وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِۦ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَآ أَن رَّءَا بُرْهَٰنَ رَبِّهِۦ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلْفَحْشَآءَ إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُخْلَصِينَ
“O hanım, ona gerçekten niyeti bozmuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmese idi. Yusuf da ona özenip gitmişti. Aslında ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyle olmuştu. Çünkü o bizim ihlasa erdirilmiş kullarımızdan biriydi.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî, Yûsuf'un 'burhanı görmesi' konusunda birden fazla rivayeti nakleder: bazıları bunun Yakup'un temsili (suretinin görünmesi) olduğunu, bazıları Yusuf'un duvarda zina hakkında bir ayet/yazı görmesi olduğunu, bazıları da meliğin hayali olduğunu söyler. Taberî bu görüşlerin hepsinin caiz olduğunu, Allah'ın Yusuf'u fuhuştan alıkoyan bir alamet gösterdiğini, bunun Yakup'un suretinde veya meliğin suretinde ya da bir vaid şeklinde olabileceğini belirtir. Ayrıca 'المخلصين' kelimesinin hem fetha hem kesre ile okunuşunun aynı manaya geldiğini, çünkü Allah'ın ihlasa erdirdiği kimse zaten O'na ibadeti ihlasla yapan kimsedir, dolayısıyla iki kıraatin de doğru olduğunu ifade eder.
وأولى الأقوال في ذلك بالصواب أن يقال: إن الله جل ثناؤه أخبر عن هم يوسف، وامرأة العزيز كل واحد منهما بصاحبه، لولا أن رأى يوسف برهان ربه، وذلك آية من آيات الله، زجرته عن ركوب ما هم به يوسف من الفاحشة. وجائز أن تكون تلك الآية صورة يعقوب، وجائز أن تكون صورة الملك
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî'ye göre Yusuf'un 'hemme bihâ' ifadesi gerçek bir isyan kastı değil, gençlik şehveti sebebiyle nefsin kadına meyletmesidir; bu meyil, Rabbinin burhanını görünce kırılmış ve engellenmiştir. Ayrıca 'levlâ'nın cevabının hazfedildiğini, cevabın 'hemme bihâ' ifadesinden anlaşıldığını belirtir. Yusuf'un bu şiddetli meyle rağmen sabretmesi, onun Allah katında övülmesinin sebebidir; eğer bu heves gerçek bir azim olsaydı, muhlesîn arasında zikredilmezdi.
المراد أن نفسه مالت إلى المخالطة ونازعت إليها عن شهوة الشباب وقرمه ميلا يشبه الهم به والقصد إليه ، وكما تقتضيه صورة تلك الحال التي تكاد تذهب بالعقول والعزائم . وهو يكسر ما به ويرده بالنظر في برهان الله المأخوذ على المكلفين من وجوب اجتناب المحارم
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre Yûsuf peygamberin ismet ve tahareti hem Allah'ın 'المخلصين' ve 'المتقين' vasıflarıyla şahitlik etmesiyle, hem de İblis'in kendi ağzından 'إلا عبادك منهم المخلصين' diyerek ihlâsa erenleri saptıramayacağını itiraf etmesiyle sabittir. Dolayısıyla Yûsuf'a isnad edilen fahiş isnatları ancak cahiller veya İblis'in yolundan gidenler kabul edebilir. Ayrıca Yûsuf'un kadından kaçınması, kadınlara rağbetsizlik veya güçsüzlükten değil, dinin delillerinin onu bu fiilden men etmesindendir.
فأقر بأنه لا يمكنه إغواء المخلصين ويوسف من المخلصين لقوله تعالى : فكان هذا إقرارا من إبليس بأنه ما أغواه وما أضله عن طريقة الهدى
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî, ayetteki 'hem' (yönelme) meselesinde takdim-tehir görüşünü nakleder: 'lolâ enne reâ burhâne rabbihî' cümlesi öne alınarak okunmalı, yani Yûsuf'un rabbinin burhanını görmesi sebebiyle fiile yönelmediği anlaşılır. Ayrıca müfessirler arasında Yûsuf'un 'hem'inin mahza nefis meyli (azimsiz), sırf kadınla evlenmeyi arzulama, ya da onu dövüp def'etme kastı olduğu şeklinde çeşitli görüşler nakledilir. Burhanın mahiyeti hakkında da putperestlik sahnesi, duvarda yazı görme, Yakub'un hayali gibi farklı rivayetler zikredilir; bunlardan putu örten kadının kıssası en güzel görüş olarak nitelenir çünkü delil ikamesini içerir.
قال أبو عبيدة : هذا على التقديم والتأخير كأنه أراد ولقد همت به ولولا أن رأى برهان ربه لهم بها وقال أحمد بن يحيى : أي همت زليخاء بالمعصية وكانت مصرة وهم يوسف ولم يواقع ما هم به فبين الهمتين فرق
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr'e göre, Yusuf'a burhan gösterildiği gibi kendisinden kötülük ve fuhuş her işinde uzaklaştırılmıştır; bu durum onun seçilmiş, temizlenmiş, arındırılmış ve hayırlı kullardan olduğunu göstermektedir.
أي كما أريناه برهانا صرفه هما كان فيه كذلك نقيه السوء والفحشاء في جميع أموره أي من المجتبين المطهرين المختارين المصطفين الأخيار
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre Yusuf'un kadına yönelik 'hemm'i (içinden geçirmesi), tabiatın meyli ve şehvetin çekişmesi anlamındadır; iradî bir kastı ifade etmez ve bu türden bir eğilim teklif kapsamına girmez. Bilakis bu hemm ortaya çıktığında nefsini fiilden çeken kişi övgüye ve büyük ecre layıktır. 'Levlâ' edatının cevabının 'vehemme bihâ' olamayacağını, çünkü şart edatlarının cevabının kendisinden önce gelemeyeceğini, dolayısıyla cevabın delaletle mahzuf olduğunu belirtir.
والمراد بهمه عليه السلام ميل الطبع ومنازعة الشهوة لا القصد الاختياري، وذلك مما لا يدخل تحت التكليف بل الحقيق بالمدح والأجر الجزيل من الله من يكف نفسه عن الفعل عند قيام هذا الهم
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Müfessirlerin çoğu Yûsuf'un 'hemm'ini gerçek bir isyan kastı olarak görmez; bunu tabii bir nefis meyli, şehvet çekişmesi olarak yorumlar ve burhanın bu meyli engellediğini vurgular. Burhanın mahiyeti konusunda da (Yakub'un temessülü, duvarda yazı/put sahnesi, meliğin hayali) benzer rivayet havuzuna atıfta bulunulur ve Yûsuf'un ismetinin/tertemizliğinin korunduğu ortak bir kabuldür.
Farklar
Taberî ve Kurtubî daha çok rivayet çokluğunu nakledip caiz görüşler arasında tercih yapmaktan kaçınırken, Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî dil/belağat tahliline (hemm'in anlamı, levlâ'nın cevabının hazfi) ağırlık verip kelamî bir savunma (peygamber masumiyeti) inşa eder. Râzî ayrıca başka ayetlerle (Sâd suresi) karşılaştırmalı okuma yaparak İblis'in itirafını delil gösterir; İbn Kesîr ise meseleyi kısaca bağlamsal biçimde geçer, tartışmaya girmez.
Dönemsel bağlam
Taberî gibi erken dönem müfessirler farklı rivayetleri yan yana sunup hangisinin tercih edileceğini büyük ölçüde açık bırakırken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî'den itibaren) dil ve belağat analizi ile kelamî kaygılar (peygamberin ismeti) daha sistemli biçimde ayetin yorumuna dahil edilmiş; Kurtubî ve Beydâvî bu birikimi harmanlayarak hem rivayet hem dilbilimsel argümanı birlikte sunmuştur. Temel çizgi -Yûsuf'un korunmuşluğu- sabit kalırken, bunu temellendirme yöntemi zamanla dilbilimsel/kelamî derinlik kazanmıştır.
Günümüz bağlantısı
Bu farklı okumalar, insanın içinden geçen bir eğilimin kendisinin değil, ona karşı gösterilen sabır ve iradenin değerli olduğunu hatırlatır; bu da nefis terbiyesinde ihlas ve sabrın önemine işaret eder. Yûsuf kıssasındaki bu çok yönlü yorum zenginliği, aynı metne farklı açılardan bakabilmenin bir hoşgörü ve anlayış zemini oluşturabileceğini gösterir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir