وَيَٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مَالًا إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَلَٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ
“"Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum."” — Elmalılı Hamdi Yazır
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî'ye göre bu ayette Nuh kavminin kendisine söylediği söz, iman edenlerden aşağı gördükleri kimseleri kovmasını istemeleriyle ilgilidir; bu durum Kureyş'in Peygamber'den mevâli ve fakirleri kovmasını istemesine benzetilmiştir. Nuh'un cevabı ise iki şekilde yorumlanabilir: birincisi bunu Allah'a kavuşmanın onlar için büyük bir şey olduğunu vurgulamak için söylemesi, ikincisi ise eğer onları kovarsa bu kimselerin kendisiyle Allah huzurunda davalaşacağını kastetmesidir.
سألوه أن يطرد الأراذل الذين آمنوا به كما سألت قريش النبي صلى الله عليه وسلم أن يطرد الموالي والفقراء حسب ما تقدم في الأنعام بيانه فأجابهم بقوله : يحتمل أن يكون قال هذا على وجه الإعظام لهم بلقاء الله عز وجل ويحتمل أن يكون قاله على وجه الاختصام
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr'e göre bu ayette geçen topluluk, kendilerinden çekindikleri ve onlarla birlikte oturmayı küçümsedikleri için Nuh'tan (a.s.) müminleri kendisinden uzaklaştırmasını talep etmiştir. Bu durum, Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde benzer kişilerin ondan zayıf/güçsüz müminleri uzaklaştırıp kendileriyle özel bir meclis kurmasını istemelerine benzetilmiştir.
كأنهم طلبوا منه أن يطرد المؤمنين عنه احتشاما ونفاسة منهم أن يجلسوا معهم كما سأل أمثالهم خاتم الرسل صلى الله عليه وسلم أن يطرد عنهم جماعة من الضعفاء ويجلس معهم مجلسا خاصا
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre Nûh (a.s.) kavmine, kendisinin Rabbinden gelen açık bir delil (beyyine) ve rahmet (peygamberlik veya beyyinenin bahşedilmesi) üzerinde olduğunu, bunun onlara gizli/kapalı kalmasının kendisinin kusuru olmadığını söylemektedir. Ayrıca kendisine iman edenleri kovmayacağını, çünkü onların Rablerine kavuşacaklarını belirtmiş ve kavmini bu hususta cahillikle nitelemiştir.
إن كنت على بينة من ربي حجة شاهدة بصحة دعواي. وآتاني رحمة من عنده بإيتاء البينة أو النبوة. فعميت عليكم فخفيت عليكم فلم تهدكم
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre bu ayette Nûh, kavmine kendilerinden gördüğü nasihat karşılığında bir mal veya ücret talep etmediğini bildirmektedir. Ayrıca kavmi, iman edip Allah'ın birliğini kabul eden ve putlardan uzaklaşan fakir müminleri kendilerinden sayılmadıkları için Nûh'tan kovmasını istemiş, Nûh da bunu kabul etmemiştir.
يا نوح إن أحببت أن نتبعك فاطردهم
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Dört müfessir de ayetin, kavmin Nuh'tan yanındaki fakir/zayıf müminleri kovmasını istemesi bağlamında geçtiğini kabul eder. Kurtubî ve İbn Kesîr bunu Kureyş'in Hz. Peygamber'den benzer bir talepte bulunmasıyla açıkça kıyaslar; Taberî de fakir müminlerin sosyal statü gerekçesiyle dışlanmak istendiğini belirtir. Nûh'un bu talebi kabul etmediği ortak vurgudur.
Farklar
Kurtubî, Nûh'un cevabını iki ihtimalle (Allah'a kavuşmanın büyüklüğü / davalaşma tehdidi) temkinli biçimde açık bırakır. İbn Kesîr daha çok siyer/rivayet eksenli tarihsel benzetmeye ağırlık verir. Beydâvî konuyu dil-belağat düzleminde (zamir, kıraat, hazif) ele alıp Nûh'un beyyine ve rahmet üzere olduğunu temellendirir. Taberî ise Mücahid rivayetine dayanarak meseleyi ücretsiz nasihat ve tevhid mücadelesi çerçevesinde okur. Bu farklar, tefsir yöntemlerindeki (rivayet, dirayet, belağat) ekol farklılıklarından kaynaklanır.
Dönemsel bağlam
Taberî ve Kurtubî'nin rivayet ağırlıklı, bağlamsal ve kıyaslamalı yaklaşımı erken dönem tefsir geleneğini yansıtırken, İbn Kesîr benzer çizgiyi sürdürüp siyer bağlantısını güçlendirir. Beydâvî'de ise dil ve belağat tahlili öne çıkarak daha sonraki dönemde dirayet tefsirinin etkisi görülür. Böylece kıssanın özü (fakir müminlerin dışlanmak istenmesi) sabit kalırken, izah yöntemi zamanla çeşitlenmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, toplumsal statü veya maddi imkân farkının insanlar arasında değer ölçüsü sayılmamasına dair bir hassasiyeti hatırlatır. Ayet, dayanışma ve hoşgörü ruhuyla, kişileri dışlamak yerine bir arada tutan yapıcı bir tutumun kıymetine işaret edebilir. Ayrıca hizmetin karşılıksız ve ihlasla yapılması fikri, bugün de örnek alınabilecek bir tutum olarak düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir