حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلْنَا ٱحْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ وَمَنْ ءَامَنَ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌ

“Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; "Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle". Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu bölümde Taberî, ayette geçen 'sülûk' (bindirme/geçirme) ifadesinin dil kullanımını, gemiye kimlerin bindirildiğini (Nuh, oğulları ve eşleri, iman edenler; sayıları hakkında 7, 8, 10, 80 kişi gibi farklı rivayetler) ve 'tennûr'un fışkırması ifadesinin ne anlama geldiğini (yerin yüzü, tan yerinin ağarması, yerin en yüksek noktası gibi) aktarır. Nuh'un oğlu Yâm'ın kâfir olduğu ve gemiye binmeyip boğulanlardan olduğu belirtilir. Taberî, çeşitli rivayetleri sıraladıktan sonra Allah'ın sözüne dayanarak doğru görüşün ne olduğunu tercih eder.

والصواب من القول في ذلك أن يقال كما قال الله: فحملهم نوح فيها وقال لهم: اركبوا فيها. فاستغنى بدلالة قوله
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî bu ayette 'her ümmetten iki çift' ifadesinin, dişi ve erkek türden birer çift almayı ifade ettiğini, develer, kısraklar gibi örneklerle açıkladığını belirtir. Ayrıca 'اثنين' kelimesinin te'kid ve fazladan açıklama amacı taşıdığını, gemiye zarar verenler için 'على' harfinin, fayda sağlayanlar için 'اللام' harfinin kullanıldığını dil açısından değerlendirir. Gemi hem bir kap (vessel) hem de üzerine binilen bir vasıta olduğu için her iki anlamın da (istiâb ve istilâ) doğru olduğunu savunur.

جيء بعلى مع سبق الضار ، كما جيء باللام مع سبق النافع . قال الله تعالى : ؟ ( هود : 40 ) قلت : معنى الإيعاء ومعنى الاستعلاء : كلاهما مستقيم ؛ لأن الفلك وعاء لمن يكون فيها حمولة له يستعليها ، فلما صح المعنيان صحت العبارتان
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre 'tennûr' kelimesi hakikat anlamı üzere, ekmek pişirilen bilinen fırın olarak anlaşılmalıdır; suyun bu fırından fışkırması Nuh'a gemiye binme işareti olarak Allah tarafından tayin edilmiştir. Metinde ayrıca 'tennûr'un yeryüzü, en yüksek yer veya fecrin doğuşu gibi mecazi anlamlara çekilmesine dair başka görüşler de nakledilmiş, fakat müfessir delilsiz olarak hakikatten mecaza geçişin caiz olmadığını belirtmiştir.

والقول الأول هو الصواب لأن العدول عن الحقيقة إلى المجاز من غير دليل لا يجوز ، واعلم أن الله تعالى جعل فوران التنور علامة لنوح عليه السلام حتى يركب عنده السفينة طلبا لنجاته ونجاة من آمن به من قومه
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayette 'tennûr' kelimesinin anlamı hakkında yedi farklı görüş nakleder: yeryüzünün yüzü, ekmek pişirilen fırın, gemide suyun toplandığı yer, fecrin doğuşu, Kûfe mescidi, yeryüzünün yüksek yerleri ve Cezîre'deki bir pınar. Ayrıca 'zevceyn' ve 'küll' kelimelerinin dilbilimsel tahlilini yaparak, zevc kelimesinin birbirine muhtaç olan iki şeyi ya da bir cinsin farklı türlerini ifade edebileceğini açıklar. Nebi Nuh'un gemisine kimlerin bindiği hakkındaki farklı rivayetleri de (seksen kişi, sekiz kişi, on kişi gibi) sıralar.

اختلف في التنور على أقوال سبعة : الأول أنه وجه الأرض والعرب تسمى وجه الأرض تنورا قاله بن عباس وعكرمة والزهري وبن عيينة
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'fâre't-tennûr' ifadesi tennurdan (fırından) alışılmışın dışında su fışkırmasını anlatır; bu tennurun Kûfe'de bir mescit yerinde, Hindistan'da veya Cezire toprağındaki Ayn-ı Verde'de olduğuna dair görüşler nakledilir, ayrıca tennurun yeryüzü yüzü veya en yüksek noktası anlamına geldiği de söylenir. Gemiye alınacakların 'zevceyn isneyn' ifadesi Hafs kıraatinde erkek-dişi çift, diğer kıraatlerde her cinsten bir erkek bir dişi olarak anlaşılır. Nuh'un ailesinden boğulacakların dışında kalanların karısı, oğulları ve gelinleri olduğu, boğulacak kişinin ise oğlu Kenan ve karısı Vâile olduğu belirtilir; bunların kâfir olduğu için kurtulamadıkları aktarılır. Gemiye binenlerin sayısının seksen kişi (aile ve dışarıdan yetmiş iki kişi) olduğu ve geminin sac ağacından iki yılda yapıldığı, üç katlı olup hayvanlar, insanlar ve kuşların ayrı katlara yerleştirildiği rivayet edilir.

والتنور تنور الخبز ابتدأ منه النبوع على خرق العادة وكان في الكوفة في موضع مسجدها، أو في الهند أو بعين وردة من أرض الجزيرة وقيل التنور وجه الأرض أو أشرف موضع فيها.
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, Nûh'un ailesinden kurtulanların kendisi ve iman edenler olduğunu, oğlu Yâm ile karısının küfürleri sebebiyle helak edilenlerden olduğunu belirtir. Tennûr kelimesi hakkında farklı görüşleri sıralayıp cumhurun görüşü olan 'yeryüzü' anlamını tercih eder. Ayrıca gemiye alınan canlıların sayısı, İblis'in eşeğin kuyruğuna tutunarak gemiye girmesi ve gemide aslan-fare-kedi kıssası gibi rivayetleri nakleder.

والأول أظهر

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'tennûr' kelimesinin birden fazla anlama gelebileceğini kabul eder (fırın, yeryüzü, en yüksek nokta, fecrin doğuşu vb.) ve Nuh'un ailesinden birinin (oğlu, adı Yâm/Kenan olarak geçer) küfrü sebebiyle boğulduğunu, gemiye binenlerin sayısı hakkında farklı rivayetlerin (7, 8, 10, 80 kişi) bulunduğunu nakleder. Ayrıca çoğu müfessir dil/belağat tahlili ile rivayet nakli yöntemini birlikte kullanır.

Farklar

Taberî ve Kurtubî rivayetleri kapsamlıca sıralayıp aralarında tercihe giderken, Râzî 'tennûr'u hakikat anlamıyla sınırlı tutup delilsiz mecaza geçişi caiz görmez; İbn Kesîr ise cumhurun 'yeryüzü' görüşünü tercih ederek rivayet ağırlıklı bir yol izler. Zemahşerî ve Beydâvî daha çok dilbilimsel/kıraat farklarına (zevc, harf-i cer kullanımı, i'râb) odaklanırken, Beydâvî ayrıca gemi inşası ve içindekilerin düzeni gibi tarihsel-anlatısal detaylara da yer verir.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî çok sayıda rivayeti yan yana sunup temkinli bir tercihte bulunurken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî'de dil ve kıraat analizinin daha sistematik hale geldiği görülür; Râzî akli/mantıksal tutarlılığı (hakikat-mecaz ayrımı) ön plana çıkarır. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha sonraki müfessirler ise önceki birikimi toplayıp cumhur görüşünü esas alma eğilimindedir. Genel olarak yöntem çeşitliliği zamanla artmış, fakat temel anlam çekirdeği (gemiye binenler, tennûr'un işaret niteliği) sabit kalmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu farklı okumalar, aynı kıssanın farklı bilgi birikimi ve yöntemlerle nasıl zenginleştirilebileceğini gösterir; bu da ilim ile iman arasındaki uyumlu ilişkiye işaret eder. Nuh kıssasındaki sabır ve güvenilir bir topluluğun birlikte kurtuluşa ermesi, aile içi dayanışma ve zorluklar karşısında sabretmenin kıymetine dair düşünmeye vesile olabilir. Farklı görüşlerin saygıyla bir arada nakledilmesi, ilmi meselelerde hoşgörülü ve çok yönlü bir yaklaşımın örneği olarak değerlendirilebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir