Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Kurtubî, 'âlîn' (عالين) kelimesinin anlamının, başkalarına zulümle üstünlük taslayan ve onları ezen kibirli kimseler olduğunu belirtiyor. Bu anlamı desteklemek için Firavun'un yeryüzünde 'ulüvv' (büyüklenme/zorbalık) ettiğini bildiren ayete atıf yapıyor.
ومعنى ( عالين ) متكبرين قاهرين لغيرهم بالظلم كما قال تعالى : إن فرعون علا في الأرض
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 'sultân-ı mübîn', hasım üzerinde bağlayıcı olan açık bir hüccet anlamına gelir; bununla asa ve onun tekil mucizeleri kastedilmiş olabilir, çünkü asa mucizelerin ilki ve anasıdır ve yılana dönüşmesi, sihirbazların yaptıklarını yutması, denizin yarılması, taştan pınarların fışkırması gibi pek çok mucize ona bağlıdır. Ayrıca bununla mucizelerin, âyetler kelimesiyle de hüccetlerin kastedilmiş olabileceği, ya da her iki kelimeyle mucizelerin kastedilmiş olabileceği belirtilir, çünkü bunlar peygamberliğin delilleri ve Peygamber'in iddiasına açık bir hüccettir. Firavun ve kavmi bu deliller karşısında imana ve tabi olmaya karşı büyüklük taslamış, kibirli bir topluluk olmuşlardır.
وسلطان مبين وحجة واضحة ملزمة للخصم، ويجوز أن يراد به العصا وأفرادها لأنها أول المعجزات وأمها، تعلقت بها معجزات شتى: كانقلابها حية وتلقفها ما أفكته السحرة، وانفلاق البحر وانفجار العيون من الحجر بضربهما بها