وَإِن يَتَفَرَّقَا يُغْنِ ٱللَّهُ كُلًّا مِّن سَعَتِهِۦ وَكَانَ ٱللَّهُ وَٰسِعًا حَكِيمًا

“Eğer karıkoca birbirlerinden ayrılacak olurlarsa, Allah, onların her birini geniş lutfuyla muhtaç bırakmaz. Allah'ın lutfu geniştir, hikmeti büyüktür.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre 'واسعا' vasfı Allah'ın sadece belirli bir hususta değil, rızk, fazl, rahmet, kudret ve ilim gibi tüm kemal sıfatlarda geniş olduğunu ifade eder; çünkü bu vasıf belirli bir şeye izafe edilmeden zikredilmiştir. Ayrıca 'وان يتفرقا يفن' ifadesinin, ayrılık halinde Allah'ın her iki tarafı da birbirinden zenginleştireceğine veya her birine öncekinden daha hayırlı bir eş vererek daha mutlu bir hayat bahşedeceğine dair bir vaad olduğu belirtilir. Bu bağlamda Ebu Müslim el-İsfahani'nin görüşü de nakledilerek ayetin öncesindeki büyük günahlardan kaçınma emriyle ilişkilendirilmesi de aktarılır.

فلو ذكر تعالى أنه واسع في كذا لاختص ذلك بذلك المذكور ، ولكنه لما ذكر الواسع وما أضافه إلى شيء معين دل على أنه واسع في جميع الكمالات
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre bu ayet, eşler barışamayıp ayrılırlarsa Allah hakkında hüsn-i zan beslemelerini emreder; çünkü Allah erkeğe gözünü aydınlatacak başka bir kadın, kadına da onu zenginleştirecek başka bir kimse takdir edebilir. Bu görüşü desteklemek için Cafer b. Muhammed'den nakledilen bir kıssa aktarılır: fakirlikten şikayet eden bir adama önce evlenmesi, sonra tekrar fakirlikten şikayet edince boşanması emredilmiştir; çünkü kişi ya nikahla zenginleşecek ayetin muhtevasına ya da ayrılıkla zenginleşecek ayetin muhtevasına dahil olabilir.

فقد يقيض للرجل امرأة تقر بها عينه وللمرأة من يوسع عليها وروى عن جعفر بن محمد أن رجلا شكا إليه الفقر فأمره بالنكاح فذهب الرجل وتزوج ثم جاء إليه وشكا إليه الفقر فأمره بالطلاق
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet, eşlerin ayrılması durumunu ele alır ve Allah'ın her ikisini de birbirinden müstağni kılacağını, erkeğe ondan daha hayırlısını, kadına da ondan daha hayırlısını vererek telafi edeceğini haber verdiğini belirtir. Ayetin sonundaki Allah'ın vasıflarına (Vâsi', Hakîm) da işaret edilerek, O'nun fazlının geniş, ihsanının büyük ve tüm fiil, kader ve şeriatında hikmetli olduğu ifade edilmiştir.

وقد أخبر الله تعالى أنهما إذا تفرقا فإن الله يغنيه عنها ويغنيها عنه بأن يعوضه الله من هو خير له منها ويعوضها عنه بمن هو خير لها منه
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayet, eşinden nüşûz gören veya kocası başka bir kadına meylettiği için ilgisiz kalınan kadının, hakkını (nafaka ve gecelerini) talep etmesine karşılık koca sulh yapmayı kabul etmezse, ayrılığın caiz olduğunu bildirir. Ayrılık durumunda Allah'ın her ikisini de kendi lütfundan geniş rızkıyla ve kendilerine uygun eş bularak zenginleştireceği belirtilir. Bu, boşanan tarafların yoksun kalmayacağına dair bir teminat olarak okunur.

يغن الله الزوج والمرأة المطلقة من سعة فضله
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre eşler arasında tam bir adalet gerçekleştirmenin imkânsız olması sebebiyle, kalbî meyilden tamamen kaçınmak yerine, elde edilebilecek adaleti terk etmemek ve tercih edilmeyen eşe karşı açık haksızlık yapmamak istenmiştir. Kadını ne evli ne boşanmış gibi askıda bırakacak derecede aşırı meyilden sakınılmalı, geçmiş kusurlar düzeltilip gelecekte takvaya riayet edilirse Allah'ın bunları bağışlayacağı belirtilir. Eşler ayrılırsa Allah'ın her birini kendi genişliğinden (kudret ve zenginliğinden) rızıklandıracağı ifade edilir.

فلا تميلوا كل الميل بترك المستطاع والجور على المرغوب عنها

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayeti eşler arasında ayrılık (boşanma) durumuna bağlar ve 'vâsi' (Geniş/Zengin) vasfının, ayrılan tarafların mağdur bırakılmayacağına, Allah'ın her ikisini de kendi lütfundan farklı yollarla (yeni eş, geniş rızık, gönül zenginliği) telafi edeceğine dair bir teselli/vaad taşıdığı konusunda birleşir.

Farklar

Râzî meseleyi dil ve kelami açıdan ele alıp 'vâsi' vasfının mutlak zikredilmesinden tüm kemal sıfatlarına genellenen bir kapsam çıkarır ve farklı ekollerin görüşlerini karşılaştırır; Kurtubî somut bir rivayet-kıssa ile ayeti hüsn-i zan temaline bağlar; Taberî ayeti nüşûz ve sulh bağlamına yerleştirip hukuki bir çerçeve sunar; İbn Kesîr ayetin sonundaki Vâsi-Hakîm vasıflarını fazl ve hikmet bütünlüğü içinde okur; Beydâvî ise adaletin imkânsızlığı meselesini işleyip meyil ve tevbe temasını ön plana çıkarır. Bu farklar, kelami/usul yöntemine (Râzî), rivayet ağırlıklı tefsire (Kurtubî, Taberî), bağlamsal-ahlaki vurguya (İbn Kesîr) ve dil-hadis birleşimine (Beydâvî) dayanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî ayeti daha çok hukuki/toplumsal bağlamda (nüşûz, sulh, nafaka) ele alırken, sonraki dönemlerde Râzî ve Beydâvî gibi müfessirler dil, kelam ve akli istidlal yöntemlerini daha sistematik kullanmış; Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet ağırlıklı yaklaşımı sürdürerek ayetin tesellici-ahlaki boyutunu öne çıkarmıştır. Temel mesaj (Allah'ın ayrılık halinde her iki tarafı da zenginleştirmesi) tüm dönemlerde sabit kalmış, sadece izah yöntemi ve vurgu noktaları değişmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, aile içi anlaşmazlıkların çözümünde sabır, hüsn-i zan ve adalet çabasının önemini hatırlatır; ayrılık kaçınılmaz olduğunda bile umutsuzluğa değil güvene dayalı bir bakışın teşvik edildiği görülür. Günümüzde bu, aile kurumunda karşılıklı hakların korunması, zorlukların sabırla karşılanması ve yeni bir başlangıcın da bir hayır kapısı olabileceği yönünde yapıcı bir tutumla ilişkilendirilebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir