وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَتْرَفْنَٰهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ
“Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre bu ayet, Nuh'tan sonra gönderilen elçi olan Salih ile onun kavmi Semûd hakkındadır. Kavminin ileri gelenleri, Allah'ın birliğini ve ahirette O'na kavuşmayı inkâr etmiş, dünya hayatında kendilerine bahşedilen bolluk ve rızık sebebiyle şımarıp azgınlaşarak Salih'i yalanlamışlardır. Onların 'bu sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir' sözü, kendilerinden birinin elçi seçilip bir meleğin gönderilmemesine itiraz olarak açıklanmıştır.
وقالت الأشراف من قوم الرسول الذي أرسلنا بعد نوح. وعني بالرسول في هذا الموضع: صالحا، وبقومه: ثمود. يقول: الذين جحدوا توحيد الله. يعني: كذبوا بلقاء الله في الآخرة
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî bu bölümde ifadedeki hazif (düşürülmüş öge) meselelerini ele almakta; zamirin hazfedilmesinin 'içeceğinizden' anlamına geldiğini veya öncesindeki delaletle mahzuf olduğunu, ayrıca ifadenin şart cezasında ve muhataplarına verilen bir cevap olarak geldiğini açıklamaktadır. Ona göre bu ifade akıllarınızı zayi edip görüşlerinizde aldanmış olacaksınız anlamına gelmektedir.
حذف الضمير ، والمعنى : من مشروبكم ، أو حذف منه لدلالة ما قبله عليه
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre 'nimetlendirdik' ifadesi, o kavmin dünya sevgisine ve şehvetlerine dalmasını ifade etmektedir. Ayrıca Hûd kavminin cevabının A'râf ve Hûd surelerinde vav harfi olmaksızın zikredildiğine, bunun ya kelimenin (içeceğinizden) hazfedildiğine ya da öncesindeki ifadenin ona delalet ettiğine işaret edilmektedir.
الانغماس في حب الدنيا وشهواتها وهو المراد من قوله : أي نعمناهم فإن قيل ذكر الله مقالة قوم هود في جوابه في سورة الأعراف وسورة هود بغير واو
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayette geçen mal-mülk bolluğu, dünya nimetlerinin bu kişilere genişçe verilmesi ve bu yüzden şımarıp azmaları anlamına gelir; kendilerine verilen bu refah bir üstünlük sebebi değildir, çünkü o da yeme içme konusunda diğer insanlar gibi muhtaçtır. Ayrıca 'yeşrebu mimma teşrabûn' ifadesindeki 'mâ' kelimesinin gramer tahlili yapılarak Ferrâ'nın hazif (bir harfin düşürülmesi) görüşü ele alınmış ve bunun Basralılar nezdinde caiz olmadığı belirtilmiştir.
وزعم الفراء أن معنى ويشرب مما تشربون على حذف من أي مما تشربون منه وهذا لا يجوز عند البصريين ولا يحتاج إلى حذف البتة لأن ما إذا كان مصدرا لم يحتج إلى عائد
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî bu ayette, kavminin ileri gelenlerinin Hz. Peygamber'e karşı çıkarken kullandıkları 'bu sizin gibi bir beşerdir, sizin yediğinizden yer, içtiğinizden içer' sözünün, onun kendileriyle aynı sıfat ve durumda olduğunu vurgulayarak beşer olmasını mesajın doğruluğuna karşı bir delil gibi sunduklarını belirtir. Ayrıca 'ahiret buluşmasını yalanlamaları'nı, ya ahiretteki mükafat ve cezayı ya da öldükten sonra dirilmeyi inkâr etmek şeklinde iki anlama açık görür. Kendilerine dünya hayatında verilen mal ve evlat bolluğunun onları şımarttığını (إتراف) ifade eder.
ما هذا إلا بشر مثلكم في الصفة والحالة. يأكل مما تأكلون منه ويشرب مما تشربون تقرير للمماثلة و «ما» خبرية
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Müfessirlerin çoğu, kavmin ileri gelenlerinin elçiyi 'bizim gibi bir beşer' diyerek reddettiğini, bu itirazın peygamberliğin insan eliyle gelmesine dair bir yadırgama olduğunu ve dünya nimetlerindeki bolluğun (mal, evlat, refah) bu kavmi şımartıp azgınlaştırdığını (itraf) vurgular. Ayrıca birçoğu ayetteki dilbilimsel/gramatik yapıya (hazif, zamir düşürülmesi, 'mâ' edatı) ayrı bir önem atfeder.
Farklar
Taberî olayı daha çok Salih-Semûd bağlamında tarihsel/kıssa eksenli ele alırken, Zemahşerî ve Râzî ile Kurtubî ayetin dilbilimsel-nahiv yönüne (hazif, zamir, harfin düşürülmesi, Basra-Kûfe dilcileri arası ihtilaf) yoğunlaşır. Beydâvî ise hem kıssa bağlamını hem de itirazın mantığını (beşer olmanın delil sayılması) daha özet ve sentezci bir dille birleştirir. Bu farklılıklar, müfessirlerin ait olduğu ekollerin (rivayet ağırlıklı tefsir, belagat/dirayet ağırlıklı tefsir, nahiv ağırlıklı yaklaşım) yöntem farklılığından kaynaklanır.
Dönemsel bağlam
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte, ayetin temel anlamı (elçiye beşer olduğu için itiraz edilmesi, dünya nimetiyle şımarma) sabit kalmış; ancak zamanla tefsir geleneği içinde dil ve belagat tahlillerinin daha da derinleştiği, gramatik meselelerin (hazif, zamir) ayrı bir uzmanlık alanı olarak öne çıktığı görülür. Bu, tefsir ilminin kıssa merkezli okumadan dilbilimsel ve sistematik tahlile doğru evrildiğini gösteren bir örnektir; keskin bir kopuş değil, tamamlayıcı bir zenginleşme söz konusudur.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, maddi refahın insanı şımartıp hakikate karşı kibirli bir tavır almasına yol açabileceği konusunda dikkatli olmayı hatırlatabilir. Elçinin 'bizim gibi bir beşer' olmasının bir eksiklik değil, mesajın anlaşılırlığı ve örnekliği açısından bir değer taşıdığı düşünülebilir. Böylece ilim ile iman arasındaki uyum ve sahip olunan nimetler karşısında şükür ile mütevazı bir duruş, günümüz için de düşündürücü bir öğüt olarak değerlendirilebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir