وَإِنْ أَرَدتُّمُ ٱسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَّكَانَ زَوْجٍ وَءَاتَيْتُمْ إِحْدَىٰهُنَّ قِنطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا۟ مِنْهُ شَيْـًٔا أَتَأْخُذُونَهُۥ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا

“Eğer bir eşi bırakıp da yerine diğer bir eş almak isterseniz, öncekine yüklerle mehir vermiş de bulunsanız, ondan bir şey geri almayın. O malı bir iftira ve açık bir günah isnadı yaparak geri alır mısınız?” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre Nisâ suresindeki âyet, kocanın eşinden -boşamak isteyip aralarında Allah'ın hadlerini gözetmeme korkusu olmaksızın- verdiği mehirden bir şey almasını haram kılar; Bakara suresindeki âyet ise, karı-koca arasında hadleri gözetememe korkusu (nüşûz vs.) bulunduğunda kadının kendini fidye ile kurtarmasına ve kocanın bunu almasına cevaz verir. Bu iki hüküm birbirine zıt durumları düzenlediğinden, biri diğerini nesheden bir hüküm değildir; çünkü nesih ancak hükmedilen konunun manaları aynı olup zamanla hüküm değiştiğinde söz konusu olur.

فالأمر الذي أذن به للزوج في أخذ الفدية من المرأة في سورة البقرة ضد الأمر الذي نهى من أجله عن أخذ الفدية في سورة النساء، كما الحظر في سورة النساء غير الطلاق والإباحة في سورة البقرة. فإنما يجوز في الحكمين أن يقال أحدهما ناسخ إذا اتفقت معاني المحكوم فيه، ثم خولف بين الأحكام فيه باختلاف الأوقات، والأزمنة.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî'ye göre erkeğin, eşinden mehir olarak verdiği malı geri almak için onu fuhuş ile itham etmesi büyük bir bühtandır; çünkü bu, kadına iftira atmayı ve haksız yere hakkını gasp etmeyi birleştirdiği için hem bühtan hem de açık bir günahtır (ism-i mübîn). Ayrıca 'bühtan' kelimesinin bu bağlamda kullanılmasının, erkeklerin âdeti olan; başka bir kadınla evlenmek isteyince eşini fuhuşla suçlayıp mehrini geri almaya zorlama pratiğiyle ilişkili olduğunu belirtir.

روي أن الرجل منهم إذا مال إلى التزوج بامرأة أخرى رمى زوجة نفسه بالفاحشة حتى يلجئها إلى الافتداء منه بما أعطاها ليصرفه إلى تزوج المرأة التي يريدها
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, bu ayetin genel bir yasak koymadığını, kadınlara ağır mehir vermenin (kıntar dahi olsa) caiz olduğunu, ancak Hz. Ömer'in önce buna karşı çıkıp sonra Hz. Peygamber'in kendi eşlerine ve kızlarına verdiği mehir miktarlarını hatırlayarak görüşünden döndüğünü aktarır. Ayrıca ayetin sebeb-i nüzulü olarak Sabit b. Kays ile eşi Habibe bint Sehl (veya Cemîle) arasındaki boşanma olayının farklı rivayet tariklerini uzun uzun nakleder.

وفي هذه الآية دلالة على جواز الإصداق بالمال الجزيل وقد كان عمر بن الخطاب نهى عن كثرة الإصداق ثم رجع عن ذلك
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, ayetin mehirlerde çok yüklü miktarlar verilmesinin cevazına delil olduğunu, çünkü Allah'ın ancak mübah bir şeyle temsil getireceğini belirtir. Hz. Ömer'in bu konuda hutbe verip mehirlerde aşırıya gidilmemesini istediğini, ancak bir kadının bu ayeti hatırlatması üzerine görüşünden döndüğünü nakleder. Ayrıca bazılarının, kantar zikrinin mübalağa amaçlı olduğunu ve bunun mehirde aşırılığa cevaz vermediğini söylediklerini, fakat kendisinin bu görüşe katılmadığını aktarır.

الآية دليل على جواز المغالاة في المهور لأن الله تعالى لا يمثل إلا بمباح
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre bu ayet, bir erkeğin eşini boşayıp yerine başka bir kadınla evlenmek istemesi durumunda, önceki eşine verdiği mehri (kantar kadar mal olsa da) geri almasını yasaklamaktadır. Cahiliye adetinde erkeğin yeni bir kadınla evlenmek istediğinde eski karısını bir iftirayla (fahişe suçlamasıyla) sıkıştırıp mehrini geri vermeye zorladığı, bunun da açık bir zulüm ve haksızlık olduğu belirtilir. Ayrıca eşler arasındaki cinsel yakınlığın (ifda) gerçekleşmiş olması ve nikah akdinin 'ağır bir misak' sayılması, mehrin geri alınmasının ne kadar uygunsuz olduğunu gösterir.

والبهتان الكذب الذي يبهت المكذوب عليه

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetin, kocanın eşinden verdiği mehri haksız yollarla (özellikle iftira ile) geri almasını yasakladığı konusunda birleşir. Cahiliye adetine gönderme yapan müfessirler (Râzî, Beydâvî), erkeklerin yeni bir evlilik için eski eşini fuhuşla itham ederek mehri geri alma pratiğini ortak zemin olarak vurgular. Ayrıca mehrin miktarına dair (kantar örneği) müfessirlerin çoğu, bunun büyük mehir vermenin cevazına işaret ettiği noktasında yakınlaşır.

Farklar

Taberî meseleyi fıkhi/nesih tartışması çerçevesinde ele alıp Bakara ayetiyle ilişkisini netleştirmeye çalışırken, Râzî dil ve belağat tahliliyle 'bühtan' kavramının ağırlığına odaklanır. İbn Kesîr ve Kurtubî rivayet ağırlıklı bir yöntemle Hz. Ömer'in mehir konusundaki tutum değişikliğini ve sebeb-i nüzul olaylarını detaylandırır; Kurtubî ayrıca kantar kelimesinin mübalağa mı gerçek anlam mı olduğu tartışmasına girer. Beydâvî ise dil tahlili ile rivayeti birleştirip nikahın 'ağır misak' oluşuna vurgu yaparak konuyu daha kavramsal bir çerçeveye taşır. Bu farklar, müfessirlerin fıkhi (Taberî), belagat merkezli (Râzî, Beydâvî) veya rivayet merkezli (İbn Kesîr, Kurtubî) yöntem tercihlerinden kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî meseleyi daha çok hukuki/nesih boyutuyla ele alırken, sonraki dönemlerde Râzî ve Beydâvî'de dil tahlili ve ahlaki-sosyal bağlam daha belirgin hale gelmiştir. İbn Kesîr ve Kurtubî gibi sonraki müfessirler ise rivayet malzemesini zenginleştirerek Hz. Ömer örneğini ayrıntılı biçimde işlemiştir. Temel hüküm (mehrin haksız yolla geri alınmasının yasaklanması) tüm dönemlerde sabit kalmış, ancak bunu açıklama yöntemi zamanla çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, evlilik ilişkilerinde karşılıklı hakların korunmasını ve haksız isnatlarla başkasının hakkını gasp etmenin ağır bir ahlaki sorumluluk taşıdığını hatırlatır. Aile içi anlaşmazlıklarda adaletli ve vicdanlı davranmanın, sabır ve ihlas ile hareket etmenin önemine dair genel bir ders çıkarılabilir. Bu okuma, toplumsal ilişkilerde dürüstlük ve hak gözetimi konusunda düşünmeye vesile olabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir