وَإِن كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيْسَرَةٍ وَأَن تَصَدَّقُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

“Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz eğer bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayet, borçlulardan (özellikle faiz ilişkisinde ana parayı geri alacak olanlardan) borçlu darlık içindeyse ona genişlik (ödeyebilecek duruma gelinceye) kadar mühlet verilmesini emretmektedir. Alacağın borçluya sadaka olarak bağışlanmasının ise, sadece darda olan (mu'sir) için geçerli olup bu mühlet vermekten daha hayırlı olduğu; zengin (mûsir) borçludan ise ana paranın alınması gerektiği belirtilmektedir. Taberî, iki farklı te'vil arasında, 'tasadduk' ifadesinin öncesindeki hükme (yani mu'sire mühlet verme hükmüne) bitişik olarak yorumlanmasını tercih etmektedir.

وأولى التأويلين بالصواب، تأويل من قال معناه: وأن تصدقوا على المعسر برءوس أموالكم خير لكم؛ لأنه يلي ذكر حكمه في المعنيين، وإلحاقه بالذي يليه أحب إلي من إلحاقه بالذي بعد منه.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre metin, Nur suresi 61. ayetteki 'ليس على الأعمى حرج' ifadesinin bağlamını açıklar: Müminler, kör, topal ve hasta gibi özürlü kimseleri akraba veya dostlarının evlerine götürüp onlarla birlikte yemek yerlerdi, fakat bunun bir hak ihlali sayılıp vebal getirebileceğinden çekinip kalplerinde şüphe duyarlardı. Ayet bu vesveseyi kaldırarak özürlülerin ve ev sahiplerinin birlikte yemesinde bir günah olmadığını bildirir. Metin ayrıca 'تبرج' kelimesinin gerçek anlamının, gizlenmesi gereken şeyi açığa çıkarmaya çalışmak olduğunu, kadının süsünü ve güzelliklerini erkeklere göstermesine tahsis edildiğini belirtir.

كان المؤمنون يذهبون بالضعفاء وذوي العاهات إلى بيوت أزواجهم وأولادهم وإلى بيوت قراباتهم وأصدقائهم فيطعمونهم منها ، فخالج قلوب المطعمين والمطعمين ريبة في ذلك ، وخافوا أن يلحقهم فيه حرج
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyetteki 'كان' fiilinin nakıs mı tam mı olduğu ve 'تجارة' kelimesinin ref' veya nasb ile okunuşu nahiv açısından tartışılmış, farklı takdir ihtimalleri (Ferrâ, Zeccâc, Ebû Ali el-Fârisî görüşleri) sıralanmıştır. Ayrıca âyetin bağlamında ribâ ile ilgili hükmün, borçluya mühlet verilmesinin (نظرة) sadece ribaya mı yoksa tüm borçlara mı özgü olduğu konusunda İbn Abbas, Şüreyh, Dahhâk, Süddî, İbrahim'in görüşü ile Mücahid ve bir grup müfessirin görüşü karşılaştırılmıştır. Kadı'nın tercihiyle birinci görüş (ribaya has olması) daha racih bulunmuştur.

فقال ابن عباس وشريح والضحاك والسدي وإبراهيم : الآية في الربا ، وذكر عن شريح أنه أمر بحبس أحد الخصمين فقيل : إنه معسر ، فقال شريح : إنما ذلك في الربا
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet, ödeme gücü olmayan borçluya karşı sabırlı olmayı emretmektedir; cahiliye ehlinin borçluya 'ya öde ya da faizi artır' dediği uygulamanın aksine, borçluya kolaylık göstermeye ve mümkünse ana sermayeyi de bağışlayıp borcu tamamen düşürmeye teşvik edilmektedir. Bu görüşünü desteklemek için Hz. Peygamber'den gelen çok sayıda hadisi farklı senetlerle nakletmektedir; bu hadislerde darda kalan borçluya kolaylık gösterenin veya borcunu bağışlayanın kıyamet gününde Allah'ın zıllinde barınacağı, duasının kabul edileceği ve sıkıntısının giderileceği bildirilmektedir.

يأمر تعالى بالصبر على المعسر الذي لا يجد وفاء فقال لا كما كان أهل الجاهلية يقول أحدهم لمدينه إذا حل عليه الدين إما ان تقضي وإما أن تربى ثم يندب إلى الوضع عنه ويعد على ذلك الخير والثواب الجزيل
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre bu ayet, borçlusu darda olan alacaklıya, borcunu ertelemekle yetinmeyip ayrıca ona sadaka vermesini (borcu bağışlamasını) teşvik eder; bu tasadduk, sadece mühlet vermekten daha hayırlı sayılmıştır. Ayrıca 'fenazıratün ilâ meysera' hükmünün ribâ borcuna mahsus olmayıp bütün borç türlerinde darda kalan herkes için geçerli genel bir hüküm olduğu, âlimlerin çoğunluğunun görüşü olarak aktarılır.

ندب الله تعالى بهذه الألفاظ إلى الصدقة على المعسر وجعل ذلك خيرا من إنظاره
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayet, borçlu darlık içindeyse alacaklının ona genişlik zamanına kadar mühlet vermesi gerektiğini bildirir. Ayrıca 'tasadduk etmeniz' ifadesiyle borcu bağışlamanın kastedildiği, bunun mühlet vermekten daha hayırlı olduğu; bir görüşe göre ise tasadduktan maksadın yine mühlet verme olduğu belirtilir.

لا يحل دين رجل مسلم فيؤخره إلا كان له بكل يوم صدقة

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Taberî, Fahreddin er-Râzî, İbn Kesîr, Kurtubî ve Beydâvî; borçlunun darlık içinde olması halinde ona ödeme gücüne kavuşana dek mühlet verilmesi gerektiği ve borcun tamamen bağışlanmasının (tasadduk) bu mühletten daha faziletli bir davranış olduğu noktasında birleşir. Not: Zemahşerî burada farklı bir ayeti (Nur 61) ele aldığı için doğrudan bu ortak noktaya dahil değildir.

Farklar

Taberî ve Fahreddin er-Râzî, dil/nahiv tahlillerine (kane fiilinin kullanımı, kıraat farkları) ağırlık verip hükmün ribaya mı yoksa tüm borçlara mı özgü olduğunu tartışır ve ribaya has olma görüşünü tercih eder; Kurtubî ise çoğunluk görüşü olarak hükmün genel borçları kapsadığını aktarır. İbn Kesîr meseleyi ağırlıklı olarak hadis rivayetleriyle ahlaki-manevi teşvik çerçevesinde işlerken, Beydâvî hem dil hem rivayet unsurlarını kısa biçimde bir arada sunar. Bu farklılıklar, müfessirlerin yöntemsel ağırlık noktalarından (dilci-nahivci yaklaşım, hadis odaklı yaklaşım, fıkhi çoğunluk görüşü aktarımı) kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte, borçluya mühlet verme ve bağışlama teşviki konusunda temel görüş sabit kalmış, ancak zaman içinde meselenin nahiv ve kıraat tartışmalarıyla desteklenmesi (Taberî, Râzî), hadis materyalinin sistemli biçimde toplanması (İbn Kesîr) ve fıkhi görüş çeşitliliğinin özetlenmesi (Kurtubî) gibi farklı vurgular öne çıkmıştır. Bu, tefsir faaliyetinin zamanla dil incelemesinden hadis/fıkıh sentezine doğru zenginleştiğini gösterir, ancak hiçbir dönemde temel ahlaki mesaj değişmemiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, günümüzde de maddi sıkıntı içindeki kişilere karşı sabırlı ve anlayışlı davranmanın, mümkünse yardımlaşmanın manevi bir değer taşıdığını hatırlatabilir. Toplumsal dayanışma ve merhamet ruhu, borç-alacak ilişkilerinde katı tutumlar yerine kolaylaştırıcı bir yaklaşımı teşvik eder. Bu okuma, bireyler arası ekonomik ilişkilerde sabır ve ihlas temelli bir tutumun kıymetine dair genel bir hatırlatma olarak düşünülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir