يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ حَسْبُكَ ٱللَّهُ وَمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

“O Prophet! Allah is Sufficient for thee and those who follow thee of the believers.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayet Hz. Peygamber'e ve ona tabi olan müminlere hitap etmektedir; Allah'ın hem Peygamber'e hem de ona uyan müminlere yeterli olduğunu bildirir. Bu, müminlere düşmanla mücadeleye teşvik anlamı taşır: düşmanın çokluğu ya da kendi sayılarının azlığı onları korkutmasın, çünkü Allah onlara yardımıyla destek olacaktır.

يقول لهم جل ثناؤه: ناهضوا عدوكم، فإن الله كافيكم أمرهم، ولا يهولنكم كثرة عددهم وقلة عددكم، فإن الله مؤيدكم بنصره.
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayetteki 've' harfi 'me' (birlikte) anlamındadır ve sonrasındaki 'el-mü'minîn' mansub okunur; bu durumda anlam 'Allah sana ve sana tabi olan mü'minlere yeter' şeklindedir. Alternatif olarak bu kelimenin merfû mahalde olabileceğini, bu takdirde anlamın 'Allah sana yeter ve mü'minler de sana yeter' olacağını belirtir. Ayrıca ayetin Bedir Gazvesi'nde savaştan önce Beydâ mevkiinde indiğini, İbn Abbas'tan bir rivayete göre Hz. Ömer'in Müslüman olması üzerine indiğini, Said b. Cübeyr'den ise otuz üç erkek ve altı kadının Müslüman olmasından sonra Ömer'in İslam'a girmesiyle nazil olduğunu nakleder.

الواو بمعنى مع وما بعده منصوب ، تقول : حسبك وزيدا درهم ، ولا تجر ؛ لأن عطف الظاهر المجرور على المكنى ممتنع
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'hasbüke' ifadesi, Allah'ın Peygamber'e ve ona uyan müminlere yeterli olduğunu bildirir; ancak bu yeterlilik mutlak bir tevekkül anlamına gelmez, aksine müminlerin savaşa teşvik edilmesi ve onların can ve mal ile fedakârlık göstermesi şartına bağlıdır. Ayrıca vezir kavramı üzerinden Hz. Peygamber'in Ebû Bekir ve Ömer'le desteklenmesi konusu ele alınmış, bunun nübüvvetin tebliği açısından nasıl faydalı olduğu tartışılmıştır. Ayetin iniş sebebi olarak Hz. Ömer'in Müslüman olması rivayet edilmiştir.

فلهذا الفرق اعتبر نصرة المؤمنين ، ثم بين أنه تعالى وإن كان يكفيك بنصره وبنصر المؤمنين ، فليس من الواجب أن تتكل على ذلك إلا بشرط أن تحرض المؤمنين على القتال فإنه تعالى إنما يكفيك بالكفاية بشرط أن يحصل منهم بذل النفس والمال في المجاهدة
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, âyetteki hitabın kapsamına dair iki görüş nakleder: birincisine göre mana 'Allah sana ve sana tabi olan mü'minlere kâfidir' şeklindedir (Hasen'den, Nahhâs'ın tercih ettiği görüş); ikincisine göre ise 'Allah sana kâfidir, sana tabi olanlara da kâfidir' demektir (Şa'bî ve İbn Zeyd'in görüşü). Bu iki görüşe bağlı olarak 'men' kelimesinin i'rabda ref' mi yoksa nasb mı olduğu tartışılmıştır; birinci görüşte Allah lafzına atfen merfû, ikinci görüşte ise gizli bir fiile bağlı olarak mansûb kabul edilmiştir.

قيل : المعنى حسبك الله وحسبك المهاجرون والأنصار وقيل : المعنى كافيك الله وكافي من تبعك قاله الشعبي وبن زيد والأول عن الحسن واختاره النحاس وغيره
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metinde geçen ifade 'Allah sana ve seninle beraber olan mü'minlere yeter' anlamındadır; yani hem Peygamber'e hem de ona tabi olan müminlere Allah'ın yeterli olacağı bildirilmektedir. İbn Kesîr bu görüşün Atâ el-Horasânî ve Abdurrahman b. Zeyd'den de aynı şekilde rivayet edildiğini belirtir.

قال حسبك الله وحسب من شهد معك قال وروي عن عطاء الخراساني وعبد الرحمن بن زيد مثله ولهذا قال
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî bu ayette 've men etbe'ake mine'l-mü'minîn' ifadesinin i'rab yönlerini tartışır: mef'ûlün ma'ah olarak nasb, Kûfelilere göre zamire atfen cer, veya Allah lafzına atfen ref' okunabileceğini belirtir. Ayrıca ayetin Bedir Gazvesi'nde Bîdâ mevkiinde indiğini, bir görüşe göre ise Hz. Peygamber'le birlikte otuz üç erkek ve altı kadın Müslüman olduktan sonra Hz. Ömer'in İslam'a girmesi üzerine indiğini nakleder; İbn Abbas'ın bu ayetin Ömer'in Müslüman olması hakkında indiğini söylediğini belirtir.

والآية نزلت بالبيداء في غزوة بدر، وقيل أسلم مع النبي صلى الله عليه وسلم ثلاثة وثلاثون رجلا وست نسوة، ثم أسلم عمر رضي الله عنه فنزلت. ولذلك قال ابن عباس رضي الله تعالى عنهما نزلت في إسلامه.

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin Allah'ın hem Hz. Peygamber'e hem de ona tabi olan müminlere yeterli olduğunu bildirdiği konusunda hemfikirdir. Ayrıca çoğu müfessir 'men' kelimesinin i'rab durumuna (nasb/ref') dair dilbilgisel tartışmayı ele alır ve Hz. Ömer'in Müslüman olmasıyla ilgili nüzul sebebi rivayetine yer verir.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı sade bir aktarımla yetinirken, Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat (i'rab, atıf) analizine daha çok yer ayırır ve birden fazla okuma ihtimalini sunar. Kurtubî iki farklı anlam yorumunu sahâbe görüşlerine dayandırarak karşılaştırır. Râzî ise farklı olarak konuyu salt tevekkül değil, müminlerin fedakârlık ve cihad şartına bağlı bir yardım olarak yorumlayıp kelami bir boyut katar; bu farklar müfessirlerin yöntem (dilci/rivayetçi/kelamcı) ve dönemsel ilgi alanlarından kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve temel dil analizini birleştirirken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî gibi müfessirlerde dilbilimsel/i'rab tartışmaları daha sistematik hale gelmiş, Râzî ile kelami/fıkhi çıkarımlar (yardımın şartlılığı) öne çıkmıştır. Kurtubî ise farklı görüşleri bir arada sunan sentezci bir tutum benimsemiştir. Temel anlam (Allah'ın yeterliliği) sabit kalırken, yorumun derinliği ve odak noktası zamanla çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu ayet, bir topluluğun sayısal azlığının veya karşılaştığı güçlüklerin, dayanışma ve samimi bir çaba içinde olunduğunda aşılabileceğine dair bir hatırlatma olarak okunabilir. Râzî'nin vurguladığı gibi, ilahi yardımın sadece beklemekle değil, gayret ve fedakârlıkla birlikte anlam kazanması, günümüzde de toplumsal dayanışma ve sabırla yapıcı çalışmanın önemine işaret edebilir. Bu okuma, ihlasla yürütülen ortak çabaların değerine dair ihtiyatlı bir çağrışım sunar.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar