قُلْ تَعَالَوْا۟ أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلَّا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًٔا وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُم مِّنْ إِمْلَٰقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلَا تَقْرَبُوا۟ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلَا تَقْتُلُوا۟ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
“De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu metin, ayette geçen kısas (nefs katli) hükmünün ancak belirli meşru sebeplerle uygulanabileceğini açıklar: irtidat (İslam'dan sonra küfür), zina (ihsandan sonra) veya bir cana karşılık kısas. Ayrıca Allah'ın hiçbir ümmeti haksız yere helak etmediğini, göklerin ve yerin adaletle yaratıldığını belirtir. Ebu Bekir'in zekat vermeyenlerle savaşma kararını bu 'hakkıyla' kaydına dayandırdığı rivayet edilir.
وحقها أن لا تقتل إلا بكفر بعد إسلام، أو زنا بعد إحصان، أو قود نفس
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî bu bölümde birkaç ayeti birlikte işlemekte; haksız yere adam öldürmenin vaîdini, öldürülenin velisine tanınan 'sultan'ın kıyas/intikam hakkı veya delil anlamına gelebileceğini, İbn Mesud rivayetiyle en büyük günahların şirk, evlat öldürme ve zina olduğunu, ayrıca 'furkan' suresindeki şirk-katl-zina yasağının ihlali halinde cezanın katmerleneceğini ve tevbe ile günahların sevaba dönüştürülebileceğini açıklamaktadır. Ayrıca 'sultan' kelimesinin velinin katil üzerindeki kısas yetkisi ya da onu mahkum edecek bir hüccet olabileceğini belirtir. Şirk ile birlikte işlenen günahların cezasının, hem şirk hem de diğer günah için ayrı ayrı katmerleneceğini, sevaba dönüşümün ise tevbe yoluyla gerçekleştiğini ifade eder.
{ مظلوما } غير راكب واحدة منهن { لوليه } الذي بينه وبينه قرابة توجب المطالبة بدمه ، فإن لم يكن له ولي فالسلطان وليه { سلطانا } تسلطا على القاتل في الاقتصاص منه . أو حجة يثب بها عليه
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî bu bölümde 'teâlev' emrinin dilsel kökenini (yükselme/öne çıkma anlamı), 'mâ harrame' ifadesindeki i'rab ihtimallerini, 'imlâk' kelimesinin fakirlik/açlık/infak anlamlarını, çocuk öldürmenin (ved) hükmünü ve nefsi haksız yere öldürmenin haramlığını ele almaktadır. Ayrıca canın ancak hak ile (küfürden sonra irtidat, ihsandan sonra zina gibi) alınabileceğini, bunun Hz. Osman'ın kıssası ve Hz. Peygamber'in hadisiyle desteklendiğini aktarır. Şeyhi Ebu'l-Abbas'ın bazı ayetleri bâtınî şekilde te'vil eden görüşünü nakledip bunu eleştirmektedir.
قال شيخنا أبو العباس : وهذا كلام رائق غير أنه عند السبر مائق وهي نبعة باطنية ونزعة باطلية
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu metinde İbn Kesîr, ayette geçen 'evladlarınızı öldürmeyin' ifadesinin fakirlik korkusuyla ilgili olduğunu, İbn Abbas, Katade ve Süddî'den naklen bunun fakirlik anlamına geldiğini aktarır. Ayrıca ayetteki 'sümme' (ثم) edatının burada sıralama için değil, haber üzerine haber atfetmek için kullanıldığını belirtir. Buna ek olarak ayetin başındaki 'kul' emrinin Hz. Peygamber'e müşriklere karşı hitap etmesiyle ilgili bağlamı ve konuyla ilgili çeşitli hadisleri zikreder.
قال ابن عباس وقتادة والسدي وغيره هو الفقر أي ولاتقتلوهم من فقركم الحاصل وقال في سورة الإسراء لأنه الأهم ها هنا والله أعلم وقوله تعالى أي هذا مما وصاكم به لعلكم تعقلون عن الله أمره ونهيه
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî bu bölümde âyetin dilbilgisel yapısını çözümlemekte; 'أتل' fiilinin 'ما حرم ربكم' ile bağlantısını, 'أن لا تشركوا' ifadesindeki farklı i'rab ihtimallerini (nasb, cerr, ref') ve bunların gramatik gerekçelerini açıklamaktadır. Ayrıca 'وبالوالدين إحسانا' ifadesinin ana-babaya kötülük etmemenin yasağından daha kapsamlı bir mübalağa ifadesi olduğunu, çocuk öldürme yasağının fakirlik nedeniyle olduğunu ve 'الفواحش' ile kastedilenin büyük günahlar veya zina olabileceğini belirtir.
وبالوالدين إحسانا أي وأحسنوا بهما إحسانا وضعه موضع النهي عن الإساءة إليهما للمبالغة وللدلالة على أن ترك الإساءة في شأنهما غير كاف بخلاف غيرهما.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Râzî'ye göre 'hak' ile kastedilen, kısas ayetinde belirtilen tek bir sebep (haksız yere öldürülme) olup, ayet cana kıymanın haram olduğunu ve bundan tek istisnanın kısas olduğunu açıkça belirtir. Ayrıca hadis rivayetiyle bu haramlığın kaldırılmasına üç veya dört sebep eklendiği, bunların ayeti tahsis mi yoksa tefsir mi ettiği tartışmalı olduğu aktarılır.
لا يحل دم امرىء مسلم إلا بإحدى ثلاث : كفر بعد إيمان ، وزنا بعد إحصان ، وقتل نفس بغير حق
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, hayatın kutsallığına saygı ve haksız şiddetten kaçınma ilkesinin toplumsal düzenin temeli olduğunu hatırlatır. Farklı müfessirlerin hem dil hem rivayet yöntemini birlikte kullanması, ilim ile iman arasındaki uyumlu, akıl ve nakli birleştiren bir yaklaşımın önemine işaret edebilir. Aile içi şefkat ve çocukların korunması vurgusu ise günümüzde toplumsal dayanışma ve sabırlı, hizmet odaklı bir aile anlayışıyla ilişkilendirilebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir