“Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah her şeye kâdirdir.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî'ye göre bu ifade, Allah'ın işleri kudret ve hikmet sahibi biri olarak yönettiğini, dileyeni bağışlayıp dilediğine azap ettiğini anlatır. Ancak O'nun meşîeti keyfi değil hikmetine tabidir; hikmeti ise tövbe edeni bağışlamayı, ısrar edeni (günahta direneni) cezalandırmayı gerektirir.
يدبره تدبير قادر حكيم ، فيغفر ويعذب بمشيئته ، ومشيئته تابعة لحكمته ، وحكمته المغفرة للتائب وتعذيب المصر
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî'ye göre bu ayet, Hristiyanların Hz. İsa hakkında ilah olduğu iddiasında bulunmalarının hemen ardından gelmiştir; Allah göklerin ve yerin mülkünün İsa'ya veya diğer yaratılmışlara değil sadece kendisine ait olduğunu bildirmektedir. Ayrıca ayetin, önceden zikredilen cennetlerin, göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan Allah tarafından itaatkâr kullarına verileceği anlamına gelmesi de mümkündür.
جاء هذا عقب ما جرى من دعوى النصارى في عيسى أنه إله فأخبر تعالى أن ملك السماوات والأرض له دون عيسى ودون سائر المخلوقين ويجوز أن يكون المعنى أن الذي له ملك السماوات والأرض يعطى الجنات المتقدم ذكرها للمطيعين من عباده
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir, dolayısıyla insanların işlerine de hakim ve onları cezalandırmaya kadirdir; bir görüşe göre bu ayet, Allah'ın fakir olduğunu söyleyenlere reddiyedir. Göklerin ve yerin yaratılışı ile gece-gündüzün değişmesi, akıl sahipleri için Yaratıcı'nın varlığına, birliğine, ilim ve kudretinin kemaline dair açık delillerdir. Bu üç unsurla sınırlı tutulmasının sebebi, istidlalin dayandığı temel unsurun 'değişim' olması ve bunun değişimin tüm türlerini kapsamasıdır: zâtında değişim (gece-gündüz), cüzünde değişim (unsurların şekil değiştirmesi) veya dışarıdan değişim (gök cisimlerinin konum değiştirmesi).
إن في خلق السماوات والأرض واختلاف الليل والنهار لآيات لأولي الألباب لدلائل واضحة على وجود الصانع ووحدته وكمال علمه وقدرته لذوي العقول المجلوة الخالصة عن شوائب الحس والوهم
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Üç müfessir de göklerin ve yerin mülkünün yalnızca Allah'a ait olduğu, dolayısıyla dileme, bağışlama, cezalandırma ve tüm işleri yönetme yetkisinin O'nda toplandığı noktasında birleşir; bu mülkiyet vurgusu Allah'ın kudret ve hakimiyetine işaret eder.
Farklar
Zemahşerî meseleyi kelami/dilsel düzlemde ele alıp meşîet-hikmet ilişkisini akli temellendirmeyle açıklarken, Kurtubî ayeti tarihsel bağlama, özellikle Hristiyanların İsa hakkındaki iddialarına verilen bir cevap olarak okur. Beydâvî ise hem kelami istidlal hem belagat yöntemiyle ayeti Allah'ın varlığına dair kozmolojik bir delil (gece-gündüz değişimi, gökyer yaratılışı) olarak sunar ve ayrıca fakirlik iddiasına reddiye ihtimalini ekler; bu farklar müfessirlerin yöntemsel önceliklerinden (dil/kelam, tarihsel bağlam, kozmolojik istidlal) kaynaklanır.
Dönemsel bağlam
Daha erken dönem müfessiri Zemahşerî meseleyi soyut kelami çerçevede işlerken, sonraki dönemde Kurtubî tarihsel-bağlamsal okumayı öne çıkarır, Beydâvî ise her iki yaklaşımı (kelami istidlal ve bağlamsal rivayet) birleştirerek daha sentezci bir yorum sunar; temel mülkiyet-kudret vurgusu tüm dönemlerde sabit kalmıştır.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, evrendeki düzen ve değişimin (gece-gündüz, doğa olayları) bilinçli bir gözlemle ilim ve iman arasında uyum kurmaya çağırdığı şeklinde düşünülebilir. Ayrıca mülk ve güç algısının Allah'a nispet edilmesi, insanın kendi imkanlarını hizmet ve şükür bilinciyle kullanmasına, tövbe ve sabır temelli bir iç muhasebeye yönlendirici bir hatırlatma olarak okunabilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir