وَلَوْ رَحِمْنَٰهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِم مِّن ضُرٍّ لَّلَجُّوا۟ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

“Though We had mercy on them and relieved them of the harm afflicting them, they still would wander blindly on in their contumacy.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu ayeti, ahirete inanmayan bu kişilere merhamet edilip, çektikleri kıtlık, kuraklık, açlık ve zayıflık sıkıntısı kaldırılsa dahi bunun onları imana getirmeyeceği, aksine Rablerine karşı azgınlık ve cüretlerinde ısrar edecekleri şeklinde açıklamaktadır. 'Ya'mehûn' ifadesini ise şaşkınlık içinde bocalayıp durmak, tereddüt etmek olarak yorumlamaktadır.

ولو رحمنا هؤلاء الذين لا يؤمنون بالآخرة، ورفعنا عنهم ما بهم من القحط والجدب وضر الجوع والهزال؛ يعني في عتوهم وجرأتهم على ربهم. {يعمهون} يعني: يترددون
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayetteki zarar/zorluk ifadesi üç ihtimale açıktır: dünyevi açlık ve benzeri sıkıntılar, öldürülme ve esir alınma zararı, ya da ahiret zararı yani azabı. Üçüncü ihtimale göre bu ifade, onların isyan ve inatta öyle bir noktaya vardıklarını gösterir ki artık dünya evine dönüş söz konusu olmaz; dolayısıyla anlam, onların şaşkınlık içinde sapkınlıklarında ısrar ettikleridir.

ففيه وجوه : أحدها : المراد ضرر الجوع وسائر مضار الدنيا وثانيها : المراد ضرر القتل والسبي وثالثها : أنه ضرر الآخرة وعذابها فبين أنهم قد بلغوا في التمرد والعناد المبلغ الذي لا مرجع فيه إلى دار الدنيا
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayet, kâfirlerin dünyaya geri döndürülüp azaba uğratılmasa ve kendilerine merhamet edilip başlarındaki sıkıntı (kıtlık, açlık) giderilse dahi yine küfür ve isyanlarında ısrar edip taşkınlıklarını sürdüreceklerini anlatır. Onların hâli tereddüt, şaşkınlık içinde çırpınma ve sapkınlıkta debelenme olarak tasvir edilir.

ولو رحمناهم يعني في الدنيا وكشفنا ما بهم من ضر أي من قحط وجوع للجوا أي لتمادوا في طغيانهم وضلالتهم وتجاوزهم الحد يعمهون يتذبذبون ويخبطون
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Verilen metin son derece kısa bir ifadedir ve İbn Kesîr'in bu ayetle ilgili bir başka ayeti veya sözü karşılaştırma amacıyla getirdiği bir geçiş cümlesi niteliğindedir. Metinde 've Allah'ın -azameti yücedir- şu sözü gibi' denilerek bir benzetme veya emsal gösterme yapılmak istenmiş, ancak asıl karşılaştırılan ayet/söz bu alıntıda yer almamaktadır. Bu nedenle metnin kendisinden tefsire dair somut bir görüş çıkarılamamaktadır.

وكقوله جلت عظمته
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre âhirete inanmayanlar doğru yoldan sapmışlardır, çünkü âhiret korkusu hakkı aramaya ve doğru yolu tutmaya en güçlü sebeptir. Onlara merhamet edilip başlarındaki kıtlık sıkıntısı kaldırılsa bile, küfür ve inatta ısrar edip şaşkınlık içinde kalmaya devam ederlerdi. Metin bu durumu, Ebu Süfyan'ın Hz. Peygamber'e gelip kıtlık sebebiyle şikayette bulunduğu rivayetle destekler.

فإن خوف الآخرة أقوى البواعث على طلب الحق وسلوك طريقه

Comparison

Common ground

Taberî, Kurtubî ve Beydâvî; kâfirlere merhamet edilip sıkıntıları (kıtlık, açlık) kaldırılsa bile bunun onları imana getirmeyeceği, aksine inat ve isyanlarında ısrar edip şaşkınlık içinde debelenecekleri konusunda birleşiyor. 'Ya'mehûn' kelimesi de ortaklaşa tereddüt, şaşkınlık içinde bocalama olarak anlaşılıyor. Râzî de farklı ihtimaller sıralasa dahi benzer bir ısrar/şaşkınlık sonucuna ulaşıyor.

Differences

Taberî ve Kurtubî rivayet zincirlerine (İbn Cüreyc, Süddî, A'meş) dayanarak yorumu desteklerken, Râzî daha çok dil ve belağat tahliliyle 'zarar' ifadesinin üç farklı anlam ihtimalini (dünyevi sıkıntı, esir/öldürülme, ahiret azabı) sıralayan analitik bir yöntem izliyor. Beydâvî ise dil analizini Ebu Süfyan kıssası gibi tarihsel bir rivayetle birleştirerek daha bütüncül bir yaklaşım sunuyor. İbn Kesîr'den verilen metin eksik olduğu için karşılaştırmaya katkı sağlamıyor.

Historical context

Taberî gibi erken dönem müfessirler rivayet ağırlıklı bir yöntemle ayeti açıklarken, Râzî gibi daha sonraki dönem müfessirleri dil ve mantık analizine daha fazla yer vermiş; Kurtubî ve Beydâvî ise bu iki yöntemi harmanlayan bir çizgide durmuştur. Temel mesaj -inatçı inkarın dış sıkıntılarla değil iç değişimle aşılabileceği- dönemler boyunca sabit kalmış, sadece açıklama yöntemi (rivayet/dil) farklılaşmıştır.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, sadece dışsal sıkıntıların giderilmesinin kişisel ve toplumsal olgunlaşma için yeterli olmayabileceğini, asıl değişimin gönül ve zihin dünyasında gerçekleşmesi gerektiğini hatırlatabilir. Günümüzde de bilim, eğitim ve maddi imkanlardaki iyileşmelerin ancak ihlas ve sabırla desteklenen bir iç dönüşümle birlikte gerçek anlam kazanacağı düşünülebilir. Bu bakış, toplumsal dayanışma ve yapıcı bir tutum geliştirme çabalarına mütevazı bir katkı sunabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar