قُل لِّمَنِ ٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

“(Resulüm!) de ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?"” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî'ye göre bu ayet iki yönde delil olarak kullanılmıştır: Birincisi öldükten sonra dirilmeye (iade) delalet etmesi; zira yeri ve içindeki canlıları, onların hayatını ve kudretini yaratan Allah, onları yok ettikten sonra tekrar var etmeye de kadirdir. İkincisi putlara tapınmayı reddetmeye delalet etmesi; çünkü insanları, yeri ve içindeki tüm nimetleri yaratana ibadet etmek gerekirken, ne zarar ne fayda veremeyen putlara ibadet edilmemelidir.

ووجه الاستدلال به على الإعادة أنه تعالى لما كان خلقا للأرض ولمن فيها من الأحياء ، وخالقا لحياتهم وقدرتهم وغيرها ، فوجب أن يكون قادرا على أن يعيدهم بعد أن أفناهم
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre metin, Allah'ın rububiyetini (rablığını), vahdaniyetini (birliğini), asla zeval bulmayacak mülkünü ve değişmeyen kudretini haber vermektedir.

يخبر بربوبيته ووحدانيته وملكه الذي لا يزول وقدرته التي لاتحول
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ifade, yeryüzünün ve içindekilerin (hayvanlar, bitkiler, meyveler ve diğer tüm yaratıklar) sahibinin kim olduğu sorusuna işaret etmektedir. Muhataplar bunun yalnızca Allah'a ait olduğunu, O'nun ortağı olmadığını itiraf edeceklerdir. Bu itiraf, tevhid delilinin ortaya konması bağlamında zikredilmiştir.

أي من مالكها الذي خلقها ومن فيها من الحيوانات والنباتات والثمرات وسائر صنوف المخلوقات أي فيعترفون لك بأن ذلك لله وحده لا شريك له
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'Yeryüzü ve içindekiler kimindir?' sorusu, müşriklerin cehaletlerinin ne kadar aşikâr olduğunu ortaya koymak için sorulmuştur; öyle ki bu apaçık gerçeği bile bilememeleri onları küçük düşürücü bir durumdur. Cevaplarının önceden bildirilmesi, akl-ı selimin en ufak bir düşünmeyle Allah'ın yaratıcı olduğunu kabule zorlaması sebebiyledir. Ardından gelen 'düşünmez misiniz?' ifadesi ise, yeri ve içindekileri ilk defa yaratanın onları ikinci kez var etmeye de kadir olduğunu, çünkü yaratmaya başlamanın onu tekrarlamaktan daha kolay olmadığını akletmeye çağrıdır.

فيكون استهانة بهم وتقريرا لفرط جهالتهم حتى جهلوا مثل هذا الجلي الواضح إلزاما بما لا يمكن لمن له مسكة من العلم إنكاره، ولذلك أخبر عن جوابهم قبل أن يجيبوا

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Dört müfessir de ayetin tevhid delili olarak kullanıldığında birleşiyor: yeri ve içindekileri yaratanın yalnızca Allah olduğu, dolayısıyla ibadetin de yalnız O'na yapılması gerektiği vurgusu ortak. Râzî ve Beydâvî ayrıca bu yaratma gücünden öldükten sonra dirilişe (haşr) dair akli bir çıkarım yapmakta da birleşiyor.

Farklar

Kurtubî ayetin lafzından hareketle daha özet bir dil temelli açıklama sunarken, İbn Kesîr bağlamsal okumayla ayeti muhataplardan beklenen itirafa (Allah'ın ortağı olmadığı) odaklıyor. Râzî ve Beydâvî ise kelami/akli istidlal yöntemiyle ayeti hem tevhid hem haşr konusunda çok yönlü bir delil sistemine dönüştürüyor; Beydâvî ayrıca belagat açısından sorunun müşrikleri küçük düşürme amacına dikkat çekerek nüans katıyor.

Dönemsel bağlam

Daha erken dönem müfessirlerden Kurtubî'nin kısa, doğrudan dil temelli yorumu ile sonraki dönem müfessirleri Râzî ve Beydâvî'nin geliştirdiği akli/kelami istidlal yöntemi arasında bir derinleşme gözlenir; İbn Kesîr ise rivayet ve bağlam ağırlıklı orta bir çizgide durur. Temel tevhid mesajı tüm dönemlerde sabit kalırken, yorumun akli çıkarımlarla zenginleştirilmesi zamanla artmış görünüyor.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, tabiatı ve içindeki nimetleri düşünmenin, insanı hem yaratılışın büyüklüğünü hem de kendi sorumluluğunu fark etmeye yönlendirdiğini hatırlatır. İlim ile iman arasındaki uyum, doğayı inceleyen bir bakışın aynı zamanda şükür ve tevazu duygusunu beslemesiyle güçlenebilir. Bu bilinç, günlük hayatta doğaya ve nimetlere karşı sorumlu, ihlaslı bir tutum geliştirmeye teşvik edici bir zemin sunabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir

Mü'minûn 23:84 — TafsirPrism