قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِۦ فَرَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَنْ هُوَ أَهْدَىٰ سَبِيلًا

“De ki: "Herkes bulunduğu hal ve niyetine göre iş yapar. Bu durumda kimin en doğru yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir."” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayette Allah, Peygamberimize (s.a.v.) insanlara 'her biriniz kendi şâkilesi üzerine, yani kendi yolu ve tarzı üzere amel eder' demesini emretmektedir. Devamında 'Rabbiniz, hanginizin doğru yola daha çok hidayet üzere olduğunu daha iyi bilir' anlamı verilmektedir. Şâkile kelimesi için müfessirler arasında 'nâhiye/tarîka' (yön, tarz), 'niyet edilen şey' ve 'din' gibi farklı açıklamalar nakledilmiştir.

يقول عز وجل لنبيه محمد صلى الله عليه وسلم: قل يا محمد للناس: كلكم يعمل على شاكلته: على ناحيته وطريقته منكم يقول: ربكم أعلم بمن هو منكم أهدى طريقا إلى الحق من غيره.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre 'şâkile' kelimesi kişinin hidayet veya dalâlet hususundaki hâline uygun düşen mezhep ve yol/tarz anlamına gelir; ifade Arapların 'tarîkun zû şevâkil' (kendisinden yan yollar ayrılan yol) tabirinden alınmıştır. Bu okumaya göre âyetin devamındaki 'kim daha doğru yoldadır' ifadesi bu anlamı destekleyen bir delildir.

أي على مذهبه وطريقته التي تشاكل حاله في الهدى والضلالة ، من قولهم ( طريق ذو شواكل ) وهي الطرق التي تتشعب منه
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre 'şâkile' kelimesi Zeccâc'ın dediği gibi yol/mezhep anlamına gelse de, Râzî'nin tercih ettiği görüş her insanın kendi nefsinin cevherine ve ruhunun mahiyetine uygun fiiller işlediğidir. Nefsi parlak, hayırlı ve temiz olan kişiden faziletli fiiller, nefsi kirli ve karanlık olan kişiden ise bayağı ve bozuk fiiller sadır olur. Bu görüşe bağlı olarak insan nefislerinin mahiyet itibariyle birbirinden farklı olduğu, bunun da Kur'an'ın kişilere göre farklı etki bırakmasıyla (bazısına şifa/rahmet, bazısına hüsran/rezillik) desteklendiği belirtilir.

وهو أن المراد أن كل أحد يفعل على وفق ما شاكل جوهر نفسه ومقتضى روحه فإن كانت نفسه نفسا مشرقة خيرة طاهرة علوية صدرت عنه أفعال فاضلة كريمة وإن كانت نفسه نفسا كدرة نذلة خبيثة مضلة ظلمانية صدرت عنه أفعال خسيسة فاسدة
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, 'şâkile' kelimesi için müfessirlerden nakledilen çeşitli görüşleri (tabiat, huy, niyet, yol, mizaç) sıralar ve bu görüşlerin birbirine yakın olduğunu, anlamın herkesin kendi aslına ve alıştığı ahlakına uygun iş yaptığı olduğunu belirtir. Bu, kâfir için bir kınama, mümin için bir övgü olarak değerlendirilir ve ayetin, önceki ayetle birlikte Velîd hakkında indiği söylenir.

وهذه الأقوال كلها متقاربة والمعنى : أن كل أحد يعمل على ما يشاكل أصله وأخلاقه التي ألفها وهذا ذم للكافر ومدح للمؤمن والآية والتي قبلها نزلتا في الوليد
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, ayetteki 'şâkile' kelimesi hakkında İbn Abbas'ın 'kendi yönü/tarzı', Mücahid'in 'karakteri ve tabiatı', Katade'nin 'niyeti', İbn Zeyd'in 'dini' şeklindeki açıklamalarını aktarır ve bu görüşlerin anlamca birbirine yakın olduğunu belirtir. Ona göre bu ayet, müşrikler için bir tehdit ve uyarı niteliğindedir; herkesin kendi tarzına göre amel edeceği ve sonunda kimin daha doğru yolda olduğunun ortaya çıkacağı bildirilmektedir.

وكل هذه الأقوال متقاربة في المعنى وهذه الآية والله أعلم تهديد للمشركين ووعيد لهم
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre insana nimet (sağlık, genişlik) verildiğinde Allah'ı anmaktan yüz çevirmesi, kendini müstağni ve işine hâkim sanarak yan çizmesi anlamındadır; bu durum aynı zamanda kibrin bir kinayesi olabilir. Şer/musibet dokunduğunda ise Allah'ın rahmetinden şiddetli ümitsizliğe düşer. 'Şâkile' kelimesi insanın hidayet veya dalalette kendi tabiatına, huyuna, dinine veya ruhunun cevherine uygun tarzı olarak açıklanmıştır.

وإذا أنعمنا على الإنسان بالصحة والسعة أعرض عن ذكر الله. ونأى بجانبه لوى عطفه وبعد بنفسه عنه كأنه مستغن مستبد بأمره، ويجوز أن يكون كناية عن الاستكبار لأنه من عادة المستكبرين

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'şâkile' kelimesinin kişinin kendine has yol, tarz, tabiat veya niteliğine işaret ettiği konusunda birleşir; herkesin kendi mizacına/mesleğine uygun amel işlediği ve âyetin devamındaki 'kim daha doğru yoldadır' ifadesinin bu anlamı desteklediği ortak vurgudur.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı olarak selef müfessirlerinden (İbn Abbas, Mücahid, Katade, İbn Zeyd) nakledilen 'yön, tabiat, niyet, din' anlamlarını sıralamakla yetinirken; Zemahşerî ve Kurtubî dil/belağat tahliline ve şiir örneklerine dayanarak kelimenin köküne iner. Râzî ise akli-kelami bir yaklaşımla meseleyi nefsin mahiyeti tartışmasına taşır ve insan tabiatlarının cevher itibariyle farklılığı sorununu gündeme getirir; bu diğerlerinden daha felsefi bir okumadır. Beydâvî ise özet bir sentezle tabiat, huy, din ve ruhun cevheri anlamlarını birlikte zikreder.

Dönemsel bağlam

En eski tabakada (Taberî, İbn Kesîr) rivayet nakli ağır basarken, dilbilimsel yaklaşım (Zemahşerî, Kurtubî) ve daha sonra akli-felsefi katkı (Râzî) zamanla eklenmiştir; Beydâvî ise önceki birikimi özetleyen bir sentez sunar. Temel anlam (herkesin kendi tarzına göre amel etmesi) tüm dönemlerde sabit kalmış, yalnızca izah yöntemleri (rivayet, lügat, akli tartışma) zenginleşmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu farklı okumalar, insanların mizaç, niyet ve yaşayış tarzlarındaki çeşitliliğin doğal bir gerçeklik olduğunu, asıl belirleyicinin bu çeşitlilik içinde doğru ve yapıcı bir istikamet tutturabilmek olduğunu düşündürebilir. Kişinin kendi karakterine uygun şekilde ilim, ahlak ve hizmet alanında sabır ve ihlasla yol alması, günümüzde de anlamlı bir öz-değerlendirme fırsatı sunabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir