulunduğundan tamamen habersiz olduklarını ifade etmek üzeredir. Bu gafletin sebebi, o kitabın kendilerine hitap etmemesi, kendi dilleriyle olmaması ve içeriğiyle mükellef tutulmamalarıdır; Allah Kur'an'ı indirerek onların bu mazeretini ortadan kaldırmıştır.

فقطع الله بإنزاله القرآن على نبيه محمد صلى الله عليه وسلم حجتهم تلك
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî bu ayette 'liellâ tekûlû' ifadesindeki takdirin, Kisâî ve Ferrâ'ya göre 'liellâ' şeklinde olduğunu, ancak cer harfi ile nefiy harfinin hazfedildiğini belirtir. Ayetin devamındaki 'ev tekûlû lev ennâ ünzile aleynâ...' ifadesi ise birincisini tefsir eden, aynı anlamı (yani onların bu bahaneyle hüccet ileri sürmelerini önleme) taşıyan bir ifade olarak açıklanır. Ardından Allah'ın bu hücceti kestiğini ve 'tâifeteyn' ile kastedilenin Yahudiler ve Hristiyanlar olduğunu ifade eder.

قال الكسائي والفراء ، والتقدير : أنزلناه لئلا تقولوا ، ثم حذف الجار وحرف النفي
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre bu ifade Yahudi ve Hristiyanları kastetmektedir; 'bize bir kitap indirilmedi' sözü onların kendi kitaplarını okuma ve dillerine dair bir mazeret ileri sürmelerine işaret eder. Metin, ikili (tesniye) değil de tekil/başka bir sigada ifade kullanılmasının nedenini, her bir topluluğun (Yahudilerin Tevrat'a, Hristiyanların İncil'e) ayrı ayrı sahip olmasıyla açıklar.

ولم يقل عن دراستهما لأن كل طائفة جماعة أي التوراة والإنجيل
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet, kıyamet günü mazeretlerin kesilmesini ifade etmektedir; İbn Abbas, Mücahid, Süddî ve Katâde'den nakledilen görüşe göre burada kastedilenler Yahudi ve Hıristiyanlardır. Ayrıca, kastedilen topluluğun kendi dillerinden olmadıkları için onların sözlerini anlamadıkları, buna ilaveten kendi meşguliyetleri içinde onların içinde bulundukları durumdan da gafil oldukları belirtilmiştir.

قال علي بن أبي طلحة عن ابن عباس هم اليهود والنصارى وكذا قال مجاهد والسدي وقتادة وغير واحد
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre bu ayette Kur'an'ın indirilme gerekçelerinden biri, Arapların kendilerinden önceki iki topluluğa (Yahudi ve Hristiyanlara) kitap indirildiğini, kendilerinin ise o kitapların okunuşundan ve içeriğinden habersiz olduklarını ileri sürerek mazeret öne sürmelerini önlemektir. 'إنما' ile yapılan tahsis, o dönemde bilinen semavi kitapların sadece Yahudi ve Hristiyanlara ait kitaplar olmasından kaynaklanmaktadır. 'دراستهم' kelimesi onların kitabı okumaları anlamına gelir ve Araplar bu okumadan tamamen habersiz olduklarını belirtmektedirler.

إنما أنزل الكتاب على طائفتين من قبلنا اليهود والنصارى، ولعل الاختصاص في إنما لأن الباقي المشهور حينئذ من الكتب السماوية لم يكن غير كتبهم
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre ayette kastedilenler Tevrat ve İncil ehlidir. 'İn kunnâ' ifadesindeki 'in', şeddeli olan 'inne'den hafifletilmiş 'in'dir ve lam da bunu olumsuzluk edatından ayıran bir 'lâm-ı fârika'dır. Aslı 'innehû kunnâ' şeklindedir; buradaki he zamiri şan zamiridir ve ifade 'onların okuyup öğrenmeleri gibi bir okuyuşu bilmiyorduk' anlamına gelir.

واللام هي الفارقة بينها وبين النافية

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetteki 'iki topluluk'un Yahudi ve Hristiyanlar olduğunda, ayetin Kureyş'in/Arapların 'bize kitap gelmedi, onların okuduğundan haberimiz yoktu' türü mazeretini kesmeye yönelik olduğunda ve bu okumanın hem dil tahlili hem de sahâbe-tâbiîn rivayetlerine dayandığında birleşirler.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir okuma sunarak Katade, İbn Abbas, Mücahid ve Süddî gibi isimlerin nakillerine dayanır; Râzî, Zemahşerî ve Beydâvî ise 'in', 'liellâ', 'lâm-ı fârika' gibi gramer ve belağat meselelerine odaklanarak dilbilimsel bir tahlil sunar. Kurtubî ayrıca tesniye değil tekil ifade kullanılmasının sebebini her topluluğun kendi kitabına sahip olmasıyla açıklayarak farklı bir vurgu getirir.

Dönemsel bağlam

En eski müfessir Taberî'den en yeni müfessirlere kadar temel anlam (mazeretin kesilmesi, iki topluluğun Yahudi-Hristiyan oluşu) sabit kalmış, ancak zaman içinde tefsir yöntemi rivayet ağırlıklı yaklaşımdan giderek daha sistematik dil ve belağat tahliline evrilmiştir; bu, tefsir ilminin nahiv ve belağat disiplinleriyle olgunlaşmasının bir yansımasıdır.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırma, bilgiye erişimin ve öğrenmenin mazeret bırakmayacak ölçüde önemli olduğunu hatırlatır; ilim ile iman arasındaki uyum, bir konuda bilgisiz kalmayı tercih etmek yerine araştırıp öğrenmeyi teşvik eder. Ayrıca farklı toplulukların birbirinin inanç ve bilgi birikimine dair yüzeysel yargılarda bulunmadan önce anlamaya çalışması, günümüzde de hoşgörü ve diyalog ruhuyla ilişkilendirilebilir bir tutumdur.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir