مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَٱسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَٰعِنَا لَيًّۢا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِى ٱلدِّينِ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱسْمَعْ وَٱنظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا
“Some of those who are Jews change words from their context and say: "We hear and disobey; hear thou as one who heareth not" and "Listen to us!" distorting with their tongues and slandering religion. If they had said: "We hear and we obey: hear thou, and look at us" it had been better for them, and more upright. But Allah hath cursed them for their disbelief, so they believe not, save a few.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre 'râinâ' ifadesinin nehyedilmesi, Yahudilerin Peygamber'e hakaret kastıyla kullandıkları bir kelimeyi Müslümanların da farkında olmadan kullanmalarını önlemek amacıyladır; bazı görüşe göre ise bu kelime Ensar'ın cahiliye döneminde kullandığı bir söz olup İslam'da Peygamber'e karşı kullanılması yasaklanmıştır. Metin, Allah'ın Müslümanlara 'lâ tekûlû râinâ' yerine 'unzurnâ' demelerini öğrettiğini, çünkü bu kelimenin Yahudiler tarafından kötü bir anlamda kullanıldığını aktarır.
والصواب من القول في نهي الله جل ثناؤه المؤمنين أن يقولوا لنبيه: راعنا، أن يقال إنها كلمة كرهها الله لهم أن يقولوها لنبيه صلى الله عليه وسلم، نظير الذي ذكر عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: (لا تقولوا للعنب الكرم ولكن قولوا الحبلة)
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre âyet, Yahudilerin kelimeleri yerlerinden tahrif etmelerini, dilleriyle 'sem'nâ ve asaynâ' ve 'râinâ' gibi ifadeleri iki anlamlı kullanarak Hz. Peygamber'e hakaret ve alay kastetmelerini anlatmaktadır. Râzî bu ifadelerin zâhirde saygı gibi görünse de bâtında sövgü ve inkâr içerdiğini, dolayısıyla 'leyyen bi elsinetihim' ifadesinin bu münafıkça dil oyununa işaret ettiğini aktarır. Ayrıca tahrifin metnin lafzını değiştirmek değil, fasit te'viller üretmek şeklinde olduğu görüşünü de nakleder.
الأول : أن النبي عليه السلام كان إذا أمرهم بشيء قالوا في الظاهر : سمعنا ، وقالوا في أنفسهم : وعصينا والثاني : أنهم كانوا يظهرون قولهم : سمعنا وعصينا ، إظهارا للمخالفة ، واستحقارا للأمر
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayette Yahudilerin 'sem'anâ ve asaynâ' (işittik ve isyan ettik) ve 'isma' gayra müsmea' gibi sözlerle Peygamber'e karşı ikircikli, alaycı ifadeler kullandıklarını, dillerini bükerek (leyy) hakkı gizleyip dine dil uzattıklarını (ta'n) aktarır. Ayrıca kelimeleri tahrif etmenin, onları asıl anlamlarından çıkarıp başka yöne çekmek (te'vil) ve bunu halka öyle yaymak olduğunu belirtir. Bu tahrifin kasıtlı yapıldığı için Allah'ın onları kınadığını vurgular.
ومعنى أي يلوون ألسنتهم عن الحق أي يميلونها إلى ما في قلوبهم وأصل اللي الفتل وهو نصب على المصدر
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, 'قليلا ما يؤمنون' ifadesi hakkında birkaç görüş nakleder: Kimine göre içlerinden az bir kısmı iman eder; kimine göre imanları azdır zira Musa'nın getirdiği ahiret, sevap ve azap gibi hususlara inanırlar ama bu iman Muhammed'e (sav) küfürleriyle örtüldüğü için fayda vermez. Başka bir görüşe göre ise onlar hiçbir şeye iman etmemişlerdir; Arapların 'قلما رأيت مثل هذا قط' derken hiç görmedim demeyi kastettikleri gibi, burada da 'قليلا ما يؤمنون' ifadesi tam bir inkarı ifade eder. İbn Kesîr ayrıca Yahudilerin selam yerine ölüm anlamına gelen 'السام عليكم' dediklerine dair rivayetleri ve Allah'ın müminleri kafirlere söz ve fiilde benzemekten nehyettiğini aktarır.
وقال بعضهم إنما كانوا غير مؤمنين بشيء وإنما قال فقليلا ما يؤمنون وهم بالجميع كافرون كما تقول العرب قلما رأيت مثل هذا قط تريد مارأيت مثل هذا قط
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre bu ayette Yahudilerden bir grubun kelamı yerinden kaydırdığı (tahrif ettiği) anlatılmakta, bunun ya kelimeleri konumlarından çıkarıp yerine başkasını koymak ya da nassı kendi arzularına göre te'vil etmek anlamına geldiği belirtilmektedir. Onların 'râinâ' ve 'gayra müsmeʻ' gibi ifadeleri, dıştan saygı gösterir görünse de dillerini eğip bükerek küfür ve alaya çevirdikleri sözler olarak açıklanmış, bu da nifak sebebiyledir. Ayetin sonunda, eğer 'semiʻnâ ve etaʻnâ' deselerdi bunun kendileri için daha hayırlı olacağı, fakat Allah'ın küfürleri sebebiyle onları lanetlediği ve ancak pek azının iman ettiği ifade edilmektedir.
أي يميلونه عن مواضعه التي وضعه الله فيها بإزالته عنها وإثبات غيره فيها. أو يؤولونه على ما يشتهون فيميلونه عما أنزل الله فيه.
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetin, bir grubun (Yahudiler ve/veya münafıklar) kelimeleri veya ifadeleri kasıtlı olarak çift anlamlı kullanarak Peygamber'e karşı gizli alay ve hakaret yönelttiğini; zahiren saygı gibi görünen sözlerin batında küfür ve inkar taşıdığını kabul eder. Ayrıca dil/belağat tahlili ile rivayet (sahabe-tabiin nakilleri, özellikle İbn Abbas) birlikte kullanılmış, tahrifin metnin harflerini değiştirmekten çok anlamını kaydırma (te'vil, çift anlamlılık) yoluyla olduğu vurgulanmıştır.
Differences
Taberî 'râinâ' kelimesinin kökenine (Yahudi kullanımı veya Ensar'ın cahiliye adeti) odaklanıp Müslümanların kelime seçiminde dikkatli olmasını örnekler; Râzî ve Beydâvî dil oyununun nifak ile bağlantısını ve tahrifin te'vil yoluyla gerçekleştiğini teorik olarak derinleştirir; Kurtubî dilbilimsel unsurları (i'rab, kıraat) daha ayrıntılı işler; İbn Kesîr ise 'kalîlen mâ yü'minûn' ifadesinin imanın azlığı mı yoksa tam inkar mı olduğu tartışmasına ağırlık verip Arap dilindeki istiare kullanımıyla temellendirir. Bu farklar, müfessirlerin ilgi alanına (rivayet ağırlıklı/Taberî, kelam-belağat ağırlıklı/Râzî-Beydâvî, dilbilim ağırlıklı/Kurtubî, hadis-rivayet ağırlıklı/İbn Kesîr) bağlı yöntem çeşitliliğini yansıtır.
Historical context
Taberî'den İbn Kesîr'e kadar geçen süreçte temel yorum çizgisi büyük ölçüde sabit kalmış; ayetin 'dil oyunuyla hakaret' teması hiç değişmemiştir. Ancak zamanla (özellikle Râzî ve Beydâvî'de) dil/mantık analizi daha sistemli hale gelmiş, tahrifin tanımı incelikli kavramsal çerçevelere kavuşmuştur; İbn Kesîr gibi daha geç dönem müfessirler ise rivayetleri derleyip harmanlama eğilimindedir.
Modern connection
Bu karşılaştırma, günlük konuşmada kullanılan kelimelerin taşıdığı çift anlamların, niyet ve samimiyetle nasıl bağlantılı olduğunu düşündürür; iletişimde ihlas ve saygı gösterme çabası bugün de aile ve toplumsal ilişkilerde güven inşasının bir parçası olarak görülebilir. Ayrıca bu ayetler, sözlerin sadece dış görünüşüne değil taşıdığı anlam ve etkiye dikkat etmenin, hoşgörülü ve yapıcı bir iletişim kurmanın önemine dair genel bir hatırlatma sunar.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar