حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَٰتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَٰتُكُمْ وَعَمَّٰتُكُمْ وَخَٰلَٰتُكُمْ وَبَنَاتُ ٱلْأَخِ وَبَنَاتُ ٱلْأُخْتِ وَأُمَّهَٰتُكُمُ ٱلَّٰتِىٓ أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَٰتُكُم مِّنَ ٱلرَّضَٰعَةِ وَأُمَّهَٰتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَٰٓئِبُكُمُ ٱلَّٰتِى فِى حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ ٱلَّٰتِى دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُوا۟ دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَٰٓئِلُ أَبْنَآئِكُمُ ٱلَّذِينَ مِنْ أَصْلَٰبِكُمْ وَأَن تَجْمَعُوا۟ بَيْنَ ٱلْأُخْتَيْنِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
“Size şunları nikahlamak haram kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kızkardeşleriniz ve karılarınızın anneleri, ve kendileri ile zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Sulbünüzden gelen (öz) oğullarınızın hanımları ile evlenmeniz ve iki kız kardeşi birlikte nikahlamanız da haramdır. Ancak cahiliyyet devrinde geçen geçmiştir. Şüphesiz ki Allah gafur (çok bağışlayıcı) ve çok merhamet edicidir.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu bölümde Taberî, haram kılınan kadınlardan 'üvey kızın annesi' (ربائب) hükmüyle ilgili olarak 'dâhil olma' (الدخول) şartının ne anlama geldiğini tartışır ve nesep ile sıhriyet yoluyla haram kılınanların sayısını (yedişer) nakleder. Ayrıca kadının annesiyle evlenme meselesinde, kızıyla zifafa girilmemişse annenin ribîbe hükmünde olup olmadığı konusundaki farklı görüşleri sıralar. Ebu Ca'fer (Taberî) kendi tercihini belirterek annelerin (نساء) mübhem/mutlak haram kılınanlardan olduğunu, çünkü Allah'ın bunlarla ilgili 'dâhil olma' şartı koymadığını savunur.
والقول الأول أولى بالصواب، أعني قول من قال: الأم من المبهمات؛ لأن الله لم يشرط معهن الدخول ببناتهن، كما شرط لك مع أمهات الربائب
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu metin, hurmet ayetinin kapsamına farklı meselelerin girdiğini göstermek için birçok alt konuyu ele alır: Levh-i Mahfuz ve kaderin tespiti, müteveffâ (evlatlık) meselesinin haramlıktan istisna edilişi, halile/zevce kelimesinin cariyeleri de kapsayıp kapsamadığı, iki kızkardeşin nikahta veya mülkiyette birleştirilmesinin hükmü ve teyzeyle/halayla birlikte nikahın Kur'an lafzıyla değil tevatürle haram kılındığı gibi konular tartışılır. Ebu Hanife'nin usulüne göre 'hürmet' ile 'butlan' arasındaki ilişkinin tutarsız görünmesi de eleştirel biçimde ele alınır.
فليس مراده من هذا الابهام كونها مجملة مشتبهة ، بل المراد من هذا الابهام التأييد . ألا ترى أنه قال في السبعة المحرمة من جهة النسب : انها من المبهمات ، أي من اللواتي تثبت حرمتهن على سبيل التأبيد
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî bu ayette Allah'ın nesep, sıhriyet ve rıza yoluyla haram kılınan kadınları saydığını, bunların nesepten yedi, sütten ve sıhriyetten altı olduğunu, mütevatir sünnetin ise yedincisi olarak bir kadınla halasını (veya teyzesini) birlikte nikahlamayı bunlara eklediğini belirtir. Ayrıca rebibenin (kadının başka kocadan olan kızının) kocaya haram olması, hem annesiyle zifafa girilmiş olması hem de rebibenin himayede bulunması şartına bağlı olup olmadığı tartışmasını, çoğunluk fıkıhçıların ve zahirîlerin görüşlerini aktararak inceler.
حرم من النسب سبع ومن الصهر سبع وتلا هذه الآية وقال عمرو بن سالم مولى الأنصار مثل ذلك وقال : السابعة قوله تعالى : والمحصنات
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr bu bölümde nesep ve sıhriyet yoluyla haram kılınan kadınları ayet ayet açıklamakta; anne, kız, kızkardeş gibi nesep yakınları ile üvey kız (rabibe), gelin ve iki kızkardeşi bir arada nikahlamanın haramlığını ele almaktadır. Ayrıca radaat (süt emme) yoluyla haramlığın nesep yoluyla haramlıkla aynı hükme tabi olduğunu, zina sonucu doğan çocuğun da nesebe dahil olup olmadığı konusundaki fıkhi ihtilafları ve evlatlık meselesini (ibn ed-daî) aktarmaktadır. Cariyeler konusunda da hürlerle aynı haramlık kurallarının uygulandığını, sadece sayı sınırlaması dışında fark olmadığını nakletmektedir.
إن الرضاعة تحرم ما تحرم الولادة وفي لفظ لمسلم يحرم من الرضاعة ما يحرم من النسب
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî bu ayette geçen nikâh yasaklarının kadınların zâtının değil, onlarla nikâhlanmanın haram kılındığını belirtir; anne, kız, kız kardeş gibi nesep, süt ve sıhriyet yoluyla haram olan kadınları tek tek açıklar. Ayrıca 'rebâibiniz' ve 'hicrinizde olanlar' ifadelerinin hükmü sınırlamadığını, sadece illetin kuvvetini gösterdiğini, dolayısıyla üvey kızın annesiyle zifafa girilmişse (kadın hacirde olsun olmasın) haram olacağını açıklar. Ayrıca iki kız kardeşi bir arada nikahlamanın haramlığının hem nikâh hem de mülk-i yeminde (cariyelik) geçerli olup olmadığı konusunda Ali ve Osman'ın görüşlerini nakleder ve Ali'nin görüşünü daha güçlü bulur.
والمعنى أن الربائب إذا دخلتم بأمهاتهن وهن في احتضانكم أو بصدده تقوى الشبه بينها وبين أولادكم وصارت أحقاء بأن تجروها مجراهم لا تقييد الحرمة، وإليه ذهب جمهور العلماء.
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler ayetin nesep, süt ve sıhriyet yoluyla haram kılınan kadınları saydığını, rebibe (üvey kız/annesi) meselesinde 'dâhil olma' (zifaf) şartının merkezi bir tartışma konusu olduğunu ve mütevatir sünnetin (iki kızkardeşi/hala-teyzeyi birleştirme yasağı gibi) ayete ek hükümler getirdiğini kabul eder. Fıkhi çıkarımın rivayet (sahabe-tabiin sözleri, hadisler) ile dilsel analiz birlikte kullanılarak yapıldığı da ortaktır.
Farklar
Taberî meseleyi daha çok rivayet nakli ve kendi tercihini gerekçelendirme üzerinden ele alırken, Râzî konuyu belağat ve mezhep usulü tutarlılığı (Ebu Hanife'nin hürmet-butlan ilişkisi) açısından eleştirel bir zemine taşır. Kurtubî çoğunluk fıkıhçılar ile zahirîlerin görüşlerini karşılaştırmalı sunar, İbn Kesîr ise zina ve evlatlık gibi nesep tartışmalarını genişçe ele alarak cahiliye uygulamalarına da yer verir. Beydâvî ise dilsel unsurlara (harf-i cerlerin delaleti, sıla-mevsûl ilişkisi) daha teknik bir yaklaşımla eğilip Ali-Osman ihtilafını nakleder; bu farklar müfessirlerin ekolsel yönelimi (dilci, fıkıhçı, hadisçi) ve dönemin tartışma gündemiyle ilişkilidir.
Dönemsel bağlam
Erken dönem müfessiri Taberî meseleyi rivayet ağırlıklı ele alırken, sonraki dönemlerde Râzî ve Beydâvî gibi müfessirlerde dilbilimsel/mantıksal analiz ile mezhep usulü tartışmaları daha belirgin hale gelmiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha sonraki müfessirler ise önceki birikimi sentezleyerek fıkhi ihtilafları sistematik biçimde aktarmıştır; temel hükümler (haram kılınanların sayısı, zifaf şartı) büyük ölçüde sabit kalmış, tartışma biçimi ve derinliği zamanla gelişmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet çevresindeki müfessir tartışmaları, aile içi ilişkilerde sınırların ve karşılıklı saygının önemine dikkat çeker; bu da günümüzde aile bağlarının korunması ve toplumsal düzenin sağlıklı temeller üzerine kurulmasıyla ilişkilendirilebilir. Müfessirlerin farklı yöntemlerle (dil, rivayet, fıkıh) aynı meseleye yaklaşması, ilim geleneğinde çok yönlü düşünmenin ve farklı bakış açılarına saygının bir örneği olarak da düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir