وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ

“Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayette Allah, Hz. Peygamber'e hitaben müşriklere vaad edilen azabı onlara göstermeye kâdir olduğunu bildirmektedir. Buna göre Peygamber, müşriklerin kendisini yalanlamasından dolayı üzülmemelidir, çünkü azabın ertelenmesi sadece kitabın (takdir edilen sürenin) vaktinin dolmasını beklemek içindir.

وإنا يا محمد على أن نريك في هؤلاء المشركين ما نعدهم من تعجيل العذاب لهم، لقادرون، فلا يحزننك تكذيبهم إياك بما نعدهم به، وإنما نؤخر ذلك ليبلغ الكتاب أجله
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayetteki azap ifadesiyle ilgili iki görüş vardır: Birincisi, muhataplar azap vaadini alaya alıp inkâr ettikleri için kendilerine Allah'ın vaadini yerine getirmeye kadir olduğunun bildirildiği ve bunun peygamberin (s.a.v.) döneminden sonraya ertelenmiş dünyevi bir azap olabileceği, bazılarına göre bağy ehli (azgınlar) bazılarına göre ise Resulullah'tan sonra savaşılan kâfirler hakkında olduğudur. İkinci görüş ise buradaki muradın ahiret azabı olduğudur.

أحدهما : أنهم كانوا ينكرون الوعد بالعذاب ويضحكون منه ، فقيل لهم : إن الله قادر على إنجاز ما وعد ويحتمل عذابا في الدنيا مؤخرا عن أيامه عليه السلام ، فلذلك قال بعضهم : هو في أهل البغى ، وبعضهم في الكفار الذين قوتلوا بعد الرسول صلى الله عليه وسلم والثاني : أن المراد عذاب الآخرة
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ifade, Allah'ın dilemesi halinde Peygamber'e düşmanlarına isabet eden ceza, bela ve musibetleri gösterebileceğini belirtmektedir. Ardından Allah, insanlarla muhalata konusunda faydalı bir çare olarak Peygamber'i yönlendirmiş; buna göre kişiye kötülük yapana iyilikle karşılık vererek onun gönlünü kazanması, böylece düşmanlığın dostluğa, nefretin sevgiye dönüşmesi öğütlenmiştir.

أي لو شئنا لأريناك ما نحل بهم من النقم والبلاء والمحن ثم قال تعالى مرشدا له إلى الترياق النافع في مخالطة الناس وهو الإحسان إلى من يسيء إليه ليستجلب خاطره فتعود عداوته صداقة وبغضه محبة
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre bu ayette Peygamber, kendisine vaad edilen azabı görmesi durumunda zalimler topluluğu arasında bulundurulmamasını Allah'tan niyaz etmektedir. Bu, ya nefsi küçümseme/tevazu ifadesi ya da zalimlerin uğursuzluğunun çevrelerindekilere de bulaşabileceği endişesiyle açıklanır. Ayrıca Allah'ın azabı hemen indirmemesinin sebebi, bazılarının veya soylarından geleceklerin iman edeceğinin bilinmesi yahut Peygamber onlar arasındayken azap edilmeyeceği ilkesidir.

رب فلا تجعلني في القوم الظالمين قرينا لهم في العذاب، وهو إما لهضم النفس أو لأن شؤم الظلمة قد يحيق بمن وراءهم كقوله تعالى: واتقوا فتنة لا تصيبن الذين ظلموا منكم خاصة

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetin, Allah'ın müşriklere vaad edilen azabı gerçekleştirmeye kadir olduğunu ve bu azabın Peygamber'in hayatta veya yanlarındayken değil belirli bir vakte (ecel/kitap) bağlı olarak gerçekleşeceğini vurguladığı konusunda birleşir. Azabın ertelenmesinin hikmetli bir sebebe bağlı olduğu ortak temadır.

Farklar

Taberî azabın ertelenmesini sadece takdir edilen vaktin dolmasına bağlarken, Râzî bu azabın dünyevi mi ahiret azabı mı olduğu, dünyevi ise kimlere isabet edeceği konusunda çok seslilik nakleder. İbn Kesîr ayeti ahlaki bir sonuca, düşmanlığa iyilikle karşılık verme öğüdüne bağlar; bu diğerlerinden farklı bir uygulamalı/ahlaki vurgudur. Beydâvî ise dil ve belağat tahliliyle Peygamber'in tevazu ifadesi ya da zalimlerin uğursuzluğundan etkilenme kaygısı üzerinde durarak metnin iç yapısına eğilir. Bu farklar, müfessirlerin yöntemsel önceliklerinden (rivayet, kelam, ahlak, belağat) kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî nakil ve bağlama dayalı sade bir açıklama sunarken, sonraki dönemlerde Râzî kelamî tartışmaları ve farklı rivayetleri sistematik biçimde derlemiş, İbn Kesîr rivayet zenginliğine ahlaki-pratik bir boyut eklemiş, Beydâvî ise dil ve belağat inceliklerine ağırlık vererek daha analitik bir okuma geliştirmiştir. Temel mesaj (azabın Allah'ın kudretinde ve hikmetinde olduğu) sabit kalırken, izah yöntemleri ilim geleneklerinin gelişimiyle çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu okumalardan hareketle, kötülüğe karşı sabırlı ve iyilikle karşılık veren bir tutumun günümüzde de toplumsal ilişkilerde düşmanlıkları yumuşatabileceği düşünülebilir. Olayların hemen değil hikmetli bir zamanlamayla gerçekleşmesi, sabır ve ihlas temelli bir bekleyişin kişisel ve toplumsal huzura katkı sunabileceğine dair ihtiyatlı bir hatırlatma olarak görülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir