وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْرِى نَفْسَهُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

“Yine insanlardan kimi de vardır ki, Allah'ın rızasına ermek için kendini feda eder. Allah ise kullarına çok merhametlidir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, âyetin kimin hakkında nazil olduğuna dair birçok görüş nakleder: Suhayb b. Sinân ve Ebû Zer, Ahnes b. Şerîk, adı belirtilmeyen bir Mekkeli muhacir, veya Allah yolunda cihad edip nefsini satan/iyiliği emredip kötülükten sakındıran her kişi. Kendisi bu görüşler arasından, âyetin zahirine en uygun olanın Ömer b. Hattâb'dan rivayet edilen, yani iyiliği emredip münkeri nehyeden ve bu yüzden öldürülen kişi hakkındaki yorum olduğunu belirtir.

والذي هو أولى بظاهر هذه الآية من التأويل، ما روي عن عمر بن الخطاب
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyet, önceki âyette dünyayı din karşılığında satan kişinin zikredilmesinden sonra, tersine dinini/nefsini/malını din yolunda feda eden kişinin durumunu anlatmaktadır. Râzî, âyetin nüzul sebebi olarak İbn Abbas'tan rivayet edilen kıssayı aktarır: Suheyb, Ammar, Süm eyye, Yasir, Bilal, Habbab ve Abis müşrikler tarafından işkenceye tutulmuş, Suheyb malını vererek dinini kurtarmış ve Medine'ye dönünce Ebu Bekir onu 'alışverişin kazançlı olsun' diye karşılamıştır. Ayrıca Katade'den nakille bu kişilerin Haricîlerden değil, Allah rızası için müşriklere karşı savaşan sahabeden olduğu belirtilir.

روى ابن عباس أن هذه الآية نزلت في صهيب بن سنان مولى عبد الله بن جدعان ، وفي عمار بن ياسر ، وفي سمية أمه ، وفي ياسر أبيه ، وفي بلال مولى أبي بكر ، وفي خباب بن الأرت ، وفي عابس مولى حويطب أخذهم المشركون فعذبوهم
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet münafıkların tümü ve müminlerin tümü hakkında genel bir hükümdür; bu görüş Katade, Mücahid ve Rabî' b. Enes'ten nakledilmiş ve sahih görülmüştür. Ayrıca Nevf el-Bikâlî'den nakledilen bir rivayette, Kur'an'da bu ümmetten bir grubun vasfının bulunduğu, dini dünyaya alet eden, dilleri baldan tatlı ama kalpleri sabırdan acı olan, insanlara koyun postu giyinip kalpleri kurt kalbi olan kimseler olduğu; bunların Allah'a karşı cüretkarlık ettikleri ve O'na güvendikleri belirtilir. Nevf, bu vasfı Kur'an'da düşününce bunların münafıklar olduğunu bulmuştur.

قوم يحتالون على الدنيا بالدين ألسنتهم أحلى من العسل وقلوبهم أمر من الصبر يلبسون للناس مسوك الضأن وقلوبهم قلوب الذئاب
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre âyetteki 'nefsini satan' ifadesi, kişinin canını cihad yolunda veya emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i ani'l-münker uğrunda öldürülünceye kadar feda etmesini anlatır; bu fedakârlık Allah'ın rızasını kazanma amacıyla yapılır. Ayrıca âyetin Suhayb b. Sinân er-Rûmî hakkında indiği rivayet edilir; müşrikler onu dinden döndürmek için işkence ettiklerinde, kendisinin yaşlı biri olduğunu, ne yanlarında ne karşılarında bir fayda ya da zarar veremeyeceğini söyleyip malını vererek serbestçe Medine'ye gitmiştir. Allah'ın kullara şefkatli olması, onlara böyle bir 'satış'a yönlendirip cihadla mükellef kılarak gazve ve şehitlik sevabına layık kılmasıyla açıklanır.

ومن الناس من يشري نفسه يبيعها أي يبذلها في الجهاد، أو يأمر بالمعروف وينهى عن المنكر حتى يقتل ابتغاء مرضات الله طلبا لرضاه. قيل: إنها نزلت في صهيب بن سنان الرومي، أخذه المشركون وعذبوه ليرتد فقال: إني شيخ كبير لا ينفعكم إن كنت معكم ولا يضركم إن كنت عليكم فخلوني وما أنا عليه وخذوا مالي فقبلوه منه وأتى المدينة.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Müfessirlerin çoğu ayeti, dünyayı/canını Allah rızası uğrunda feda eden bir kişi veya kişiler tipiyle ilişkilendirir; Suhayb b. Sinân kıssası (Taberî, Râzî, Beydâvî'de) ortak bir nüzul rivayeti olarak öne çıkar ve fedakârlığın Allah'ın rızasını kazanma amacına bağlandığı vurgusu paylaşılır.

Farklar

Taberî rivayetler arasında tercihte bulunarak zahire en uygun olanı (iyiliği emredip kötülükten sakınan şehit) seçerken, Râzî nüzul kıssasını detaylandırıp bunun sahabeye ait olduğunu, Haricî yorumuna kapalı olduğunu vurgular. İbn Kesîr ise farklı bir yöne giderek ayeti tikel bir olaydan çok münafık-mümin ayrımına dair genel bir ilke olarak okur ve Nevf el-Bikâlî'nin münafık tasviriyle destekler. Beydâvî ise dil tahliline (yeşrî fiilinin anlamı) ağırlık vererek rivayeti ikincil bir destek olarak kullanır; bu farklar tefsir yöntemindeki rivayet-dirayet dengesinden kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte rivayet malzemesi büyük ölçüde sabit kalmış, ancak yorumlama çerçevesi genişlemiştir: erken dönemde (Taberî) rivayetler arasında tercih ön planda iken, orta dönemde (Râzî) kıssanın ayrıntılı anlatımı ve sahabenin konumunun savunulması öne çıkmış, İbn Kesîr'de ayetin kapsamı tikelden genele taşınmış, Beydâvî'de ise dil ve belagat analizi rivayete eşlik eder hale gelmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu çeşitli okumalar, bir kişinin inandığı değerler uğruna sıkıntıya katlanmasının ve bunu sabırla, gösterişten uzak bir şekilde yapmasının kıymetine işaret eder. İyiliği teşvik edip kötülükten sakındırma çabası ile ihlasın iç içe geçmesi, günümüzde de kişisel ahlak ve toplumsal dayanışma açısından düşünülmeye değer bir örnektir. Bu, tek bir tarihi olaya indirgenmeden, genel bir erdem çerçevesi olarak da anlaşılabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir