وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطًا
“Unto Allah belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. Allah ever surroundeth all things.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu metinde Taberî, Allah'ın kullarının işleyeceği hayır ve şer türünden her şeyi ezelden itibaren sayıp bilmekte olduğunu, bunlardan hiçbir şeyin O'na gizli kalmadığını ve zerre miktarı bir şeyin bile O'ndan gaib olmadığını belirtmektedir. Bu görüş, Allah'ın ilminin kapsamlılığına ve ezelî ilim sıfatına vurgu yapmaktadır.
ولم يزل الله محصيا لكل ما هو فاعله عباده من خير وشر، عالما بذلك، لا يخفى عليه شيء منه، ولا يعزب عنه مثقال ذرة
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Râzî'ye göre Allah İbrahim'i kendi dostu (halîl) olarak vasıflandırdıktan sonra, bu dostluğa rağmen onun bir kul olduğunu, göklerde ve yerde olan her şeyin O'na ait bulunduğunu belirtmiştir. Bu ifade, Allah'ın göklerin ve yerin dışındaki sonsuz kudretlere de kadir olduğuna ve bütün kaza-kader zincirinin ancak O'nun yaratması ve var etmesiyle sona ulaştığına delalet eder. Ancak Râzî, ilahlığın ve vaade sadakatin kudret ve ilmin birlikte bulunmasıyla tamamlanacağı görüşünü bu yorumdan daha güzel bulur.
أنه سبحانه لما وصف إبراهيم بأنه خليله بين أنه مع هذه الخلة عبد له ، وذلك لأنه له ما في السماوات وما في الأرض
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre metin, Allah'ın ilminin bütün şeyleri kuşattığını ifade eder; burada verilen ibare kısa bir tefsir notu niteliğindedir ve ardından sûrenin bir sonraki ayetine (Nisâ 127 - 'Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar') geçiş yapılmaktadır.
أي أحاط علمه بكل الأشياء
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ayet, Allah'ın ilminin göklerde ve yerde olan her şeyi kuşattığını, hiçbir zerrenin veya daha küçük ya da daha büyük hiçbir şeyin O'nun ilminden gizli kalamayacağını ifade eder. Kullarının hiçbir hali, ister görünsün ister gizlensin, Allah'ın bilgisinden uzak değildir.
أي علمه نافذ في جميع ذلك لا تخفى عليه خافية من عباده ولا يعزب عن علمه مثقال ذرة في السموات ولا في الأرض ولا أصغر من ذلك ولا أكبر ولا تخفى عليه ذرة
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 'kimin dini daha güzeldir' sorusu, Allah'a yüzünü teslim eden, muhsin olan ve İbrahim'in hanif milletine tabi olan kişinin insan gücünün ulaşabileceği en üst noktada olduğuna dikkat çekmek için sorulmuştur. İbrahim'in 'halil' (Allah'ın dostu) kılınması, onun şerefini yüceltmek ve övgüye layık kişi olduğunu vurgulamak amacıyla isminin tekrar zikredilmesiyle anlatılmıştır; bu durum aktarılan bir rivayetle (Mısır'daki dostundan un istemesi ve Sare'nin mucizevi ekmek pişirmesi kıssası) desteklenmiştir. Ayetin sonu ise Allah'ın göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi olması ve her şeyi ilim ve kudretle kuşatmasıyla, kullarını amellerine göre mükâfatlandırma kudretine bağlanmıştır.
وإنما أعاد ذكره ولم يضمر تفخيما لشأنه وتنصيصا على أنه الممدوح. والخلة من الخلال فإنه ود تخلل النفس وخالطها.
Comparison
Common ground
Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve kısmen Beydâvî; ayetin Allah'ın ilim ve mülkünün göklerdeki ve yerdeki her şeyi, en küçük zerreye varıncaya dek kuşattığı vurgusunda birleşirler. Bu, Allah'ın hiçbir şeyin gizli kalmadığı kapsamlı ilmine işaret eden ortak bir okumadır.
Differences
Taberî ve İbn Kesîr ilim sıfatının kapsamına ve ezelî bilgiye odaklanırken, Kurtubî konuyu kısa bir lafzi not olarak geçip sonraki ayete bağlar. Râzî ise meseleyi kelamî bir tartışmaya taşıyarak İbrahim'in halillik makamı ile Allah'ın kudret-ilim birlikteliği arasında akli bir çıkarım yapar. Beydâvî ise dil tahlili ve rivayet (Sare kıssası) kullanarak hem İbrahim'in şerefini hem de ilim-kudret bağlantısını amellerin karşılığı bağlamında ele alır; bu farklar tefsir yöntemlerindeki (rivayet, dirayet, kelam, belağat) çeşitliliği yansıtır.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî'den daha sonraki Kurtubî, Râzî, İbn Kesîr ve Beydâvî'ye uzanan süreçte, Allah'ın ilminin kuşatıcılığı fikri sabit kalmış; ancak zamanla akli-kelamî derinleşme (Râzî) ve dil/rivayet unsurlarının daha sistematik işlenmesi (Beydâvî) gibi yöntemsel zenginleşmeler görülmüştür. Bu, tek bir yorumun mutlaklaştırılmadığı, birikimli bir tefsir geleneğine işaret eder.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, ilim ile iman arasındaki uyumu hatırlatır; zira evrendeki her ayrıntının bir bilgiyle kuşatıldığı fikri, bilimsel merakı ve düzenli araştırmayı teşvik eden bir bakış açısıyla örtüşebilir. Ayrıca İbrahim örneğindeki teslimiyet ve ihlas vurgusu, günlük hayatta sabır ve samimiyetle iş görmenin kıymetini düşündürebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar