وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ ٱلْكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلًا كَرِيمًا

“Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, âyetin anne-babaya iyi davranma emrini ele aldığını, 'öf' demenin onlardan gelen en ufak bir eziyet veya kusura karşı bile hoşnutsuzluk göstermeyi kapsadığını belirtir. Ana-babanın yaşlılıkta düşkün duruma gelmeleri, bevil ve necasetlerine katlanma gibi hususlar zikredilir; evlada bunlara sabretmesi ve bunu ecir bilmesi öğütlenir, çünkü onlar da çocuklukta kendisine böyle sabretmişlerdir. Ayrıca 'ووصى' ile 'وقضى' kıraatleri, 'يبلغان' ile 'يبلغن' okuyuş farkları ve 'أف' kelimesinin anlamına dair dilcilerin görüşleri de aktarılır.

إن بلغا عندك من الكبر ما يبولان ويخرآن، فلا تقل لهما أف تقذرهما
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ayet, anne-babaya karşı ne 'öf' bile denilmemesi gerektiğini kesin bir emirle bildirir; onların hoşlanılmayan davranışlarından bile azarlanmaması, kendilerine güzel ve yumuşak söz söylenmesi, isimleriyle çağrılmayıp 'babacığım, anneciğim' gibi hitaplarla seslenilmesi gerektiğini gösterir. İsimle çağırmak kabalık, edepsizlik ve kötü huyluların âdeti sayılır. Ancak yüzlerine karşı olmayan konuşmalarda isimle anmakta bir sakınca olmadığı, Hz. Aişe'nin babası Ebu Bekir'i ismiyle andığı örnekle desteklenir.

وقيل : هو أن يقول : يا أبتاه ، يا أماه ، كما قال إبراهيم لأبيه : ياأبت ، مع كفره ، ولا يدعوهما بأسمائهما فإنه من الجفا وسوء الأدب وعادة الدعار . قالوا : ولا بأس به في غير وجهه ، كما قالت عائشة رضي الله عنها : نحلني أبو بكر كذا
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayette Allah'a ibadetin farziyeti ile O'ndan başkasına ibadetin men edilmesi bildirildikten sonra, iman şiaresi ve şartları sırasıyla zikredilmiştir: önce ana-babaya iyilik, sonra akrabaya, yoksullara ve yolda kalmışlara iyilik. 'Onlara öf bile deme' ifadesi, öf demekten daha ağır olan dövme ve sövme gibi fiillerin haram kılınmasını da kapsayacak şekilde genişletilmiştir, çünkü en hafif eziyetin yasaklanması daha ağırının yasaklanmasını gerektirir. Ayrıca ana-babaya güzel söz söylemenin, onlara saygı ve tazim ifade eden sözlerle hitap etmek anlamına geldiği belirtilmiştir.

أما إذا قال لا تقل لهما أف علم منه معان كثيرة وكذلك ههنا لما أمر بالإحسان مع من لا مودة معها علم منه الإحسان مع الممسوسة
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, ana-babaya söylenen 'üff' kelimesinin kökeninde küçümseme, kirlenme veya sıkıntı bildiren anlamlar bulunduğunu; bunun kulak/tırnak kiri gibi somut anlamlardan alınıp her türlü rahatsızlık verici şeye teşmil edildiğini aktarır. Bu kelimenin ana-babaya söylenmesinin en kötü kötülüklerden sayıldığını, çünkü onların nimetini inkâr ve terbiyesini reddetmek anlamına geldiğini belirtir. Ayrıca 'kavlen kerîmâ' ifadesinin, kusurdan ari, yumuşak ve nazik bir söz olduğunu; İbn Müseyyeb'in bunu 'günahkâr kulun sert efendisine söylediği söz' gibi bir tevazu ifadesi olarak tanımladığını nakleder.

قال علماؤنا : وإنما صارت قولة أف للأبوين أردأ شيء لأنه رفضهما رفض كفر النعمة وجحد التربية ورد الوصية التي أوصاه في التنزيل وأف كلمة مقولة لكل شيء مرفوض
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metinde İbn Kesîr, ana ayet metnindeki ebeveyne öf bile dememe ve elini onlara karşı silkmeme yasağını açıklarken, hem çirkin söz hem çirkin fiilin nehyedildiğini, bunun yerine yumuşak, güzel ve edepli söz emredildiğini belirtir. Bu vesileyle metin, konudan Peygamber'e salavat getirmenin hükmüne geçerek bunun vücûbuna dair farklı âlim görüşlerini (Tahâvî, Halîmî, Kâdî İyâz, Taberî) ve ilgili hadisleri aktarır.

ولما نهاه عن القول القبيح والفعل القبيح أمره بالقول الحسن والفعل الحسن فقال أي لينا طيبا حسنا بتأدب وتوقير وتعظيم
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayet, Allah'a ibadetin O'na has kılınmasını, çünkü nihai tazimin ancak sonsuz azamet ve nimet sahibine layık olduğunu bildirir. Ardından ana-babaya iyilik emredilir, zira onlar varoluş ve yaşamın görünür sebebidirler. Yaşlılıklarında yanlarında bulunma halinde onlara 'öf' bile denilmemesi, bu tür rahatsız etme sözlerinin her türlü eziyeti kıyas yoluyla yasakladığını gösterir; nitekim Hz. Peygamber, Huzeyfe'yi müşrik saflarında bulunan babasını öldürmekten men etmiştir.

لأن غاية التعظيم لا تحق إلا لمن له غاية العظمة ونهاية الإنعام، وهو كالتفصيل لسعي الآخرة.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'öf' ifadesinin, ana-babaya karşı en hafif rahatsızlık göstergesinin bile yasaklandığını, bunun kıyas yoluyla daha ağır eziyet, dövme, sövme gibi fiilleri de kapsadığını kabul eder. Ayrıca güzel söz emrinin yumuşaklık, saygı ve edep içerdiği; ebeveynin nimet ve terbiyesinin inkâr edilmemesi gerektiği ortak vurgudur.

Farklar

Taberî ve Kurtubî dil tahlili yanında tabiîn/sahâbe rivayetlerine ve kıraat farklarına daha çok yer verirken, Zemahşerî belâgat inceliğine (isimle çağırmama, hitap şekli) odaklanır. Râzî konuyu iman şiarları sıralamasına bağlayıp anlam genişletmesini sistematik temellendirir. İbn Kesîr metni salavat bahsine bağlayarak fıkhi/hadis odaklı bir yorum genişletmesine gider. Beydâvî ise ayeti tevhid-nimet ilişkisi çerçevesinde ele alıp Huzeyfe kıssasıyla örnekler; bu farklar tefsir ekolü (rivayet, dirayet, belâgat) ve dönemin ilmi önceliklerinden kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem (Taberî) rivayet ve kıraat ağırlıklıyken, orta dönem müfessirler (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî) dil/belâgat ve akli istidlali öne çıkarır; İbn Kesîr rivayete geri dönüşü temsil eder, Beydâvî ise özet-sentez bir dirayet tefsiri sunar. Temel ahlaki mesaj değişmeden kalır, yalnızca izah yöntemleri ve vurgulanan detaylar dönemin ilmi eğilimlerine göre çeşitlenir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, ana-babaya karşı sabır, hoşgörü ve nazik söz kullanmanın zamanla değişmeyen bir ahlaki öz olduğunu gösterir. Günümüzde de aile içi iletişimde sabır ve şefkatle yaklaşmanın, ihlas ve hizmet ruhuyla büyüklere değer vermenin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiği söylenebilir. Bu bakış, aile bağlarının korunmasına ve nesiller arası hoşgörüye ışık tutan ihtiyatlı bir hatırlatma olarak düşünülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir