“Musa: "Bizim Rabbimiz her şeye şeklini veren, sonra da yolunu gösterendir." dedi.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî, ayetteki 'her şeye yaratılışını verdi' ifadesini, Allah'ın her şeye kendi türünden bir eş/nazir verdiği (dişi-erkek eşleştirmesi) şeklinde anlamayı tercih eder; yani insana insan türünden eş, hayvana hayvan türünden eş verildiğini, ardından da üreme, geçim ve yaşayışlarına dair yol gösterdiğini belirtir. Bu görüşü, 'atâ' kelimesinin mantığına dayanarak seçer: çünkü veren kendi kendini veremez, verilen şey verenden ayrı bir şey olmalıdır; dolayısıyla 'her şeye yaratılışını verdi' sözü, 'her şeye kendi yaratılışının benzerini/eşini verdi' anlamına gelir. Diğer görüşleri (suretini verdi, geçimini öğretti, kendisine uygun olanı verdi vb.) de nakleder ama kendi tercihini gerekçelendirerek ortaya koyar.
وإنما اخترنا القول الذي اخترنا في تأويل ذلك، لأنه جل ثناؤه أخبر أنه أعطى كل شيء خلقه، ولا يعطي المعطي نفسه، بل إنما يعطي ما هو غيره، لأن العطية تقتضي المعطي والمعطى والعطية، ولا تكون العطية هي المعطى
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre 'الذي' ism-i mevsûlü, muhatabın önceden bilgi sahibi olduğu belirli ve malum bir husustan bahsedildiğini gösterir. Firavun ve kavmiyle ilgili başka bir ayette geçen 'zannettiler ki bize döndürülmeyecekler' ifadesi, onların yaratılışın başlangıcını (mebde) kabul edip sadece âhireti (meâd) inkâr ettiklerine delalet eder. Ayrıca Firavun'un mülkünün Kıptîler bölgesini aşmayıp Şam'a ulaşmadığı, Hz. Musa'nın Medyen'e kaçışı bağlamında ele alınmıştır.
فذلك يدل على أنهم كانوا عالمين بالمبدأ إلا أنهم كانوا منكرين للمعاد
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî'ye göre 'her şeye hilkatini/hakkını verdi, sonra doğru yolu gösterdi' ifadesi, Allah'ın her varlığa kendi türüne uygun bir yaratılış, şekil, çift, geçim yolu ve o şeye yarayan bir fayda bahşettiğini, ardından da bu varlığı kendi menfaatine ve devamına uygun olan şeye yönlendirdiğini ifade eder. Bu konuda İbn Abbas, Said b. Cübeyr, Süddî, Hasan, Katade, Mücahid, Dahhâk ve Ferrâ gibi müfessirlerden farklı yorumlar nakledilmiş; Kurtubî ayetin genel ifadesinin bu görüşlerin tümünü kapsadığını belirtir.
قال بن عباس وسعيد بن جبير والسدي : أعطى كل شيء زوجه من جنسه ثم هداه إلى منكحه ومطعمه ومشربه ومسكنه وعن بن عباس : ثم هداه إلى الالفة والاجتماع والمناكحة وقال الحسن وقتادة : اعطى كل شيء صلاحه وهداه لما يصلحه
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr, ayeti Sahîheyn'deki hadisle ilişkilendirerek her insanın saadet veya şekavet ehlinden olmasına göre kendisine kolaylaştırılan amele göre yaratıldığını belirtir. Ardından ayetin tefsiri hakkında Ibn Abbas, Mücahid, Said b. Cübeyr gibi selef alimlerinden farklı rivayetleri aktarır: Allah her şeye kendine uygun bir eş/şekil/yaratılış verdi ve her mahlukun kendine has özellikleri (nesli, rızkı, nikahı) olup birbirine benzemediğini açıklar. Son olarak ayetteki 'takdir' ve 'hidayet' kelimelerini, Allah'ın mahlukatın kaderlerini gökleri ve yeri yaratmadan elli bin yıl önce takdir ettiğine dair Müslim hadisiyle irtibatlandırır.
وقال سعيد بن جبير في قوله قال أعطى كل ذي خلق ما يصلحه من خلقه ولم يجعل للإنسان من خلق الدابة ولا للدابة من خلق الكلب ولا للكلب من خلق الشاة وأعطى كل شيء ما ينبغي له من النكاح وهيأ كل شيء على ذلك
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre Musa'nın Firavun'a verdiği cevap, her varlığa kendi kemaline uygun bir yaratılış (suret/şekil) verildiğini ve ardından bu varlığın kendisine verilenden nasıl yararlanacağının kendisine öğretildiğini (hidayet) bildirmektedir. Bu cevap son derece belağatli bulunur, çünkü kısa lafızla bütün varlıkları mertebeleriyle kapsamakta ve zât itibariyle müstağni, kadir ve mutlak nimet verici olanın yalnızca Allah olduğunu, O'nun dışındaki her şeyin zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde O'na muhtaç ve O'nun nimetine mazhar olduğunu göstermektedir. Bu yüzden Firavun bu cevap karşısında şaşkına dönmüş ve söze itiraz edemeyip konuyu başka yöne çevirmek zorunda kalmıştır.
وهو جواب في غاية البلاغة لاختصاره وإعرابه عن الموجودات بأسرها على مراتبها، ودلالته على أن الغني القادر بالذات المنعم على الإطلاق هو الله تعالى وأن جميع ما عداه مفتقر إليه منعم عليه في حد ذاته وصفاته وأفعاله، ولذلك بهت الذي كفر وأفحم عن الدخل عليه فلم ير إلا صرف الكلام عنه.
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî, ayetteki 'her şeye yaratılışını verdi' ifadesinin, Allah'ın her varlığa kendi türüne uygun bir yapı, şekil, eş/çift ve yaşam biçimi bahşedip ardından bu varlığı kendi menfaatine uygun yola (hidayet) yönlendirdiği anlamına geldiği konusunda birleşirler. Bu müfessirler ayrıca sahabe ve tabiin tefsirlerinden (İbn Abbas, Mücahid, Said b. Cübeyr, Süddî, Katade gibi) ortak bir rivayet birikimine başvururlar.
Farklar
Taberî dil/belağat analizine ('atâ' fiilinin semantik gereği) dayanarak kendi tercihini gerekçelendirirken, Kurtubî farklı rivayetleri kapsayıcı biçimde bir arada sunmayı tercih eder. İbn Kesîr ise konuyu hadislerle (kader ve amel bağlamında) ilişkilendirerek daha akaid/rivayet eksenli bir okuma yapar. Beydâvî ayetin belağat boyutuna ve Firavun-Musa diyaloğunun bağlamsal akışına odaklanırken, Râzî tamamen farklı bir eksende, ayeti Firavun'un yaratılışı kabul edip ahireti inkâr etmesi bağlamında ele alarak Kur'an'ı Kur'an'la tefsir yöntemini kullanır ve tarihsel/coğrafi ayrıntılara (Firavun'un mülkü, Hz. Musa'nın Medyen'e kaçışı) değinir.
Dönemsel bağlam
En erken dönem müfessiri Taberî'den başlayarak Kurtubî ve İbn Kesîr'e kadar rivayet temelli yöntem ağırlıklı biçimde sürmüş, ancak zamanla (İbn Kesîr'de) hadislerle daha sistemli irtibatlandırma öne çıkmıştır. Râzî ve Beydâvî gibi daha sonraki kelam ve belağat ağırlıklı müfessirlerde ise ayetin dilsel inceliği, bağlamsal akışı ve Kur'an'ın bütünlüğü içindeki yeri daha belirgin şekilde işlenmiştir. Böylece temel anlam sabit kalırken, yöntem ve vurgu dönemsel ilgilere göre çeşitlenmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, her varlığın kendine özgü bir düzen ve amaç üzere yaratıldığı fikrini hatırlatarak, ilim ile iman arasındaki uyumu düşünmeye bir zemin sunabilir; tabiattaki çeşitlilik ve düzenin gözlemlenmesi bu açıdan teşvik edici olabilir. Ayrıca her varlığın kendi yapısına uygun bir yol bulması teması, insanın da kendi kabiliyet ve sorumluluklarına uygun, yapıcı ve hizmet odaklı bir tutum geliştirmesine dair ihtiyatlı bir çağrışım taşıyabilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir