يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّآ أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٌ

“Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer. Ve her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî bu ayeti önce âlimlerden nakledilen bazı görüşlerle (Adem'e cehennem ordusunun her bin kişiden 999'unun ayrılacağının söylenmesi, kıyamet dehşetinin annelerin çocuklarını unutmasına, hamile kadınların çocuklarını düşürmesine ve insanların sarhoş gibi görünmesine yol açacağı) açıklar; bu manzaranın şarap sarhoşluğundan değil Allah azabının korkusundan kaynaklandığını belirtir. Ayrıca 'tezhelü' fiilinin dilbilimsel tahlilini yapar ve 'mürdıa' kelimesindeki te merbuta meselesini Kûfeli dilcilerin görüşüyle tercih ederek açıklığa kavuşturur. Kıraat farklılıklarına da (hitap sigası ile 'terâ' okuyuşu, 'sekârâ' kelimesinin okunuşları) değinip icma edilen kıraati tercih eder.

وهذا القول الذي ذكرناه عن علقمة والشعبي ومن ذكرنا ذلك عنه قول لولا مجيء الصحاح من الأخبار عن رسول الله صلى الله عليه وسلم بخلافه، ورسول الله صلى الله عليه وسلم أعلم بمعاني وحي الله وتنزيله. والصواب من القول في ذلك ما صح به الخبر عنه.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre 'mürdiate' kelimesi, 'mürdi' kelimesinden farklı olarak fiilen emzirme halinde olan kadını ifade eder; bu, o dehşetin ansızın geldiğinde çocuğunu emziren kadının bile onu ağzından çekip çıkaracak kadar şiddetli olduğunu gösterir. Ayrıca 'terav' fiilinin önce çoğul (ترون) sonra tekil (ترى) gelmesinin sebebini, rü'yetin önce zelzeleye, sonra insanların sarhoş halde olmalarına bağlanmasıyla açıklar; ikinci durumda herkesin diğerini o halde görmesi gerektiği için tekil kullanılmıştır. İnsanların 'sarhoş' görünmesi ise gerçek sarhoşluktan değil, Allah'ın azabı korkusunun akıllarını giderip temyizlerini uçurmasından kaynaklanır.

المرضعة التي هي في حال الإرضاع ملقمة ثديها الصبي . والمرضع : التي شأنها أن ترضع وإن لم تباشر الإرضاع في حال وصفها به فقيل : مرضعة ؛ ليدل على أن ذلك الهول إذا فوجئت به هذه وقد ألقمت الرضيع ثديها نزعته عن فيه لما يلحقها من الدهشة عن إرضاعها
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayette geçen 'sekârâ' (sarhoşlar) ifadesi, insanların gerçekten şaraptan sarhoş olmalarını değil, kıyamet gününün dehşetinden akıllarının gitmesini, temyiz güçlerinin uçmasını temsil eder; bu bir teşbihtir. İbn Abbas ve Hasan'dan nakledilen görüşe göre de insanlar korkudan sarhoş gibi görünürler, şaraptan değil. Ayrıca metin, hamile ve emzikli kadınların halinin gerçek mi mecazi mi olduğu, sarhoşluğun ne anlama geldiği ve Maide ayetiyle nesih meselesi gibi çeşitli fıkhi ve dilbilimsel tartışmaları da ele alır.

المعنى وتراهم سكارى على التشبيه على التحقيق ، ولكن ما أرهقهم من هول عذاب الله تعالى هو الذي أذهب عقولهم وطير تمييزهم ، وقال ابن عباس والحسن ونراهم سكارى من الخوف وما هم بسكارى من الشراب
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, 'terevnehâ' ifadesindeki zamirin cumhura göre depreme (zelzeleye) râci olduğunu, bunu da devam eden âyette emzikli kadının çocuğunu emzirmekten alıkonması ve hamile kadının hamlini düşürmesi gibi ancak dünya hayatına özgü hallerin zikredilmesinin desteklediğini aktarır. Bir grup ise bu zelzelenin kıyamet gününde gerçekleşeceğini söylemiş ve Imran b. Husayn hadisiyle istidlal etmiştir. Müellif ayrıca zelzelenin ba's ile ilgili farklı ihtimallerini (ilk nefha ile, ikinci nefha ile birlikte olması veya kıyamet gününün dehşetinden kinaye olması) sıralar ve bu dehşetin zikredilme faydasının insanları o güne hazırlanmaya ve salih amele teşvik olduğunu belirtir.

الهاء في ترونها عائدة عند الجمهور على الزلزلة ويقوي هذا قوله عز وجل تذهل كل مرضعة عما أرضعت وتضع كل ذات حمل حملها والرضاع والحمل إنما هو في الدنيا وقالت فرقة : الزلزلة في يوم القيامة واحتجوا بحديث عمران بن حصين الذي ذكرناه
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr bu ayette bahsedilen zelzelenin ne zaman gerçekleşeceği konusunda iki görüş nakleder: birincisi bu sarsıntının kıyamet gününden önce gerçekleşeceği ve saate yakınlığından dolayı ona izafe edildiği; ikincisi ise İbn Cerîr'in tercih ettiği görüş olup bu dehşet ve sarsıntının kabirlerden kalkıştan sonra mahşer meydanında, kıyamet gününün kendisinde vuku bulacağıdır. Bu ikinci görüşü destekleyen çok sayıda hadis nakledilir; bunlarda Hz. Âdem'e her bindokuzyüz doksan dokuz kişiden birinin cennete, kalanının cehenneme gönderileceğinin bildirilmesi ve bu duruma karşı Hz. Peygamber'in ashabını müjdeleyip teselli etmesi anlatılır. Ayrıca emzikli kadının çocuğunu unutması ifadesinin şiddetli dehşetten kaynaklandığı, 'sekârâ' kıraatinin de yaşanan durumun ağırlığından akılların şaşkına dönmesini ifade ettiği belirtilir.

وقال آخرون بل ذلك هول وفزع وزلزال وبلبال كائن يوم القيامة في العرصات بعد القيام من القبور واختار ذلك ابن جرير واحتجوا بأحاديث
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre kıyametin sarsıntısı öylesine dehşetlidir ki, çocuğunu emziren kadın bile o dehşetle çocuğunu unutup memesinden çıkarır, hamile kadınlar çocuklarını düşürür ve insanlar gerçekte sarhoş olmadıkları halde akılları gidip temyizlerini kaybettiklerinden sarhoş gibi görünürler. Ayetteki takva emri, kıyametin bu dehşetiyle gerekçelendirilmiştir; amaç insanların bunu akıllarıyla tasavvur edip kendilerini ancak takva zırhıyla koruyabileceklerini bilmeleridir.

والمقصود الدلالة على أن هولها بحيث إذا دهشت التي ألقمت الرضيع ثديها نزعته من فيه وذهلت عنه

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayette geçen 'sarhoşluk' halinin gerçek şarap sarhoşluğu olmadığı, kıyamet/deprem dehşetinin insanların akıl ve temyizini gidermesinden kaynaklandığı konusunda birleşir. Aynı şekilde emzikli kadının çocuğunu unutması ve hamile kadının düşük yapması da bu dehşetin şiddetini gösteren örnekler olarak ortak biçimde ele alınır. Kıraat farklılıkları (sekârâ/sükrâ, terev/terâ) ve dilsel/belağî tahlil hemen her müfessirde ortak bir yöntem unsuru olarak yer alır.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntem izleyip hadislerle (Adem'in soyundan cehenneme gidenler, İmran b. Husayn rivayeti gibi) zelzelenin mahiyetini açıklarken; Zemahşerî ve Beydâvî daha çok dil/belağat ve kelime tahlili üzerinden (mürdiate-mürdi farkı, fiil sigalarının değişimi, mecaz-ı isnad) yorum yaparlar. Râzî ise dil analizini fıkhi ve usul tartışmalarıyla (nesih meselesi) birleştiren aracı bir konumdadır. Kurtubî'de ise zamirin neye râci olduğu (deprem mi, kıyamet mi) konusunda cumhur ile başka bir grup arasındaki ihtilaf öne çıkar; bu farklılık büyük ölçüde âyetin bağlamsal okunuşuna ve hangi rivayete öncelik verildiğine dayanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî'den daha sonraki Beydâvî'ye kadar geçen süreçte temel yorum (dehşetin gerçek sarhoşluk olmadığı) sabit kalmış, ancak yöntemde bir çeşitlenme görülür: erken dönemde rivayet ağırlıklı yaklaşım baskınken, Zemahşerî ile birlikte dil ve belağat analizi öne çıkmış, Râzî ve Kurtubî'de rivayet ile dirayet birlikte kullanılmış, İbn Kesîr'de ise yeniden hadis rivayetine dönüş güçlenmiştir. Bu, tefsir geleneğinde rivayet ve dirayet yöntemlerinin zaman zaman öne çıkıp zaman zaman birleştiği bir seyri yansıtır.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, insanın büyük bir sarsıntı veya kriz anında en güçlü doğal bağların (anne-çocuk şefkati gibi) bile nasıl geri planda kalabileceğini hatırlatarak, günlük hayatta sükunet ve sabrın, özellikle zor zamanlarda bilinçli bir duruş sergilemenin önemine işaret edebilir. Ayrıca müfessirlerin ortak vurgusu olan 'akıl ve temyizin korunması' teması, ilim ile iman arasındaki dengeyi ve zor anlarda bile temkinli, sağduyulu davranışın değerini düşündürebilir. Bu tür ayetler üzerinde düşünmek, bireyi hem kendi iç dünyasında hem toplumsal ilişkilerinde sorumluluk bilinciyle hareket etmeye teşvik eden bir hatırlatma olarak görülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir