وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِى فَإِنَّ لَهُۥ مَعِيشَةً ضَنكًا وَنَحْشُرُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَعْمَىٰ

“Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, 'me'îşeten dankâ' ifadesindeki 'dank' kelimesinin dilde 'darlık, sıkıntı' anlamına geldiğini belirtir. Bu darlık ifadesinin nerede gerçekleşeceği konusunda müfessirler arasında ihtilaf olduğunu, kimilerinin ahirette cehennemdeki hayat, kimilerinin dünyada haram kazanç, kimilerinin de kabir azabı olduğunu söylediklerini nakleder. Taberî kendi tercihini belirterek bu görüşlerden kabir azabı olduğu görüşünü en doğru bulur.

قال أبو جعفر: وأولى الأقوال في ذلك بالصواب قول من قال: هو عذاب القبر
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metinde Zemahşerî, ilgili kelimenin şart cümlesinin cevabı olduğunu belirtmekte ve ayetteki fiilin farklı bir kıraatini (ونحشره - hâ harfi sakin olarak) aktarmaktadır. Bu okuyuşun vakıf lafzına göre olduğunu ifade etmiş ve benzer bir örneğe atıfta bulunmuştur.

لأنه جواب الشرط . وقرىء : ( ونحشره ) بسكون الهاء على لفظ الوقف ، وهذا مثل قوله :
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyetteki 'zikr' ifadesi Kur'an'a ve Allah'ın diğer kitaplarına, hatta delillere bile hamledilebilir; 'zenk' (dar geçim) kelimesi ise sıkıntı ve şiddet anlamına gelen bir mastardan sıfata dönüşmüştür. Râzî, bu vaad edilen darlığın dünyada mı, kabirde mi, ahirette mi, dinde mi yoksa bunların hepsinde veya çoğunda mı gerçekleşeceği konusunda farklı görüşleri sıralar; bazı müfessirlere göre bu darlık dünyada gerçekleşir çünkü Allah'a tevekkül eden mümin dünyada hoş bir hayat sürer.

واعلم أن هذا الضيق المتوعد به إما أن يكون في الدنيا أو في القبر أو في الآخرة أو في الدين أو في كل ذلك أو أكثره
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre 'ضنكا' (dar geçim) ifadesi öncelikle dilsel açıdan sıkıntılı/dar bir yaşam biçimini ifade eder; dinden yüz çevirenin hırs ve cimriliğe müptela olarak karanlık ve dar bir hayat süreceği anlatılır. Ayrıca bu ayet hakkında farklı görüşler nakledilir: haram kazanç, dari' ve zakkum yemeği, fakat sahih olan görüşün kabir azabı olduğu belirtilir; bu görüş Ebû Saîd el-Hudrî, Abdullah b. Mesud ve Ebû Hüreyre'nin merfû rivayetine dayandırılır.

وقول رابع وهو الصحيح أنه عذاب القبر قاله أبو سعيد الخدري وعبد الله بن مسعود ورواه أبو هريرة مرفوعا عن النبي صلى الله عليه وسلم
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre 'meâşen dakkâ' (sıkıntılı geçim) ifadesi, Allah'ın buyruklarından ve indirdiği hidayetten yüz çeviren kişinin dünyada zahiren refah içinde olsa da kalbinin daralması, huzursuzluğu ve şüphe içinde kalmasıdır. Bu daralma sadece dünya hayatına özgü değildir; rivayetlerle desteklenerek kabir azabı olarak da yorumlanmış, kabrin kâfiri sıkması ve ona yılanların musallat edilmesi şeklinde açıklanmıştır.

فإن قلبه ما لم يخلص إلى اليقين والهدى فهو في قلق وحيرة وشك فلا يزال في ريبه يتردد فهذا من ضنك المعيشة
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre âyetteki 'ininiz' hitabı Âdem ve Havvâ'yadır; bazı görüşe göre bu hitap iblisi de kapsar, çünkü onlar zürriyetin aslı olduğundan tüm nesle yönelik hitap onlara yöneltilmiştir. 'Birbirinize düşman olacaksınız' ifadesi ya geçim uğruna insanlar arasındaki çekişme ve savaşlara, ya da iki türün (insan-şeytan) birbiri yüzünden hâlinin bozulmasına işaret eder; hidâyete uyanın dünyada sapmayacağı, âhirette bedbaht olmayacağı, zikrinden yüz çevirenin ise dar bir geçim içinde olacağı ve kıyamette kör haşredileceği belirtilir. 'Dar geçim' ifadesi, kâfirin himmetinin tamamen dünya metaına yönelmesi, onun artmasına düşkün, eksilmesinden korkar halde olmasıyla açıklanır; buna karşılık âhireti isteyen mümin böyle değildir.

وذلك لأن مجامع همته ومطامح نظره تكون إلى أعراض الدنيا متهالكا على ازديادها خائفا على انتقاصها، بخلاف المؤمن الطالب للآخرة

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'dank/zenk' kelimesinin dilde 'darlık, sıkıntı' anlamına geldiği konusunda hemfikirdir. Ayrıca çoğu (Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî, Râzî) bu darlığın dünyada mı, kabirde mi yoksa ahirette mi gerçekleşeceği hususunda birden fazla rivayeti nakledip aralarında tercih yapma yoluna gitmiştir; kabir azabı görüşü Taberî ve Kurtubî tarafından açıkça tercih edilmiştir.

Farklar

Zemahşerî konuyu daha çok kıraat ve gramer meselesi olarak ele alırken diğerleri anlam/muhteva tartışmasına yoğunlaşmıştır. Taberî ve Kurtubî rivayet zincirlerine dayanarak kabir azabı görüşünü tercih ederken, Râzî ve Beydâvî görüşleri sıralamakla yetinip kesin bir tercihte bulunmamış, İbn Kesîr ise dünyevî huzursuzluk ile kabir azabı yorumlarını birlikte zikretmiştir. Bu farklılıklar, kimi müfessirlerin (Zemahşerî) dil/belağat eksenli, kimilerinin (Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr) rivayet eksenli, kimilerinin (Râzî, Beydâvî) ise çoğulcu/analitik bir yöntem benimsemesinden kaynaklanmaktadır.

Dönemsel bağlam

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte kelimenin lügavî anlamı (darlık) sabit kalmış, ancak yorumun çerçevesi zamanla genişlemiştir: erken dönemde rivayetler arasından tercih yapma eğilimi baskınken, sonraki dönemde (Râzî, Beydâvî) görüşler daha sistematik biçimde sınıflandırılmış ve kesin tercih yerine ihtimallerin sunulması öne çıkmıştır. Bu, tefsir geleneğinin rivayet ağırlıklı yorumdan, dilsel ve kavramsal çözümlemeye doğru zenginleştiğini göstermektedir.

Günümüz bağlantısı

Bu farklı okumalar, maddi refahın tek başına iç huzur ve manevi doyum sağlamayacağı; kalbî tatmin ile ilim, iman ve amel arasındaki uyumun önemine dikkat çekmektedir. Ayet, yalnızca dış görünüşe değil kişinin manevi yönelimine odaklanmayı teşvik eder ve bu bağlamda sabır, ihlas ve doğru bir hayat anlayışının bireysel huzura katkısı üzerinde düşünmeye davet eder. Bu tür karşılaştırmalı okuma, aynı zamanda farklı yorumlara açık bir konuda hoşgörülü bir yaklaşımın kıymetini de hatırlatır.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir