سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

“They will say: Unto Allah. Say: Will ye not then remember?” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, bu ayette Allah'ın peygambere, müşrikler göklerin ve arşın Rabbinin kim olduğunu itiraf ettiklerinde onlara 'düşünmez misiniz?' demesini emrettiğini belirtir; buna göre yaratmaya başlangıçta kadir olanın, ölümden sonra diriltmeye ve yeniden yaratmaya da kadir olduğunu anlamaları gerektiğini açıklar. Ayrıca 'seyekûlûne' kelimesinin kıraat farklılıklarını (elifli/elifsiz okunuşlarını) ve bunların farklı mushaf hatlarına dayandığını, her iki kıraatin de anlam bakımından nasıl değerlendirildiğini aktarır.

أفلا تذكرون فتعلمون أن من قدر على خلق ذلك ابتداء، فهو قادر على إحيائهم بعد مماتهم وإعادتهم خلقا سويا بعد فنائهم؟
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre müşrikler, gökten ve yerden rızık veren, işiten, gören, hayattan ölüyü çıkaran, ölüden hayatı çıkaran ve işleri tedbir edenin Allah olduğunu itiraf edeceklerdir. Bu itiraftan hareketle, ibadetin ancak yaratan ve rızık verene layık olduğu, O'ndan başkasına layık olmadığı sonucu çıkarılır. Yine onlar, aman veren fakat kendisine aman verilmeyen büyük Efendi'nin yalnızca Allah olduğunu, O'nun ortağı olmadığını kabul edeceklerdir.

أي سيعترفون أن السيد العظيم الذي يجير ولا يجار عليه هو الله تعالى وحده لا شريك له
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'yerin ve içindekilerin kime ait olduğu' sorusu, müşriklerin cehaletini ortaya koymak ve onları küçümsemek amacıyla sorulmuştur; çünkü bu, aklı başında hiç kimsenin inkâr edemeyeceği kadar açık bir gerçektir. Bu yüzden Allah onların cevabını, henüz cevap vermeden önce haber vermiştir, zira sağlam bir akıl en ufak bir düşünmeyle bunun Allah'ın yaratması olduğunu kabul etmeye mecburdur. 'Düşünmez misiniz' ifadesi ise, yaratılışı ilkin var edenin onu ikinci kez var etmeye de kadir olduğunu anlamalarına yöneliktir, çünkü yaratmayı başlatmak onu tekrar etmekten daha kolay değildir.

فيكون استهانة بهم وتقريرا لفرط جهالتهم حتى جهلوا مثل هذا الجلي الواضح إلزاما بما لا يمكن لمن له مسكة من العلم إنكاره
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metin, bu tür şeylerin insanlar için kaçınılmaz olduğunu belirtir ve buradan hareketle, bir şeyi ilk defa yaratmaya gücü yetenin, ölümden sonra ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceği sonucuna varılmasının öğüt ve ibret konusu olduğunu ifade eder.

فهو على إحياء الموتى بعد موتهم قادر

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, müşriklerin gökyüzü, yeryüzü ve yaratılışın Allah'a ait olduğunu itiraf edecekleri temasını işlediğinde ve buradan 'ilk yaratmaya kadir olanın yeniden diriltmeye de kadir olacağı' akli sonucuna vardıklarında birleşir; ayrıca ayetin bir uyarı/düşündürme amacı taşıdığı ortak vurgudur.

Differences

Taberî ve Beydâvî dil, belagat ve kıraat farklılıkları üzerinde dururken, Beydâvî ayrıca akli istidlal yöntemiyle sorunun müşrikleri küçümseme amacı taşıdığını vurgular. İbn Kesîr ve Kurtubî ise daha çok bağlamsal okumayla, itirafın ibadetin yalnızca yaratıcıya layık olduğu sonucuna nasıl bağlandığını öne çıkarır. Bu farklar, müfessirlerin yöntemsel eğilimlerinden (dilbilimsel-kıraat odaklı ile bağlamsal-itikadi odaklı yaklaşım) kaynaklanır.

Historical context

Taberî'den Kurtubî'ye uzanan süreçte ayetin temel mesajı sabit kalmış; erken dönemde dil ve kıraat meselelerine daha fazla ağırlık verilirken, sonraki müfessirlerde akli istidlal ve ibadetin tevhide bağlanması daha belirgin hale gelmiştir. Bu, tefsir geleneğinin zamanla dilbilimsel açıklamalardan itikadi çıkarımlara doğru genişlediğini gösterir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, evrendeki düzenin ve yaratılışın üzerinde düşünmenin, imanı akılla uyumlu bir şekilde pekiştirebileceğini hatırlatır. Kişinin kendi varoluşu ve doğa üzerine tefekkürü, hem ilim hem iman açısından bütünleşik bir bakış geliştirmesine katkı sağlayabilir. Bu tür bir düşünme alışkanlığı, günlük hayatta şükür ve ihlas duygusunu besleyen bir tutuma zemin hazırlayabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar