“Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî, İbn Mesud'dan gelen bir teville ayeti cehennemdekilerin durumuna dair açıklar: cehennemlikler ateşten tabutlar içine, o tabutlar da başka tabutların içine konulur, öyle ki hiçbiri kendisinden başka birinin azap gördüğünü göremez. Ayrıca ayetin nüzul sebebiyle ilgili olarak, Abdullah b. Zeba'ra'nın Hz. Peygamber'e putperestlerin ilahlarının cehennem odunu olacağı iddiasına karşı meleklerin, Üzeyir'in ve İsa'nın da kendilerine tapanlarla birlikte cehennemde olacağı şeklindeki itirazını ve Peygamber'in buna verdiği cevabı nakleder.
إذا ألقي في النار من يخلد فيها جعلوا في توابيت من نار، ثم جعلت تلك التوابيت في توابيت أخرى، ثم جعلت التوابيت في توابيت أخرى، فيها مسامير من نار، فلا يرى أحد منهم أن في النار أحدا يعذب غيره
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessir, ayetteki ifadenin kâfirlerin kalp ve kulaklarına konulan bir alamet/işaret olarak anlaşılabileceğini, meleklerin bu işaret sayesinde onların kâfir olduğunu ve asla iman etmeyeceklerini bileceğini aktarır. Aynı şekilde müminlerin kalplerinde de meleklerin onları Allah katında mümin olarak tanımasını sağlayan bir işaret bulunabileceğini belirtir. Ayrıca kâfirlerin kör olarak haşredildiği gibi sağır olarak da haşredilmelerinin azaplarını artırmak için olabileceğini, ya da kendilerine fayda verecek şeyleri işitemeyecekleri, sadece azap görenlerin seslerini veya kendilerine azap eden meleklerin sözlerini duyacaklarını ihtimal olarak sunar. İbn Mesud'dan nakledilen bir görüşe göre ise kâfirlerin ateşten tabutlara, o tabutların da başka tabutlara konulacağı ve bu yüzden hiçbir şey işitemeyecekleri belirtilir; ancak bu son görüş, cehennem ehlinin cennet ehlinin sözlerini işitip onlardan yardım istediklerine dair A'râf suresindeki ayete dayanılarak zayıf bulunur.
أن الكفار يحشرون صما كما يحشرون عميا زيادة في عذابهم . وثانيها : أنهم لا يسمعون ما ينفعهم لأنهم إنما يسمعون أصوات المعذبين أو كلام من يتولى تعذيبهم من الملائكة . وثالثها : قال ابن مسعود إن الكفار يجعلون في توابيت من نار والتوابيت في توابيت أخر فلذلك لا يسمعون شيئا والأول ضعيف لأن أهل النار يسمعون كلام أهل الجنة فلذلك يستغيثون بهم على ما ذكره الله تعالى في سورة الأعراف
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî bu ayette bir hazif (eksiltme) bulunduğunu, ifadenin aslında 'onlar orada hiçbir şey işitmezler' anlamına geldiğini aktarır; çünkü kâfirler sağır, dilsiz ve kör olarak haşredileceklerdir. İşitmenin bir huzur ve ünsiyet vesilesi olması sebebiyle Allah'ın kâfirleri cehennemde bundan mahrum bıraktığı belirtilir. Ayrıca başka görüşler olarak, onların kendilerini sevindirecek şeyleri değil sadece azap meleklerinin seslerini işitecekleri, ya da 'susun, konuşmayın' denildiğinde artık sağır ve dilsiz hale gelecekleri de nakledilir.
قيل : في الكلام حذف والمعنى وهم فيها لا يسمعون شيئا لأنهم يحشرون صما كما قال الله تعالى : ونحشرهم يوم القيامة على وجوههم عميا وبكما وصما
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr, ateşte ebedî kalacak olanların ateşten tabutlara konulacağını ve her birinin sadece kendisinin azap gördüğünü sanacağını bildiren İbn Mes'ûd rivayetini nakleder. Ayrıca İbn ez-Zeba'ra'nın Hz. Peygamber'e itiraz olarak meleklerin, Üzeyir'in ve İsa'nın da tapılan varlıklar olduğunu, dolayısıyla cehennemde olmaları gerektiğini ileri sürdüğü kıssayı aktarır. Hz. Peygamber buna, Allah'tan başka kendisine razı olarak tapılan herkesin tapanla birlikte cehennemde olacağı, aslında onların şeytana ve şeytanın emrettiğine taptıkları şeklinde cevap verdiğini bildirir.
إذا بقى من يخلد في النار جعلوا في توابيت من نار فيها مسامير من نار فلا يرى أحد منهم أنه يعذب في النار غيره
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre bu ayet, tapılan varlıkların gerçek ilah olmadığının kanıtı olarak sunulur; çünkü azaba uğrayan/cehenneme giren bir varlık ilah olamaz. Cehennemdekiler oradan kurtuluşu olmaksızın ebedî kalacaklardır ve şiddetli acı içinde inleyip nefes alacaklardır. 'İşitmeme' ifadesi ise dehşet ve azabın şiddetinden dolayı işitememe ya da kendilerini mutlu edecek bir şeyi işitememe olarak yorumlanır.
لو كان هؤلاء آلهة ما وردوها لأن المؤاخذ بالعذاب لا يكون إلها. وكل فيها خالدون لا خلاص لهم عنها. لهم فيها زفير أنين وتنفس شديد
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler ayetin cehennem ehlinin işitememesi/azabın şiddetiyle ilgili olduğu konusunda birleşir; İbn Mesud'dan gelen 'ateşten tabutlar' rivayeti Taberî, Râzî, Kurtubî ve İbn Kesîr tarafından ortak bir kaynak olarak tekrar nakledilir.
Farklar
Taberî ve İbn Kesîr rivayet merkezli olup nüzul sebebi kıssasına (İbn Zeba'ra itirazı) ağırlık verirken, Râzî bu rivayeti başka bir ayetle (A'râf) karşılaştırıp zayıf bulur; Kurtubî hazif/dilbilimsel izah ile rivayeti birlikte sunar; Beydâvî ise tamamen dilbilimsel-belaği tahlile yönelerek rivayet nakli yerine kelime analizini öne çıkarır. Bu fark, tefsir yöntemlerindeki (rivayet tefsiri, kelam/mantık temelli tefsir, dil temelli tefsir) ekol farklılığını yansıtır.
Dönemsel bağlam
En eski müfessir Taberî'den en yeni Beydâvî'ye doğru bir yöneliş görülür: erken dönemde rivayet nakli baskınken, sonraki dönemlerde (Râzî, Beydâvî) akli/dilsel tahlil ve rivayetlerin iç tutarlılığının sorgulanması öne çıkar. Kurtubî ise iki yaklaşımı birleştiren bir ara konum sergiler. Temel anlam (azabın şiddeti, işitmeme) sabit kalırken yorum yöntemi zamanla çeşitlenmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, farklı yöntemlerle aynı ayete yaklaşmanın mümkün olduğunu, ilim ile iman arasındaki uyumun tefsir çeşitliliğinde de görülebileceğini hatırlatır. Metnin özünde vurgulanan gaflet ve duyarsızlık teması, günümüzde kişinin kendini sürekli sorgulaması, sabırla öğrenmeye açık kalması ve başkalarının haklı uyarılarına kulak vermesi gibi ahlaki bir öz-eleştiri zemininde düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir