وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ لَيْسَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ عَلَىٰ شَىْءٍ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ لَيْسَتِ ٱلْيَهُودُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُمْ يَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

“Yahudiler dediler ki, "Hıristiyanlar birşey üzerinde değiller", Hristiyanlar da "Yahudiler bir şey üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Hiçbir bilgisi olmayanlar da öyle onların dedikleri gibi dediler. İşte bundan dolayı Allah, ihtilafa düştükleri bu gibi şeylerde, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayet, Yahudi ve Hristiyanların birbirlerinin dinini geçersiz saydığı hâlde bunu bir bilgisizlikten değil, kendi kitaplarının (Tevrat ve İncil) birbirini doğruladığını ve Peygamber'in nübüvvetini de tasdik ettiğini bildikleri halde inkarcı bir tavırla söylediklerini bildirir. Kıyamet günü Allah bu ihtilaf edenler arasında hüküm verecek, doğru olanı ödüllendirip batıl olanı cezalandıracaktır. Ayrıca 'kıyamet' kelimesinin, insanların kabirlerinden Rablerine kalkması (kıyam) anlamından geldiği dilbilimsel olarak açıklanır.

فأخبر جل ثناؤه أن كل فريق منهم قال ما قال من ذلك على علم منهم أنهم فيما قالوه مبطلون، وأتوا ما أتوا من كفرهم بما كفروا به على معرفة منهم بأنهم فيه ملحدون.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ayette 'Sebt günü kılındı' ifadesinin anlamı, o günde Sebt'e (Cumartesi'ye) tazim etmenin ve o gün avlanmayı terk etmenin onlara farz kılınmış olmasıdır. Ayrıca Allah her iki taraftan (ihtilaf edenleri) hak ettiği şekilde cezalandıracaktır.

ومعنى جعل السبت : فرض عليهم تعظيمه وترك الاصطياد فيه . وقرىء : ( إنما جعل السبت ) ، على البناء للفاعل وقرأ عبد الله : ( إنا أنزلنا السبت )
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre Yahudi ve Hristiyanların birbirini 'hiçbir şey (temeli olmayan bir din) üzerinde değilsin' diye itham etmeleri, aslında herbirinin dininin batıllığına dair mübalağalı bir ifadedir. Kitap ehlinin bu tutumu tutarsızdır çünkü Tevrat ve İncil birbirini tasdik eder; Tevrat İsa'yı, İncil de Musa'yı doğrular, dolayısıyla birine iman edip diğerini inkâr etmek doğru değildir. Ayetteki 'yerihimu' ifadesinin kıyamette taraflar arasında hükmedilmesiyle ilgili dört farklı görüş nakledilmiştir.

وحق من حمل التوراة أو الإنجيل أو غيرهما من كتب الله وآمن به أن لا يكفر بالباقي لأن كل واحد من الكتابين مصدق للثاني شاهد لصحته ، فإن التوراة مصدقة بعيسى عليه السلام ، والإنجيل مصدق بموسى عليه السلام
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre ayetteki 'Yahudiler dedi ki' ifadesi lafzen umum, anlamca husus taşır; yani bütün Yahudiler bunu söylemedi, belirli bazı kişiler (Sellam b. Mişkem, Nu'man b. Ebî Evfâ, Şâs b. Kays, Mâlik b. Sayf) bunu söylemiştir ama söz onların içindeki tanınmış kişilerden geldiği için topluluğa nispet edilmiştir. Ayrıca bu sözün Üzeyir kıssasıyla ilgili bir rivayet zemininde ortaya çıktığı, Tevrat'ın unutulup Üzeyir'e yeniden öğretilmesi olayının bazı Yahudileri onun Allah'ın oğlu olduğu sapkın inancına sürüklediği nakledilir.

هذا لفظ خرج على العموم ومعناه الخصوص لأن ليس كل اليهود قالوا ذلك وهذا مثل قوله تعالى : الذين قال لهم الناس ولم يقل ذلك كل الناس
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet Yahudi ve Hristiyanların birbirlerini yalanlamalarını, aslında her iki kitapta da diğerini tasdik eden hükümler bulunmasına rağmen inatla ve husumetle karşılıklı küfretmelerini beyan eder. Bu durum Necran hristiyanları ile yahudi hahamlarının Hz. Peygamber'in huzurunda tartışmaları sebebiyle nüzul etmiştir; her taraf elindeki kitabı bilerek diğerinin kitabını inkar etmiştir. Mücahid ve Katade'den nakledilen görüşe göre ise her iki ümmetin ilk nesilleri hak üzere idiyken sonradan bidatler çıkarıp ayrılığa düşmüşlerdir.

فأنزل الله في ذلك من قولهما قال إن كلا يتلو في كتابه تصديق من كفر به أن يكفر اليهود بعيسى وعندهم التوراة فيها ما أخذ الله عليهم على لسان موسى بالتصديق بعيسى
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre bu ayet, Yahudi ve Hristiyanların birbirlerinin dinini geçersiz sayarak karşılıklı tartışmalarını konu alır; her iki taraf da kendi kitabını okuyan ilim ehli olduğu halde diğerinin dinini tümüyle batıl ilan etmiştir. Bu tutum, cahillerin (putperestler gibi) yaptığı benzer inkârla bir tutulmuş ve kınanmıştır, çünkü asıl kınanan şey neshedilmemiş kısımların da inkâr edilerek peygamber ve kitaba küfredilmesidir. Kıyamet günü Allah'ın aralarında hükmedeceği, her tarafa layık olduğu cezayı vereceği belirtilir.

نزلت لما قدم وفد نجران على رسول الله صلى الله عليه وسلم، وأتاهم أحبار اليهود فتناظروا وتقاولوا بذلك. وهم يتلون الكتاب الواو للحال، والكتاب للجنس أي: قالوا ذلك وهم من أهل العلم والكتاب.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Müfessirlerin çoğu (Taberî, Fahreddin er-Râzî, İbn Kesîr, Beydâvî) ayetin Yahudi ve Hristiyanların birbirlerinin dinini geçersiz saymasını, bunun bilgisizlikten değil inat ve husumetten kaynaklandığını, çünkü her iki kitabın (Tevrat-İncil) birbirini kısmen tasdik ettiğini vurgular. Ayrıca kıyamet günü Allah'ın taraflar arasında hükmedeceği ve hak edene göre karşılık vereceği ortak bir temadır.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr daha çok rivayet zincirlerine (İbn Abbas, Mücahid, Katade vb.) dayanırken, Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat ve gramer tahliline (vâv-ı hâliyye, kelime anlamları, kıraat farkları) ağırlık verir. Kurtubî ayetin 'umum lafız-husus mana' meselesini işleyerek sözün belirli kişilere ait olduğunu vurgular ve Üzeyir kıssasını sebeb-i nüzul olarak aktarır. Fahreddin er-Râzî ise mantıksal/kelamî bir tutarsızlık analizi yaparak dört farklı görüşü karşılaştırır. Beydâvî ayrıca sebeb-i nüzul olarak Necran heyeti tartışmasını öne çıkarır.

Dönemsel bağlam

En eski müfessir Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntemle ayeti açıklarken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dil/belağat ve kelamî analiz yöntemleri daha belirgin hale gelmiş; Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet temelli yaklaşımı sebeb-i nüzul detaylarıyla zenginleştirmiştir. Temel anlam (inatçı dinî ayrılık ve kıyamette hükmün Allah'a ait olması) tüm dönemlerde sabit kalmış, yöntem ve vurgu noktaları zamanla çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, farklı inanç veya düşünce gruplarının birbirini tümüyle reddetmesi yerine, ortak paydaları görebilme ve hoşgörülü bir diyalog kurma çağrısı olarak düşünülebilir. Bilgiye sahip olmanın tek başına yeterli olmadığı, o bilgiyi ihlasla ve yapıcı bir tutumla kullanmanın önemi hatırlatılabilir. Toplumsal dayanışma ve karşılıklı anlayış, ihtilafları büyütmek yerine ortak değerleri öne çıkarmakla mümkün olabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir