وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ بِٱلْعَهْدِ إِنَّ ٱلْعَهْدَ كَانَ مَسْـُٔولًا

“Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayet, yetim malına israf ve büyümelerini beklemeden acele ederek yaklaşmayı yasaklamakta, bunun yerine en güzel şekilde malın işletilmesi, ıslahı ve korunması yoluyla yaklaşılması gerektiğini emretmektedir. Ayrıca Kur'an'ın verilen ahdi/akdi yerine getirme emri, insanlar arasında yapılan sulh, alışveriş, kira gibi tüm anlaşmaları kapsamakta ve Allah'ın kıyamette ahdi bozanı bundan sorumlu tutacağı belirtilmektedir.

وقضى أيضا أن لا تقربوا مال اليتيم بأكل إسرافا وبدارا أن يكبروا، ولكن اقربوه بالفعلة التي هي أحسن، والخلة التي هي أجمل
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu metinde ahdin ne olduğuna dair Zeccâc'ın görüşünü nakleder: Allah'ın emrettiği ve yasakladığı her şey O'nun ahdinden sayılır, ancak bu ifade metinde hazfedilmiştir (gizlenmiştir). Ayrıca ahdin, onu bozana kınama amacıyla sorulacağı, tıpkı diri diri gömülen kızın kendisini gömene karşı kınama amacıyla sorulacağı gibi bir yorum da nakledilmektedir.

كل ما أمر الله به ونهى عنه فهو من العهد عنه فحذف كقوله : ويفعلون ما يؤمرون به وقيل : إن العهد يسأل تبكيتا لناقضه فيقال : نقضت كما تسأل الموءودة تبكيتا لوائدها
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayette geçen 'akidler' ifadesi, insanların birbirleriyle yaptığı andlaşmaları ve muameleye ilişkin yaptıkları sözleşmeleri kapsar. Ahid ile akd birbirine yakın kavramlar olup her ikisinin de sahibinden hesabı sorulacaktır.

أي الذي تعاهدون عليه الناس والعقود التي تعاملونهم بها فإن العهد والعقد كل منهما يسأل صاحبه عنه
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre ayet yetimin malına yaklaşmayı yasaklamakta, bu yasağın 'en güzel yol' olan meşru işlem şekilleriyle ve yetim reşit oluncaya (büluğ çağına erişip aklî yetkinliğe ulaşıncaya) kadar sınırlı olarak istisna edildiğini bildirmektedir. Ayrıca ahde vefa emredilmiş; bu ahid Allah'ın yüklediği sorumluluklar veya insanların birbirine karşı verdiği sözler olabilir. 'Ahid sorulacaktır' ifadesi için müfessir birkaç farklı anlam ihtimali sunar: ahdin yerine getirilmesinin talep edilmesi, ahdi bozanın sorguya çekilip azarlanması, ya da kıyamet günü ahdin kendisinin -diri diri gömülen kız çocuğuna sorulduğu gibi- söz konusu edilmesi yoluyla bir temsilî anlatım (tahyîl).

ولا تقربوا مال اليتيم فضلا أن تتصرفوا فيه. إلا بالتي هي أحسن إلا بالطريقة التي هي أحسن. حتى يبلغ أشده غاية لجواز التصرف الذي دل عليه الاستثناء.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre 'ahd' kelimesi, bir işi tevsik ve tekit için yapılan her akde delalet eder ve 'sahibü'l-ahd' anlamına gelir; burada mudâf hazfedilip mudâfun ileyh onun yerine konmuştur. Ayrıca ahdin gereğine vefa yükümlülüğü ile istisna meselesi (istisnanın müstesna ile birlikte tek bir söz gibi olması) arasında bağlantı kurularak, istisna muttasıl olduğunda tam bir iltizamın oluştuğu ve bu nedenle vefa gerektiği belirtilir.

فالآتي بالعهد يجب عليه الوفاء بمقتضاه لأجل هذه الآيات

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetin iki temel eksenini paylaşır: yetim malına ancak ıslah ve en güzel yol ile yaklaşılabileceği, ve 'ahd'in insanlar arası tüm sözleşme, muamele ve taahhütleri kapsayan geniş bir kavram olduğu; ahdi bozanın hesaba çekileceği ortak vurgudur. Dil tahlili (özellikle hazif ve mecaz yorumları) çoğu müfessirde ortak yöntemdir.

Farklar

Taberî rivayet (Katade) ile dil tahlilini birleştirirken, Kurtubî ve Râzî daha çok belağat/dilbilimsel hazif-takdir tartışmasına (mudâf hazfi, istisna-müstesna ilişkisi) odaklanır. İbn Kesîr ahd-akd yakınlığını sadeleştirerek özetler. Beydâvî ise 'mesûlen' ifadesi için birden fazla anlam ihtimalini (talep, azarlama, temsilî anlatım) bir arada sunarak çoğulcu bir yorum tarzı benimser. Bu farklar, erken dönem rivayet ağırlıklı yaklaşımdan (Taberî) sonraki dönemlerde artan dilbilimsel/belağî derinleşmeye (Kurtubî, Râzî, Beydâvî) işaret eder.

Dönemsel bağlam

Taberî'den Râzî'ye uzanan süreçte ayetin temel anlamı (yetim malının korunması, ahde vefa) sabit kalmış; ancak yorum yöntemi rivayet nakli ağırlıklı bir tarzdan giderek daha sistematik dil ve mantık analizine evrilmiştir. Geç dönem müfessirler önceki görüşleri (Zeccâc, Katade gibi) harmanlayarak çoğulcu bir sunum tarzı geliştirmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, emanete ve söze bağlılığın yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorumluluk alanı olduğunu hatırlatır; sözleşme, iş ilişkisi ve aile içi emanetlerde ihlas ve adaletin korunması bugün de ahlaki bir denge unsuru olarak düşünülebilir. Yetimin malının 'en güzel yol'la korunması vurgusu, güçsüz ve korunmaya muhtaç kişilere yönelik hizmet ve dayanışma bilincine örnek olarak yorumlanabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir