وَهُوَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخْتِلَٰفُ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
“And He it is Who giveth life and causeth death, and His is the difference of night and day. Have ye then no sense?” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayette Allah'ın, canlıları önce ölü nutfeler halindeyken kendilerine ruh üfleyerek dirilten, sonra da diriltmesinin ardından öldüren zat olduğu anlatılmaktadır. İhya ve imate fiilleri, Allah'ın dilediğini hayattan sonra öldürmesi, dilediğini de ölümden sonra diriltmesi şeklinde açıklanmıştır.
يجعلهم أحياء بعد أن كانوا نطفا أمواتا، بنفخ الروح فيها بعد التارات التي تأتي عليها. {ويميت} يقول: ويميتهم بعد أن أحياهم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre metinde geçen ifade, Allah'ın hem hayat verme (ihya) hem de ölüm verme (imate) üzerinde güç sahibi olduğuna dikkat çekmek için bir tenbih/uyarı niteliğinde eklenmiştir. Yani ayetteki vurgu, O'nun bu iki fiili birlikte icra etme kudretine işaret etmektedir.
زاد في التنبيه أي هو الذي يقدر على الإحياء والإماتة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, gece ile gündüzün Allah'ın emri ve tasarrufuyla birbirini süratle takip ettiğini, aralarında durma ve ayrılma olmaksızın sürekli birbirini kovaladığını belirtir. Bu düzenin tek yaratıcısı ve idare edicisinin Allah olduğunu, bu işi başkasının yapmaya güç yetiremeyeceğini vurgular.
أي وعن أمره تسخير الليل والنهار كل منهما يطلب الآخر طلبا حثيثا يتعاقبان لا يفتران ولا يفترقان بزمان غيرهما
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre Allah kulları için işitme, görme ve kalp (fuâd) yetilerini yaratmıştır; işitme ve görme âyetleri hissetmek, fuâd ise onlar üzerinde düşünüp istidlal etmek içindir. Şükrün azlığı, bu duyuların yaratılış amacına uygun kullanılmaması ve şirksiz olarak nimet vereni tanımanın gerçekleşmemesiyle açıklanır. Gece-gündüzün ardarda gelişi ve hayat-ölüm de yalnızca Allah'ın kudretiyle mümkün olup, akıl sahiplerinin bundan yeniden dirilişin de mümkün olduğunu anlamaları gerektiği belirtilir.
وهو الذي أنشأ لكم السمع والأبصار لتحسوا بها ما نصب من الآيات. والأفئدة لتتفكروا فيها وتستدلوا بها إلى غير ذلك من المنافع الدينية والدنيوية.
Comparison
Common ground
Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî, ayette Allah'ın hayat verme (ihya) ve öldürme (imâte) fiillerini tek başına icra eden kudret sahibi olduğu vurgusunda birleşirler. Ayrıca dil ve belağat tahliline dayanan bir yöntemi paylaşırlar; ayetteki ifade biçiminin bu kudrete dikkat çekmek için özenle kurgulandığını kabul ederler.
Differences
Taberî ihya-imâte fiillerinin anlamını doğrudan dil tahliliyle açıklarken, Kurtubî bu ifadeyi bir 'tenbih' unsuru olarak yorumlayıp vurgu boyutuna odaklanır. İbn Kesîr ise gece-gündüzün ardarda gelişini merkeze alarak konuyu kozmik düzenin işleyişiyle ilişkilendirir ve başka bir ayetle destekler; bu, bağlamsal/tematik bir okuma farkıdır. Beydâvî ise meseleyi insan idrakine (işitme, görme, fuâd) bağlayarak ahiret inancına dair akli bir istidlal çerçevesi sunar; bu yönüyle diğerlerinden daha kelamî-felsefi bir yaklaşım sergiler.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî'den daha sonraki döneme ait Beydâvî'ye doğru gidildikçe, salt dil izahından; bağlamsal, kozmik ve akli istidlal boyutlarının eklendiği görülür. Temel tevhid vurgusu tüm dönemlerde sabit kalırken, izah araçları (dil, bağlam, akıl yürütme) zamanla çeşitlenip zenginleşmiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, insanın işitme, görme ve düşünme yetilerini gözlem ve tefekkür için kullanmasının, hem ilim hem iman açısından bir bütünlük taşıyabileceğini hatırlatır. Gece-gündüzün ve hayat-ölümün düzenli işleyişi üzerine düşünmek, bilimsel merakla birlikte şükür ve tevazu duygusunu besleyebilir. Bu da ibadetin özünde yatan farkındalık ve minnettarlık haline yumuşak bir katkı sunabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar