مِنْ أَجْلِ ذَٰلِكَ كَتَبْنَا عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَنَّهُۥ مَن قَتَلَ نَفْسًۢا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِى ٱلْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ ٱلنَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَآ أَحْيَا ٱلنَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم بَعْدَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ

“Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, ayetin yeryüzünde fesat çıkaranlara verilecek cezanın dünyada öldürme, asma, çapraz olarak el ve ayak kesme veya sürgün olduğunu, ahirette ise tevbe etmedikleri takdirde büyük azap bulunduğunu belirtir. Ardından ayetin kimler hakkında indiğine dair müfessirler arasındaki ihtilafı nakleder: bir grup, ehl-i kitaptan Peygamber ile ahitleşip sonra ahdi bozup fesat çıkaran bir topluluk hakkında indiğini söylerken, diğerleri 'bir kişiyi öldürenin bütün insanları öldürmüş gibi olması' ifadesinin anlamını, bir nefsi haksız yere öldürmenin cezasının tüm insanlığı öldürmek gibi olduğu şeklinde açıklar. Bazıları ise bunu peygamber veya adil bir imamı öldürmek/onlara yardım etmekle ilişkilendirir ve Kabil-Habil kıssasını da bu bağlamda zikreder.

لا جزاء له في الدنيا إلا القتل والصلب وقطع اليد والرجل من خلاف أو النفي من الأرض، خزيا لهم؛ وأما في الآخرة إن لم يتب في الدنيا فعذاب عظيم
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî, çocuğun öldürülmesinde 'nükr' ifadesinin, geminin batırılması hadisesindeki 'imr'den daha az veya daha çirkin olabileceğine dair iki görüşü nakleder; bir yoruma göre bir canın öldürülmesi gemi halkının boğulmasından daha ehvendir, diğer yoruma göre ise bu fiilin telafisi mümkün olmadığından öncekinden daha münker sayılmıştır. Ayrıca İbn Abbas'a nakledilen bir rivayette, çocukların öldürülmesinin cevazı Hz. Musa'nın bu işteki özel bilgisine (Hızır'ın gaybî ilmine) bağlanmıştır. Son olarak 'lek' kelimesinin ayete eklenmesinin, Musa'yı vasiyeti terk etmesi ve sabırsızlığı sebebiyle azarlama amacı taşıdığı belirtilmiştir.

وعن ابن عباس : ( 644 ) أن نجدة الحروري كتب إليه : كيف جاز قتله ، وقد نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم عن قتل الولدان ؟ فكتب إليه : إن علمت من حال الولدان ما علمه عالم موسى فلك أن تقتل
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu metinde önce 'min ecli zâlike' ifadesinin dilbilimsel tahlilini yapar; 'ecl' kelimesinin cinayet/suç anlamına geldiğini ve aslında 'çekme/sonuç' anlamıyla ilişkili olduğunu açıklar. Ardından 'bir cana kıymak-bütün insanları öldürmek gibidir' teşbihi hakkında müfessirler arasındaki farklı görüşleri (İbn Abbas, Mücahid, İbn Zeyd ve diğerleri) sıralayarak bu teşbihin kimi zaman peygamber/imam öldürmeye, kimi zaman tek bir masum canı öldürmeye, kimi zaman da kısas ve vebalin ağırlığına işaret ettiğini nakleder. Ayrıca 'imr' ve 'nükr' kelimelerinin hangisinin daha güçlü/ağır bir anlam taşıdığı konusunda da görüş ayrılıklarını, İbn Atıyye'nin bu iki kelimenin farklı anlamlara işaret ettiği görüşünü aktararak özetler.

قال بن عطية : وعندي أنهما لمعنيين وقوله : ( إمرا ) أفظع وأهول من حيث هو متوقع عظيم و ( نكرا ) بين في الفساد لأن مكروهه قد وقع
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet, kısas veya yeryüzünde fesat çıkarma gibi haklı bir sebep olmaksızın bir kişiyi öldürmenin, tüm insanları öldürmüş gibi sayılacağını bildirir; çünkü katilin nazarında bir nefis ile diğeri arasında fark yoktur. Bir kişiyi öldürmekten kaçınan ve bunu haram bilen kimse ise bu itibarla bütün insanlığı öldürmekten çekinmiş gibi kabul edilir. Metin, bu hükmün Hz. Osman'ın Hz. Ebû Hüreyre'ye söylediği sözle desteklendiğini nakleder.

فإنك إن قتلت رجلا واحدا فكأنما قتلت الناس جميعا فانصرف مأذونا لك مأجورا غير مأزور
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'kim bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibidir' ifadesi, öldürülen kişinin haksız yere (kısas gerektirmeyen bir sebep olmaksızın) veya yeryüzünde fesad çıkarma (şirk, yol kesme gibi) sebebi bulunmaksızın öldürülmesi durumunu kasteder. Bu benzetme, kan dökmenin haram kılınan hükmünü çiğnemesi ve öldürme fiilini alışkanlık haline getirip başkalarını da buna cesaretlendirmesi bakımından, yahut tek bir kişiyi öldürmekle tüm insanları öldürmenin Allah'ın gazabını ve büyük azabı celbetme açısından eşit olması bakımındandır. Benzer şekilde bir canı yaşatan kimse de -affetme, öldürmeyi engelleme veya bir helak sebebinden kurtarma yoluyla- bütün insanları yaşatmış gibi kabul edilir; buradaki maksat, cana kıymanın ve onu yaşatmanın kalplerde büyütülerek insanları bundan sakındırmak ve canı korumaya teşvik etmektir.

أنه من قتل نفسا بغير نفس أي بغير قتل نفس يوجب الاقتصاص. أو فساد في الأرض أو بغير فساد فيها كالشرك أو قطع الطريق. فكأنما قتل الناس جميعا من حيث أنه هتك حرمة الدماء وسن القتل، وجرأ الناس عليه
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre 'bir kişiyi öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir' ifadesindeki teşbih, iki şeyin her yönden birbirine benzediğini gerektirmez; buradaki maksat, kasten ve haksız yere adam öldürmenin büyüklüğünü ve vahametini vurgulamaktır. Nitekim bütün insanları öldürmek herkesçe büyük bir suç sayıldığı gibi, tek bir insanı öldürmek de aynı derecede büyük ve korkunç sayılmalıdır; buradaki ortaklık, büyüklükte ortaklık değil, büyük sayılmakta ortaklıktır.

لأن قولنا : هذا يشبه ذاك أعم من قولنا : ءنه يشبهه من كل الوجوه ، أو من بعض الوجوه

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'bir cana kıyanın bütün insanları öldürmüş gibi olması' teşbihinin, haksız yere adam öldürmenin büyüklüğünü/vehametini vurgulamak amacı taşıdığında birleşir; ayrıca dil-belağat tahlili (kelime kökenleri, teşbihin işlevi) ile rivayet nakli (İbn Abbas, Mücahid vb.) birlikte kullanılır.

Farklar

Taberî ayetin tarihi bağlamını (ehl-i kitapla ahit, Kabil-Habil) rivayetlerle çoğullaştırırken, Zemahşerî ve Kurtubî kelime analizine (nükr/imr, ecl) ağırlık verir; İbn Kesîr tarihi-toplumsal bağlamı (Yahudi kabileleri) öne çıkarır; Beydâvî ve Râzî ise daha çok teşbihin mantıksal/belâgî işlevine, yani büyüklükte değil büyük sayılmakta ortaklığa odaklanır. Bu farklar, müfessirlerin rivayet ağırlıklı erken dönem yöntemi ile daha sonraki dilbilimsel-mantıksal analiz yöntemleri arasındaki ekol farkını yansıtır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet zincirlerine ve sebeb-i nüzul tartışmalarına geniş yer ayırırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Kurtubî, Beydâvî, Râzî) giderek dil ve mantık tahliline yönelmiş, teşbihin retorik işlevini daha sistemli açıklamıştır; İbn Kesîr ise rivayet yöntemini sürdürürken tarihi bağlamı da güçlendirmiştir. Temel mesaj (haksız cana kıymanın ağırlığı) tüm dönemlerde sabit kalmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, bir canın değerinin tüm insanlık için taşıdığı önemi hatırlatarak toplumsal dayanışma ve hayatı koruma duyarlılığını güçlendirebilir. Bir kişiyi kurtarmanın veya ona zarar vermekten kaçınmanın, toplumun bütününe yapılan bir iyilik gibi görülmesi, günümüzde yapıcı ve hizmet odaklı bir tutumu, ayrıca ilim ile vicdanın birlikte hareket etmesini teşvik edici bir bakış sunabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir