وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأَدْخَلْنَٰهُمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
“Eğer kitap ehli iman etmiş ve layıkıyla korunmuş olsalardı, onların kötülüklerini örter, nimeti bol olan cennetlere koyardık.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî, ayette geçen 'iman edip takva sahibi olanlar' ifadesinin ehl-i kitap olan Yahudi ve Hristiyanlar hakkında olduğunu belirtir. Bunlar Allah'a ve Hz. Muhammed'e iman edip onu tasdik ederek kendisine indirileni izler ve Allah'ın yasakladıklarından sakınırlarsa, Allah onların günahlarını örter, kendilerini rezil etmez ve ahirette nimet cennetlerine koyar.
يقول تعالى ذكره: وهم اليهود والنصارى {آمنوا} بالله وبرسوله محمد صلى الله عليه وسلم فصدقوه واتبعوه وما أنزل عليه {واتقوا} ما نهاهم الله عنه فاجتنبوه
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî'ye göre bu ifade, cennetlerin dünya bahçelerinden farklı olarak saf ve katkısız bir nimetlendirmeden ibaret olduğunu, dünya bahçelerini bulandıran ve tadını kaçıran unsurların cennette bulunmadığını belirtir.
ليس فيها إلا التنعم الخالص ، لا يشوبه ما ينغصه كما يشوب جنان الدنيا
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Râzî'ye göre âyette imana takva şartının eklenmesi, kişinin imanı münafıkların yaptığı gibi dünyevi bir maksat için değil, doğrudan takva ve itaat gayesiyle gerçekleştirmiş olması gerektiğini ifade eder. Ayrıca cennet ifadesiyle ilgili olarak, bu naîmin dünya cennetlerindeki gibi herhangi bir kederle karışmayan halis bir nimet olduğu belirtilir. Mukatil'den nakledilen bir rivayete göre bu âyet inince Mekke kâfirleri, dünyada Allah'ın kendilerini üstün kıldığını, ahirette de üstün olacaklarını iddia etmişler, Allah da bu sözü reddetmiştir.
المراد كونه آتيا بالإيمان لغرض التقوى والطاعة ، لا لغرض آخر من الأغراض العاجلة مثل ما يفعله المنافقون
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî bu bölümde "حور عين" ifadesinin i'rabındaki farklı okuyuş vecihlerini (cer, nasb, ref') ele alır ve her birinin gerekçesini açıklar; kimine göre kelime muzâfın hazfi takdiriyle veya lafızda tâbi olma yoluyla mecrûr, kimine göre gizli bir fiil takdiriyle mansûb, cumhura göre ise mübtedâ olarak merfûdur çünkü hûr üzerlerine tavaf edilen şeylerden değildir.
ومن رفع وهم الجمهور وهو اختيار أبي عبيد وأبي حاتم فعلى معنى وعندهم حور عين لأنه لا يطاف عليهم بالحور
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr'e göre bu ifade, insanlar Allah'a ve Rasûlü'ne iman edip işledikleri günah ve haramlardan sakınmış olsalardı, kendilerinden korkulan/sakınılan şeylerin giderileceğini ve arzu ettikleri şeylere ulaştırılacaklarını belirtmektedir.
أي لو أنهم آمنوا بالله ورسوله واتقوا ماكانوا يتعاطونه من المآثم والمحارم أي لأزلنا عنهم المحذور وأنلناهم المقصود
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre bu ayetler, Ehl-i Kitab'ın Hz. Muhammed'e ve getirdiği dine iman edip yasaklanan günahlardan kaçınmaları halinde geçmiş günahlarının bağışlanacağını ve cennete gireceklerini bildirir. Tevrat ve İncil'in gerçek anlamda ikame edilmesi, içlerindeki Hz. Muhammed'in vasıflarının açıklanması ve hükümlerine uyulmasıyla olur; bu takdirde rızıklarının bollaşacağı, gökten ve yerden bereketlerin akacağı belirtilir. Ehl-i Kitab'ın bir kısmının orta yolu tutan adil bir topluluk (iman edenler), çoğunun ise kötü işler yapan kimseler olduğu ifade edilir.
ولو أن أهل الكتاب آمنوا بمحمد صلى الله عليه وسلم وبما جاء به. واتقوا ما عددنا من معاصيهم ونحوه. لكفرنا عنهم سيئاتهم التي فعلوها ولم نؤاخذهم بها. ولأدخلناهم جنات النعيم وجعلناهم داخلين فيها. وفيه تنبيه على عظم معاصيهم وكثرة ذنوبهم، وأن الإسلام يجب ما قبله
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, imanın samimi bir niyetle ve kötülüklerden kaçınma çabasıyla birlikte anlam kazandığını hatırlatır; bu da günümüzde ihlas ve ahlaki tutarlılık üzerine düşünmeye kapı açabilir. Ayrıca farklı toplulukların ortak değerler etrafında buluşabileceği vurgusu, hoşgörü ve diyalog temasıyla ilişkilendirilebilir. Nimetin katıksız oluşu fikri de, günlük hayatta huzuru gölgeleyen unsurlardan arınmış bir denge arayışına dair düşündürücü bir çağrışım taşıyabilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir