إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا

“Lo! Allah forgiveth not that a partner should be ascribed unto Him. He forgiveth (all) save that to whom He will. Whoso ascribeth partners to Allah, he hath indeed invented a tremendous sin.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre bu ayet, iyi amellerin kötü amel, riya, şek, nifak, ucub veya minnet-eziyet gibi davranışlarla geçersiz kılınmaması gerektiğini bildirmektedir. Metinde bu hususta farklı görüşler nakledilmekte; kimileri büyük günahlarla ameli geçersiz kılmaktan korkulup korkulmayacağı konusunda tereddüt edilmesi gerektiğini, kimileri de amellerin riya, şüphe, nifak veya kibirle boşa çıkarılmaması gerektiğini belirtmiştir.

وعن قتادة رحمه الله : رحم الله عبدا لم يحبط عمله الصالح بعمله السيء . وقيل : لا تبطلوها بمعصيتهما . وعن ابن عباس رضي الله عنهما : لا تبطلوها بالرياء والسمعة
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre âyetteki mağfiret, ne küçük günah sahibine ne de tevbe etmiş büyük günah sahibine hamledilebilir; zira bunların bağışlanması zaten müstahak/vacip bir haktır, oysa âyetteki mağfiret Allah'ın meşîetine (dilemesine) bağlanmıştır. Bu nedenle âyetin muradı, tevbe etmemiş büyük günah sahibinin durumudur, çünkü ancak bu durumda bağışlanma bir tefaddul (lütuf) olur, bir istihkak değil.

وثالثها : أن غفران التائبين وأصحاب الصغائر واجب والواجب غير معلق على المشيئة ، لأن المعلق على المشيئة هو الذي إن شاء فاعله فعله يفعله وإن شاء تركه يتركه فالواجب هو الذي لا بد من فعله شاء أو أبى ، والمغفرة المذكورة في الآية معلقة على المشيئة فلا يجوز أن تكون للمغفرة المذكورة في الآية مغفرة التائبين وأصحاب الصغائر
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, şirk dışındaki tüm günahların Allah'ın dilemesine bağlı olduğunu bildiren muhkem bir ayettir; Taberî'ye göre büyük günah sahibi Allah'ın dilemesine kalmıştır, dilerse affeder dilerse cezalandırır, yeter ki günahı şirk olmasın. Bazı âlimler ise bunu 'büyük günahlardan kaçınılırsa küçük günahların bağışlanacağı' ayetiyle birlikte okuyarak, affın büyük günahlardan kaçınma şartına bağlı olduğunu söylemiştir. Ayrıca bu ayetin Furkan suresindeki ayeti nesheden bir ayet olduğu görüşü nakledilmiş, ancak müfessir haberlerde neshin imkânsız olduğunu belirterek bunu doğru bulmamıştır.

قد أبانت هذه الآية أن كل صاحب كبيرة ففي مشيئة الله تعالى إن شاء عفا عنه ذنبه وإن شاء عاقبه عليه ما لم تكن كبيرته شركا بالله تعالى
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayet Allah'a şirk koşmak dışındaki tüm günahları kapsayan genel bir ayettir ve tövbe kapısının açık olduğuna, günahkârlar hakkında ümit beslenmesi gerektiğine delalet eder. Şirk dışındaki büyük günahlar işlense bile kişinin tövbesinin veya tevhid şehadetinin kabul olabileceği çok sayıda hadisle desteklenmektedir. Sahabenin bu ayet inince büyük günah işleyenler hakkında korku ile ümit arasında bir tutum benimsediği aktarılır.

فهذه الآية عامة في جميع الذنوب ما عدا الشرك وهي مذكورة في هذه السورة الكريمة بعد هذه الآية وقبلها لتقوية الرجاء والله أعلم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre Allah'ın affetmeyeceği tek şey şirktir; çünkü şirk koşan kişi hakkında ebedî azap hükmü kesinleşmiştir ve günahının izi silinmez, dolayısıyla affa müstahak olmaz. Şirk dışındaki günahlar ise küçük veya büyük fark etmeksizin Allah'ın dilediği kimse için bağışlanabilir; bu bir lütuf ve ihsandır. Mu'tezile'nin bu bağışlamayı tövbe şartına bağlayan yorumu, delilsiz bir kayıt getirdiği ve kendi mezheplerini de çürüttüğü gerekçesiyle reddedilir; ayrıca ayet, her günahı şirk sayan Hariciler'e karşı da delil teşkil eder.

والمعتزلة علقوه بالفعلين على معنى إن الله لا يغفر الشرك لمن يشاء. وهو من لم يتب ويغفر ما دونه لمن يشاء وهو من تاب. وفيه تقييد بلا دليل إذ ليس عموم آيات الوعيد بالمحافظة أولى منه ونقض لمذهبهم
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette geçen 'kim Allah'a şirk koşarsa büyük bir günah uydurmuş olur' ifadesi, tevhidi inkâr edip Allah'a ortak, eş veya çocuk isnat edenleri kapsar. Allah şirki bağışlamayı haram kılmış, tevhid ehlini ise günahları ne olursa olsun kendi meşîetine havale etmiş, onları mağfiretten ümitsiz bırakmamıştır. Bu nedenle sahâbe, ayet nazil olunca büyük günah işleyenler hakkında kesin hüküm vermekten kaçınmış, işi Allah'ın meşîetine bırakmıştır.

وقد أبانت هذه الآية أن كل صاحب كبيرة ففي مشيئة الله، إن شاء عفا عنه، وإن شاء عاقبه عليه ما لم تكن كبيرة شركا بالله

Comparison

Common ground

Zemahşerî hariç diğer müfessirler (Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî, Taberî) ayetin şirk dışındaki günahların Allah'ın meşîetine bağlı olduğunu, şirkin ise affedilmeyeceğini ortaklaşa kabul eder. Ayrıca çoğu, sahabenin bu ayet karşısında korku ile ümit arasında bir denge tuttuğunu rivayetlerle destekler.

Differences

Zemahşerî ayeti amellerin riya, nifak, ucub gibi davranışlarla boşa çıkarılmaması bağlamında ele alırken diğerleri günah-mağfiret ilişkisine odaklanır. Râzî meseleyi kelamî/belağî mantıkla (meşîet-istihkak ayrımı) temellendirirken, Kurtubî ve Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntem izler; Beydâvî ise Mu'tezile ve Hariciler'e karşı doğrudan reddiye niteliğinde bir kelamî tartışma yürütür. Kurtubî ayrıca nesih ihtimalini nakledip reddeder.

Historical context

Taberî ve Zemahşerî gibi erken dönem müfessirler daha çok rivayet ve dil tahliline dayanırken, Râzî ve Beydâvî gibi sonraki müfessirler meseleyi mezhepler arası kelamî tartışmaların (Mu'tezile, Hariciler) içine taşıyarak daha sistematik bir istidlal geliştirmiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet birikimini genişleterek konuyu hadislerle temellendirmiştir; temel çizgi (şirk hariç mağfiret ümidi) tüm dönemlerde sabit kalmıştır.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, günahkâr olma korkusuyla ümitsizliğe kapılmadan, tevhid ve samimi bir kalple yaşanan hayatın değerini hatırlatabilir. Amellerin riya, kibir veya nifaktan uzak, ihlasla yapılması gerektiği vurgusu, günlük yaşamda ibadet ruhunun ve dürüstlüğün önemine dair yapıcı bir hatırlatma sunar. Ayrıca korku ile ümit arasında denge kurma tutumu, bireyin kendi hatalarına karşı sabırlı ve umutlu bir bakış geliştirmesine katkı sağlayabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar