هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ قَالَ رَبِّ هَبْ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

“Then Zachariah prayed unto his Lord and said: My Lord! Bestow upon me of Thy bounty goodly offspring. Lo! Thou art the Hearer of Prayer.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre 'semî' kelimesi duayı işiten anlamındadır, ancak 'semî' övgü açısından 'sâmi' kelimesinden daha uygundur ve 'duası işitilen kimse' anlamını taşır. Zekeriya, Meryem'e Allah'ın kış-yaz mevsimi dışında meyve rızkı vermesini görünce, kısırlığına ve yaşlılığına rağmen kendisine de bir evlat verilebileceğini ümit etmiş ve gizlice Rabbine dua ederek temiz bir zürriyet istemiştir. Bu bağlamda 'zürriyye' kelimesi soy/nesil anlamında olup burada tekil kişi (bir çocuk) kastedilmiştir, çünkü Zekeriya'nın ailesi o dönemde soyu tükenmek üzere olan bir aileydi.

فإن معناه أن سامع الدعاء غير أن سميعا أمدح، وهو بمعنى ذو سمع له، وقد زعم بعض نحويي البصرة أن معناه أنك تسمع ما تدعى به
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre 'hünâlike' ifadesi mekân için kullanılan 'zaman' anlamına gelen bir zarftır; 'min ledünke' ise Allah katından salih bir zürriyet istemek anlamındadır. Zürriyetin burada tekil olduğu, ayette 'veliyyen' denilip 'evliyâ' denilmemesinden anlaşılır; 'tayyibeten' kelimesi ise lafzen müennes olan 'zürriyet'e uygun olarak müennes gelmiştir. Ayrıca bu ayet, evlat talep etmenin peygamberlerin ve sıddıkların sünneti olduğuna delil olarak sunulmuş, bazı cahil sofilerin evlat istemeyi ahmaklık saymasına karşı çıkılmıştır.

وإنما أنث طيبة لتأنيث لفظ الذرية كقول : أبوك خليفة ولدته أخرى * وأنت خليفة ذاك الكمال فأنث ولدته لتأنيث لفظ الخليفة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre 'zürriyyeten tayyibeten' ifadesi, Zekeriyya'nın kendisine salih bir evlat verilmesini talep etmesi anlamındadır; ayrıca bu evladın kendisinden sonra soyu ve nesli devam edecek bir çocuk olması istenmiştir.

أي من عندك ذرية طيبة أي ولدا صالحا إنك سميع الدعاء قال الله تعالى كأنه قال ولدا له ذرية ونسل وعقب
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre Zekeriyya, Meryem'in Allah katındaki mertebe ve keramet ile beslenişini görünce, kendisi için de Allah'tan katından temiz bir zürriyet ister; bu duası kısırlık ve yaşlılık gibi alışılmış sebepler dışında gerçekleşecek bir doğumu talep etmedir. Melekler tarafından Yahya ile müjdelenir; Yahya, Allah'ın bir kelimesi olan İsa'yı tasdik eden, kavmine üstün gelen bir seyyid, şehvet ve eğlencelerden nefsini alıkoyan bir hasûr ve salihlerden bir nebi olarak nitelendirilir.

قال رب هب لي من لدنك ذرية طيبة كما وهبتها لحنة العجوز العاقر. وقيل لما رأى الفواكه في غير أوانها انتبه على جواز ولادة العاقر من الشيخ، فسأل وقال هب لي من لدنك ذرية، لأنه لم يكن على الوجوه المعتادة وبالأسباب المعهودة.
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî, Zekeriyya'nın Meryem yanında gördüğü olağanüstü hallerin (kışta yaz meyvesi, yazda kış meyvesi) kendisi için değil, ya İsa'nın ya da Meryem'in kerameti olduğunu tartışır. Buna göre Zekeriyya bu harikulade halleri görünce, kısır ve yaşlı eşinden çocuk sahibi olma umuduna kapılmış ve dua etmiştir; bu durum velilerin kerametinin vukuuna bu ayetle istidlal edilmesinin yolunu oluşturur. Ebu Ali el-Cübbâî'nin bu hadiselerin Zekeriyya'nın mucizesi olduğu itirazına karşı Râzî, cumhurun görüşünü tercih ederek cevap verir.

طمع في انخراق العادة في حصول الولد من / المرأة العقيمة الشيخة العاقر

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayeti Zekeriya'nın Meryem'deki olağanüstü hali (mevsim dışı rızık) görmesi üzerine kısırlık ve yaşlılığına rağmen Allah'tan gizlice temiz/salih bir zürriyet (çocuk) istemesi olarak okur; 'zürriyet' kelimesinin tekil bir evladı işaret ettiği ve bu talebin sıradan sebepler dışında gerçekleşecek bir doğum umudu taşıdığı konusunda hemfikirdirler.

Differences

Taberî ve Kurtubî dil/belağat tahliline (semî'-sâmi' farkı, zarf kullanımı, müennes-müzekker uyumu) ağırlık verirken İbn Kesîr konuyu daha sade ve özet biçimde ele alır; Beydâvî kıraat farklılıkları ve Yahya'nın vasıflarına dair rivayetlerle ayeti zenginleştirir; Râzî ise meseleyi kelamî bir tartışmaya taşıyarak olağanüstü halin kime ait olduğunu (İsa mı, Meryem mi) sorgular ve bunu Mu'tezile ile keramet konusundaki itikadî ihtilafa bağlar. Kurtubî ayrıca evlat istemenin meşruiyetini bazı sofi çevrelerin aksi görüşüne karşı savunarak fıkhi-hadis temelli bir boyut ekler.

Historical context

Erken dönem müfessir Taberî temel dil ve rivayet eksenli bir okuma sunarken, sonraki dönemlerde Kurtubî fıkhi tartışmaları, Beydâvî kıraat inceliklerini, Râzî ise kelamî-itikadî derinliği metne katmıştır; temel anlam (Zekeriya'nın evlat duası) dönemler boyunca sabit kalırken, yorumun çerçevesi müfessirin ilgi alanına göre genişlemiştir.

Modern connection

Bu ayet, güçlükler ve imkânsız görünen şartlar karşısında bile umudu ve duayı bırakmama tutumuna işaret eder; sabır ve ihlasla Rabbe yönelmenin, ailevi beklentilerde de bir denge ve teslimiyet biçimi olduğunu hatırlatabilir. Ayrıca ilim ile iman arasındaki uyumun, tabiattaki olağanüstü hâllerin farkındalığıyla derinleşebileceğine dair ihtiyatlı bir çağrışım sunar.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar