مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشْرُ أَمْثَالِهَا وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
“Whoso bringeth a good deed will receive tenfold the like thereof, while whoso bringeth an ill-deed will be awarded but the like thereof; and they will not be wronged.” — M. M. Pickthall
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre 'من جاء بالحسنة' ifadesindeki 'الحسنة' kelimesi, cinsin ayırt edici sıfatının mevsûfun yerine konulması yoluyla kullanılmıştır; yani takdiri 'عشر حسنات أمثالها'dır. Bu ayette vaad edilen on katı mükâfat, Allah'ın kötülüğe adaletle (bir misliyle) karşılık vermesine karşın iyiliğe fazl ve lütuf olarak kat kat ceza vermesinin en az miktarıdır; başka yerlerde yediyüz katı ve hesapsız mükâfat da vaad edilmiştir. Zemahşerî ayrıca bu iki ayetin belağatine, nazmının güzelliğine, uyumuna ve ifadenin sağlamlığına dikkat çeker.
على إقامة صفة الجنس المميز مقام الموصوف ، تقديره عشر حسنات أمثالها ، وقرىء : ( عشر أمثالها ) برفعهما جميعا على الوصف . وهذا أقل ما وعد من الإضعاف . وقد وعد بالواحد سبعمائة ، ووعد ثوابا بغير حساب . ومضاعفة الحسنات فضل ، ومكافأة السيئات عدل
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre bu ayette geçen hasene, 'lâ ilâhe illallah' şehadeti/iman olarak anlaşılır; seyyie ise şirktir. İyilik yapana on misli mükafat verilir; bu on misli hüküm genel hasenat için geçerlidir, Allah yolunda infak ise yedi yüz misli mükafatla ayrıca zikredilmiştir çünkü bu ayet (Bakara'da geçen) infak ayetinden farklıdır. Kötülüğe ise ancak misliyle ceza verilir, fazlası verilmez; şirk en büyük günah olduğu için cezası da ateşte ebedi kalmak olan en büyük cezadır.
والحسنة هنا : الإيمان أي من جاء بشهادة أن لا إله إلا الله فله بكل عمل عمله في الدنيا من الخير عشرة أمثاله من الثواب أي بالشرك قاله بن عباس والنخعي وأبو هريرة ومجاهد وقيس بن سعد والحسن وهو إجماع من أهل التأويل في أن الحسنة لا إله إلا الله وأن السيئة الشرك
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu metinde Taberî, ayetteki 'hasene' ile 'lâ ilâhe illallah' kelime-i tevhidinin (kelime-i ihlas), 'seyyie' ile de şirkin kastedildiğini nakledilen çok sayıda rivayetle aktarır. Hasan, İbn Abbas, Mücahid, Atâ, İbrahim, İbn Zeyd ve İkrime gibi tabiîn alimlerinden gelen görüşlerin çoğunluğu bu yönde birleşir; İkrime'nin 'Kur'an'da geçen her seyyie şirktir' sözü de bu görüşü destekler. Ayrıca kıyamet günü tevhid ile gelenin on katıyla, muhacirlerin ise daha fazlasıyla mükafatlandırılacağı; şirkle gelenin ise ancak kötülüğünün cezasını göreceği belirtilir.
قال الحكم: قال عكرمة: «كل شيء في القرآن السيئة فهو الشرك»
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre iyilik ile karşılık arasında Allah katında iyilik tarafı ağır basmaktadır; hasene için karşılık en az on kat veya daha fazla olup üst sınırı yoktur, seyyie için ise karşılık sadece bir misilledir ve bunun ötesine geçilmez. Bu durum rahmet ve fazl tarafının kahır ve azap tarafına galip olduğunu, dolayısıyla vaad ayetleriyle vaid ayetleri çakıştığında vaad ayetlerinin tercih edilmesi gerektiğini gösterir.
فالويل لمن غلب آحاده أعشاره
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre iyilikle gelenin on kat mükâfat göreceği ilkesi, haftalık cuma namazının kendisinden sonraki cumaya kadar ve üç gün daha ekleyerek günahları örtmesi ve ayda üç gün oruç tutmanın bütün yılı oruç tutmuş gibi sayılması gibi hadislerle desteklenmektedir; çünkü bir günün on güne karşılık gelmesi ilkesi Allah'ın kitabında da doğrulanmıştır. Kötülükle gelen ise sadece işlediği kadarıyla cezalandırılır ve İbn Mesud'a göre bu kötülük şirktir.
من صام ثلاثة أيام من كل شهر فقد صام الدهر كله
Comparison
Common ground
Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr, hasene'nin tevhid/kelime-i şehadet, seyyie'nin de şirk olduğu yönündeki rivayet zincirine dayanırlar; tüm müfessirler iyiliğe en az on kat mükâfat, kötülüğe ise sadece bir misli ceza verildiği hususunda hemfikirdir ve bunu Allah'ın rahmetinin gazabına galip gelmesi şeklinde yorumlarlar.
Differences
Zemahşerî ve Râzî meseleyi daha çok dilbilimsel/kelamî açıdan (sıfat-mevsûf ilişkisi, vaad-vaid ayetlerinin çatışması) ele alırken; Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı yaklaşıp hasene-seyyie kavramlarını tevhid-şirk üzerinden somutlaştırır. Kurtubî ayrıca infak ayetiyle bu ayeti ayırarak yedi yüz misli mükâfatın farklı bir bağlamda olduğunu vurgular; İbn Kesîr ise hadislerle (cuma namazı, oruç örnekleri) konuyu günlük ibadet pratiğine bağlar.
Historical context
Taberî'den itibaren rivayet birikimi sonraki müfessirlerce de korunmuş, Kurtubî ve İbn Kesîr bu rivayet mirasını sürdürüp hadislerle zenginleştirmiştir; Zemahşerî ve Râzî ise dil ve kelam ilimlerinin gelişimiyle birlikte ayete daha analitik/teorik bir çerçeve getirmiş, temel rivayet çekirdeği zamanla değişmeden kalırken yorum yöntemleri çeşitlenmiştir.
Modern connection
Bu ayet, iyiliğin karşılığının kötülüğün karşılığından kat kat fazla olduğu ilkesiyle, insanı küçük de olsa yapıcı ve hizmet odaklı davranışlara yönlendirebilecek bir teşvik sunar. Günlük hayatta ihlasla yapılan küçük iyiliklerin değersiz görülmemesi, toplumsal dayanışma ve sabır temelli bir tutum için ilham kaynağı olabilir. Bu okuma, ilim ile amel arasındaki dengeyi hatırlatarak bireyin kendi çevresinde yapıcı bir katkı arayışını destekleyebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar