يَمْحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَيُرْبِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ

“Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu metin, ayette geçen ifadenin 'artırır/ziyadeleştirir' anlamına geldiğini belirten kısa bir dilsel açıklama niteliğindedir. Metin çok kısa olup yalnızca bir kelimenin anlamını başka bir kelimeyle karşılamaktan ibarettir.

أي يزيدها
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî, ayetteki 'kefûr' ve 'esîm' kelimelerinin sarf yapılarını inceler; 'kefûr' fiilinin sürekli tekrarlanan bir alışkanlığı ifade ettiğini, 'esîm' kelimesinin de günah işlemede aşırı ısrar ve devamlılık anlamı taşıdığını belirtir. Ona göre bu tür bir nitelendirme, ancak ribayı haram kabul etmeyip inkâr eden kimseye yakışır. Ayrıca bir başka izah olarak 'kefûr' kelimesinin ribayı helal sayana, 'esîm' kelimesinin ise haram olduğuna inandığı halde yine de bunu işleyen kimseye râci olabileceğini, böylece ayetin her iki grubu da kapsadığını ifade eder.

والأثيم فعيل بمعنى فاعل ، وهو الآثم ، وهو أيضا مبالغة في الاستمرار على اكتساب الآثام والتمادي فيه ، وذلك لا يليق إلا بمن ينكر تحريم الربا فيكون جاحدا
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, 'Allah ribâyı mahveder' ifadesinin dünyada ribânın bereketini giderip azaltacağı anlamına geldiğini, çok olsa bile sonucunun eksilmeye varacağını aktarır. Ayrıca İbn Abbas'tan bir görüş olarak bunun ahirette geçerli olduğunu, ribâ yiyenden sadaka, hac, cihad ve sıla-i rahim gibi amellerin kabul edilmeyeceğini nakleder. Buna karşılık sadakaların ise dünyada bereketle artırılacağını, ahirette de sevabının kat kat çoğaltılacağını belirtir.

روى بن مسعود عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال : ( إن الربا وإن كثر فعاقبته إلى قل ( وقيل : يمحق الله الربا يعني في الآخرة وعن بن عباس في قوله تعالى : يمحق الله الربا قال : لا يقبل منه صدقة ولا حجا ولا جهادا ولا صلة
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, ribanın zâhirde çoğalma gibi görünse de âkıbetinin azalmaya döneceğini, buna karşılık sadakanın Allah katında büyüyüp bereketleneceğini vurgular. Bu, Abdullah b. Mesud'dan gelen 'Riba ne kadar çoğalırsa çoğalsın sonu azalmaya varır' hadisi ile Ebu Hureyre'den gelen sadakanın Allah'ın elinde tay veya deve yavrusu gibi büyütülmesi hadisleriyle desteklenir. Ayrıca ayetin sonunun 'nankör-günahkâr' sıfatıyla bitmesinin, ribacıların Allah'ın helal kıldığı kazançla yetinmeyip haksız yollarla mal yemesiyle uyumlu olduğunu belirtir.

إن الربا وإن كثر فان عاقبته تصير إلى قل
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metne göre Allah ribâyı bereketinden mahrum eder ve o malı helâk eder; buna karşılık sadakaları büyütür, sevabını katlar ve ondan çıkan malı bereketlendirir. Beydâvî bu görüşünü Hz. Peygamber'den nakledilen iki hadisle desteklemekte, sadakanın Allah tarafından kabul edilip büyütüldüğünü ve zekâtın malı asla eksiltmediğini belirtmektedir. Ayrıca 'Allah sevmez' ifadesinin, her haramı helal sayarak ona devam eden nankör kâfiri ve günahına dalıp giden âsî kişiyi kapsadığını açıklar.

الله الربا يذهب ببركته ويهلك المال الذي يدخل فيه. ويربي الصدقات يضاعف ثوابها ويبارك فيما أخرجت منه، وعنه عليه الصلاة والسلام «إن الله يقبل الصدقة ويربيها كما يربي أحدكم مهره»
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre 'ينقص الله الربا' ifadesi Allah'ın ribayı azaltıp yok edeceği anlamına gelir; buna karşılık sadakaların Allah tarafından kabul edilip sahibi için katlanarak büyütüleceği belirtilir. Bu büyütme (irbâ), sadaka sahibinin sevabının Allah tarafından katlanarak artırılması olarak açıklanır.

إن الله يقبل الصدقة إذا كانت من طيب

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Zemahşerî hariç diğer müfessirler (Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî, Taberî) ribanın zâhirde çoğalma gibi görünse de akıbetinin azalma/mahvolma olduğu, buna karşılık sadakanın Allah katında bereketlenip katlanarak artırılacağı noktasında birleşir. Râzî ve Beydâvî ayrıca ayetin sonundaki nitelendirmenin ribayı hem inkâr edeni hem haram bilip yine de işleyeni kapsayabileceği yorumunda ortaklaşır.

Farklar

Zemahşerî meseleyi salt dilsel bir açıklamayla (kelimenin 'artırma' anlamı) sınırlı tutar; Râzî ise sarf yapısına odaklanıp 'kefûr' ve 'esîm' kelimelerinin süreklilik/ısrar anlamı taşıdığını dilbilimsel tahlille temellendirir. Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yaklaşımla hem dünyevî bereket kaybını hem İbn Abbas'tan nakille ahiretteki amellerin kabul edilmemesi ihtimalini aktarır. Taberî ve Beydâvî ise daha çok hadis nakline dayanarak azalma-büyüme karşıtlığını nettir bir dille ortaya koyar. Bu farklar, müfessirlerin ekolsel eğilimlerinden (Zemahşerî'nin dilbilimci/belâgatçı yönü, Râzî'nin kelamcı-mantıkçı analizi, Kurtubî-İbn Kesîr-Taberî'nin rivayet/hadis merkezli tefsir yöntemi) kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

En eski müfessir Taberî'den en yeniye (Beydâvî) doğru bakıldığında, rivayet malzemesinin (hadis ve sahabe sözleri) sürekli kullanıldığı ve temel mananın -riba akıbette eksilir, sadaka bereketle çoğalır- sabit kaldığı görülür. Zamanla Zemahşerî ve Râzî ile birlikte dilbilimsel/sarf tahlilleri daha sistemli hale gelmiş, yorum ribanın hükmünün gerekçelendirilmesi yönünde derinleşmiştir; ancak özünde bir kopuş yoktur, daha çok yöntemsel zenginleşme söz konusudur.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, kazancın niceliğinden çok niteliğinin ve ediniliş yolunun önemine işaret eder; haksız veya sömürücü yollarla artan bir servetin toplumsal ve ahlaki açıdan gerçek bir 'bereket' taşımayabileceği, buna karşılık paylaşma ve destek temelli davranışların hem bireysel hem toplumsal dayanışmayı güçlendirebileceği düşünülebilir. Bu bağlamda ilim ve iman uyumu içinde, yardımlaşma ve ihlasla yapılan katkıların insan ilişkilerinde ve toplumsal hayatta kalıcı bir değer oluşturabileceği ihtiyatla düşünülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir