وَٱلَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَٰجَهُمْ وَلَمْ يَكُن لَّهُمْ شُهَدَآءُ إِلَّآ أَنفُسُهُمْ فَشَهَٰدَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَٰدَٰتٍۭ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
“As for those who accuse their wives but have no witnesses except themselves; let the testimony of one of them be four testimonies, (swearing) by Allah that he is of those who speak the truth;” — M. M. Pickthall
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre 've هي' ifadesi haberi hazfedilmiş bir mübtedadır ve takdiri 'kocanın dört şahitlik yapması vaciptir' şeklindedir. Ayrıca ayetteki bazı kıraat farklılıklarını (أن lafzının tahfifi, غضب fiil olarak okunması, beşinci yeminlerin nasb ile okunması) aktarır. Kadının yeminlerinin beşincisinin Allah'ın gazabıyla tağlîz edilmesinin sebebini, kadının fücurun asıl kaynağı ve zina konusunda daha ziyade cazibe ve tamahkarlıkla öne çıkan taraf olmasına bağlar; bu yüzden had ayetinde de kadın öncelenmiştir.
فإن قلت : لم خصت الملاعنة بأن تخمس بغضب الله ؟ قلت : تغليظا عليها ؛ لأنها هي أصل الفجور ومنبعه بخلابتها وإطماعها ، ولذلك كانت مقدمة في آية الجلد .
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Râzî, zina iftirasında bulunan kişinin (kâzif) cezası bakımından yabancı kadına iftira ile eşe iftira arasında kıyas kurar: yabancıya iftirada şahit getirme veya celde şartı varsa, eşe iftirada da lian getirme veya had şartı vardır. Ayetteki hükmün genel ifadesi tüm kâzifleri kapsar ve tahsis için bir gerekçe yoktur; ayrıca fasık ve a'mânın liânının sahih olması, şahitlik ehliyeti aranmaksızın zina ayıbını def etme ihtiyacının esas alındığını gösterir. Ebû Hanîfe'nin görüşü ise hem bir hadis rivayetine hem de dört kadın kategorisinde liânın uygulanmayacağı yönündeki anlamsal gerekçeye dayandırılır.
فكما أن مقتضى قذف الأجنبيات الإتيان بالشهود أو الجلد فكذا موجب قذف الزوجات الإتيان باللعان أو الحد
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayette karı kocanın birbirini itham etmesiyle ilgili liân (lânetleşme) hükmünü ele alır; kocanın karısına zina isnadını dört şahitle veya liân yeminiyle ispat etmesi gerektiğini, bu hükmün rüyet (görme) şartına bağlı olup olmadığı, kimlerin liân yapabileceği (hür-köle, Müslüman-kâfir), istibra süresi ve liânın şahitlik mi yemin mi sayılacağı gibi meselelerde farklı fakihlerin (Mâlik, Ebû Hanîfe, Şâfiî, Ahmed vb.) görüşlerini karşılaştırmalı olarak aktarır. Kurtubî, liânın rüyete bağlı olmaksızın sadece kazif ile de vacip olacağı görüşünü tercih eder ve bunu 'sahih olan birincisidir' diyerek desteklediğini belirtir.
وظاهر القرآن يكفي لإيجاب اللعان بمجرد القذف من غير رؤية فلتعولوا عليه لا سيما وفي الحديث الصحيح : أرأيت رجلا وجد مع امرأته رجلا فقال النبي صلى الله عليه وسلم ( فاذهب فأت بها ( ولم يكلفه ذكر الرؤية
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, li'ân âyetinin nüzul sebebi olarak Hilâl b. Ümeyye'nin hanımını Şerik b. Sahmâ ile zina etmekle itham etmesi olayını nakleder. Peygamber önce dört şahit isteyip aksi halde had cezası uygulanacağını söylemiş, Hilâl'in ısrarı üzerine Allah li'ân âyetini indirmiş ve Peygamber tarafların karşılıklı yeminleşmesini (li'ân) uygulamıştır. Doğan çocuğun kime benzediği üzerinden hangi tarafın doğru söylediğine dair işaretler de rivayette yer almaktadır.
فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم أربعة شهود وإلا فحد في ظهرك فقال يا رسول الله إن الله يعلم أني لصادق ولينزلن الله عليك ما يبرئ به ظهري من الجلد فأنزل الله آية اللعان إلى آخر الآية
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre âyetteki 'şehadet' kelimesi burada 'kasem' (yemin) anlamındadır. Kıraat farkları çerçevesinde 'erbe'u şehadatin' ifadesinin nasb ile okunuşuna iki farklı gramer izahı getirilmekte, buna göre kişinin karısına zina isnadında Allah adına dört kez yemin etmesi kastedilmektedir. Ayrıca liân âyetinin nüzul sebebi olarak hem Hilâl b. Ümeyye kıssası hem de Sehl b. Sa'd rivayeti ile Ensar'dan bir adamın Hz. Peygamber'e sorusu aktarılmakta, liân sonrası tarafların ebediyen ayrılacağı ve çocuğun anneye nispet edileceği sünnet olarak zikredilmektedir.
فالشهادة في هذا الموضع معناها القسم من قول القائل: أشهد بالله إنه لمن الصادقين
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre bu ayet, eşlerini zina ile suçlayıp kendilerinden başka şahidi olmayan kocaların durumunu düzenlemektedir; bu hüküm Hilal b. Ümeyye kıssası üzerine inmiştir. Erkeğin dört kez Allah adına yemin ederek doğru söylediğine şahitlik etmesi ve beşincisinde yalancı ise Allah'ın lanetinin üzerine olmasını söylemesi gerekir. Bu lian, kazf haddini düşürür ve karı-koca arasında ayrılığa (fesih) sebep olur.
نزلت في هلال بن أمية رأى رجلا على فراشه
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayeti liân (eşler arası lânetleşme) hükmüyle ilişkilendirir ve kocanın karısına zina isnadını dört kez Allah adına yemin ederek, beşincisinde yalancıysa lanet/gazap üzerine olsun diyerek ispatlaması gerektiğini kabul ederler. Çoğu, Hilâl b. Ümeyye kıssasını nüzul sebebi olarak nakleder ve ayetteki kıraat farklılıklarına (nasb-ref, أن'nin tahfifi vb.) dilbilimsel açıklama getirirler; liânın kazf haddini düşürdüğü ve tarafların ayrılığına yol açtığı ortak kabuldür.
Differences
Zemahşerî dil/belağat tahliline ve kadının fücurdaki konumuna dair bir yoruma ağırlık verirken, Râzî meseleyi kıyas ve fıkhi genellik tartışmasına taşıyarak kâzifin kapsamını ve liânın kimlere uygulanacağını tartışır. Kurtubî en kapsamlı fıkhi mukayeseyi sunarak Mâlik, Ebû Hanîfe, Şâfiî gibi imamların görüşlerini karşılaştırır ve kendi tercihini açıkça belirtir. İbn Kesîr ve Taberî ise daha çok rivayet eksenli işler, sünnetteki uygulama detaylarına (çocuğun nesebi, ayrılık) odaklanır. Bu farklar, müfessirlerin ait olduğu ekol (dilci, fakih, muhaddis) ve dönemin fıkhi olgunlaşma seviyesiyle ilişkilidir.
Historical context
Taberî ve İbn Kesîr gibi erken/orta dönem müfessirler rivayet ve sünnet uygulamasına daha yakın dururken, Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî gibi sonraki müfessirlerde dil tahlili ve fıkhi kıyas daha sistemli hale gelmiştir. Temel hüküm (liân) dönemler boyunca sabit kalmış, ancak tartışmanın inceliği ve fıkhi ayrıntıların derinliği zamanla artmıştır.
Modern connection
Bu ayet, aile içi ciddi bir anlaşmazlıkta doğruluğun ortaya çıkması için vicdan, yemin ve şahitliğin önemine dikkat çeker; bugün de aile içi güven, dürüstlük ve sorunların adil bir şekilde çözülmesi ihtiyacı hâlâ geçerlidir. Farklı müfessirlerin bu meseleyi hem dil hem fıkıh açısından özenle ele alması, ilim ile hakkaniyet arayışının bir arada yürüyebileceğini hatırlatır. Bu tür konularda ihtiyatlı, sabırlı ve hoşgörülü bir yaklaşım, toplumsal huzurun korunmasına katkı sağlayabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar