ٱلزَّانِيَةُ وَٱلزَّانِى فَٱجْلِدُوا۟ كُلَّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا مِا۟ئَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌ فِى دِينِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

“Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, ayetteki 'rağbet/re'fet almasın' ifadesinin, zina had cezasının uygulanmasında müminlerin gevşeklik göstermemesi, cezayı hafifletmemesi veya terk etmemesi anlamına geldiğini savunur. Ayrıca 'dînillah' (Allah'ın dini) ifadesinin buradaki karşılığının Allah'a itaat olduğunu ve zina edenler için farz kılınan itaatin had cezasının tam olarak uygulanmasından ibaret olduğunu belirtir. Bu nedenle vurgulanan husus, cezanın sayısında (yüz değnek) bir eksiltme yapılmaması, ancak vuruşun şiddeti konusunda kesin bir ölçünün bulunmadığıdır.

وأولى القولين في ذلك بالصواب قول من قال: معنى ذلك: ولا تأخذكم بهما رأفة في إقامة حد الله عليهما الذي افترض عليكم إقامته عليهما. وإنما قلنا ذلك أولى التأويلين بالصواب، لدلالة قول الله بعده
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre 'ez-zâniyetü ve'z-zânî' ifadesindeki elif-lam ism-i mevsul anlamındadır ve şart manası taşır, buna göre takdir 'zina eden kadın ve erkek, işte onları dövün' şeklindedir; bu da 'zina eden kimse' anlamındaki umumi bir ifadedir ve hem muhsan hem de muhsan olmayanı kapsar. Ayrıca müellife göre âyetin özü, müminlerin Allah'ın dininde katı ve sağlam davranmaları, had cezalarını uygularken yumuşaklık ve merhamete kapılmamaları gerektiğidir; bu hususta Hz. Peygamber'in kendi kızı hakkındaki sözü örnek gösterilmiştir.

وإنما دخلت الفاء لكون الألف واللام بمعنى الذي وتضمينه معنى الشرط ، تقديره : التي زنت ، والذي زنى فاجلدوهما ، كما تقول : من زنى فاجلدوه
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metinde Râzî, zina cezasının şer'î hükümlerini ayrıntılı biçimde ele alır: zina büyük günahlardan sayılır, livâta (livata) hükmünün zina hükmüne kıyasla değerlendirilmesi, hadd cezasının uygulanmasında merhametin (re'fet) haddi ta'til etmemesi gerektiği ve 'ez-zâniyeh' lafzının umum ifade edip etmediği tartışılır. Ayrıca recim cezasının sabit olduğuna dair sahabeden nakledilen rivayetler ve haddin uygulanmasının imamlara/hakimlere ait olduğu, kölelerin efendisi tarafından değil hakim tarafından cezalandırılması gerektiği sonucuna varılır.

واعلم أن الزنا حرام وهو من الكبائر ويدل عليه أمور : أحدها : أن الله تعالى قرنه بالشرك
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayeti hür-bekar zina edenlerin haddi olarak açıklar; cezanın yüz sopa olduğunu, sünnetle sürgün cezasının da sabit olduğunu, cariyeler için had elli sopa iken, muhsan hürler için recmin devreye girdiğini belirtir. Ayrıca 'ez-zâniyetü' ve 'ez-zânî' kelimelerinin irab tartışmasını, cezanın uygulanmasında bir topluluğun (tâife) hazır bulunması gerekliliğini ve bu sayının kaç kişi olduğu konusundaki âlimler arası ihtilafı aktarır.

هذا حد الزاني الحر البالغ البكر وكذلك الزانية البالغة البكر الحرة وثبت بالسنة تغريب عام على الخلاف في ذلك وأما المملوكات فالواجب خمسون جلدة لقوله تعالى : فإن أتين بفاحشة فعليهن نصف ما على المحصنات من العذاب
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metne göre Nur 3. ayet, zinanın ancak zaniye veya müşrike bir kadınla vaki olacağını haber vermektedir; ayrıca zina haddi konusunda bekar zaninin yüz celde ile cezalandırılacağını ve buna ilaveten bir yıl sürgün edileceğini, muhsan olanın ise recmedileceğini bildirmektedir. Ayette geçen 'taife' kelimesinin haddin uygulanması sırasında hazır bulunması gereken şahitler topluluğunu ifade ettiği, bunun sayısı hususunda alimler arasında bir kişiden on kişiye kadar farklı görüşler bulunduğu aktarılmaktadır. Ayrıca had cezasının uygulanmasında acıma duygusunun infazı engellememesi gerektiği, ayetteki 'rafet' yasağının haddi terk etmeye sevk eden merhamet olduğu belirtilmektedir.

هذا خبر من الله تعالى بأن الزاني لا يطأ إلا زانية أو مشركة أي لا يطاوعه على مراده من الزنا إلا زانية عاصية أو مشركة لا ترى حرمة ذلك
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre âyet zina eden bekâr (gayr-i muhsan) kimseler için yüz değnek cezasını hükme bağlamaktadır; zaniye kelimesinin zani'den önce zikredilmesi zinanın çoğunlukla kadının erkeğe kendini arz etmesiyle vuku bulması ve fesadının kadına nispetle daha çok tahakkuk etmesindendir. Ceza uygulanırken acıma duygusuna kapılıp had cezasının terk edilmemesi veya hafifletilmemesi emredilmiş, ayrıca cezanın bir grup mümin huzurunda infaz edilmesinin teşhir yoluyla caydırıcılığı artırmak amacı taşıdığı belirtilmiştir. Şafiî'nin hür kimseye ilaveten bir yıl sürgün cezasını da eklediği, bunun âyete aykırı olmadığı için nesih sayılmayacağı ifade edilmiştir.

وإنما قدم الزانية لأن الزنا في الأغلب يكون بتعرضها للرجل وعرض نفسها عليه ولأن مفسدته تتحقق بالإضافة إليها، والجلد ضرب الجلد وهو حكم يخص بمن ليس بمحصن لما دل على أن حد المحصن هو الرجم

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetin zina haddiyle ilgili olduğunda ve had cezası uygulanırken müminlerin merhamet/acıma duygusuna (re'fet) kapılıp cezayı hafifletmemesi veya terk etmemesi gerektiği konusunda birleşirler. Ayrıca 'ez-zâniyetü ve'z-zânî' ifadesinin dil yapısı (umum ifade etmesi, i'rab tartışmaları) ve cezanın toplum önünde (tâife huzurunda) uygulanmasının caydırıcılık amacı taşıdığı hususlarında da ortak vurgular bulunur.

Farklar

Taberî daha çok rivayet çeşitliliğini aktarıp tabiîn görüşleri arasında tercihte bulunmaya odaklanırken, Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat analizine (elif-lam, takdim-tehir, kıraat farkları) daha fazla ağırlık verir. Râzî fıkhi tartışmaları (livâta kıyası, recmin sübutu, hakim yetkisi) genişçe işler; Kurtubî ve İbn Kesîr ise had cezalarının çeşitlerini (celde, sürgün, recim) sistematik biçimde sınıflandırıp fıkhi ihtilafları detaylandırır. Bu farklılıklar, müfessirlerin ait olduğu ekol (dilci, fakih, muhaddis) ve dönemin ilmi önceliklerinden kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet odaklı bir yöntemle çeşitli tabiîn görüşlerini yan yana sunarken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ile başlayan dil/belağat vurgusu Beydâvî'de de sürmüş; Râzî ve Kurtubî ile fıkhi çıkarımlar daha sistematik ve ayrıntılı hale gelmiştir. İbn Kesîr ise rivayet ağırlıklı yöntemi fıkhi çıkarımla dengeleyerek daha sentezleyici bir yaklaşım sunar. Temel hüküm (had cezasında merhametin engel olmaması) dönemler boyunca sabit kalmış, buna yaklaşım tarzı ve gerekçelendirme yöntemleri zamanla çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, toplumsal düzenin ve ahlaki değerlerin korunmasında ilkeli tutumun önemine işaret eder; günümüzde bu, kurallara bağlılık ile duygusal tepkiler arasında denge kurma gerekliliği olarak düşünülebilir. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete dil, fıkıh ve rivayet açısından getirdiği çok yönlü yaklaşımlar, ilim ile iman arasındaki uyumun ve konuları çok boyutlu değerlendirmenin değerine dair bir hatırlatma sunar. Toplumsal meselelerde acele hüküm vermeden, farklı bakış açılarını sabırla dinlemenin ve anlamaya çalışmanın önemi bu örnekte de görülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir