وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّٰهُ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

“And we send down from the sky water in measure, and We give it lodging in the earth, and lo! We are Able to withdraw it.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre Allah gökten suyu indirip yeryüzünde iskân etmiştir; ayetteki 'biz ona kadiriz' ifadesi, Allah'ın dilediği takdirde bu suyu yok edebileceğini, böylece insanların susuzluktan helak olacağını, toprağın ekin ve ağaç yetiştiremez hale geleceğini ve hayvanların telef olacağını anlatır. Bu suyun yeryüzünde akar halde bırakılması Allah'ın kullarına bir nimetidir.

وإنا على الماء الذي أسكناه في الأرض لقادرون أن نذهب به فتهلكوا أيها الناس عطشا، وتخرب أرضوكم، فلا تنبت زرعا ولا غرسا، وتهلك مواشيكم
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayetteki nekre (belirsiz isim) kullanımı, ifadeyi en beliğ ve keskin şekilde ortaya koyar; anlam, 'onu götürmenin çeşitli yol ve yönlerinden biriyle' şeklindedir. Bu ifade, Allah'ın dilediğinde hiçbir şeyin kendisine güçlük çıkaramayacağı kudretine işaret eder ve bu üslup, tehdit bildirmede daha beliğdir.

والمعنى : على وجه من وجوه الذهاب به وطريق من طرقه . وفيه إيذان باقتدار المذهب ، وأنه لا يتعايى عليه شيء ، إذا أراده ، وهو أبلغ في الإيعاد
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metne göre Allah'ın yağmur suyunu indirdiğini kendisine açıkça isnat etmesi, bu nimetin sürekliliğini ve yaygınlığını hatırlatarak insanı şükre yöneltmek içindir. İkinci olarak bu su, Allah'ın bitkilerin oluşumuna sebep kıldığı bir unsurdur; ayrıca suyu indirmeye kadir olanın onu geri almaya da kadir olduğu vurgulanır. Toprağın sükûneti de ayrı bir nimettir, zira toprak hareketli olsaydı tohum sabit kalamaz ve bitki oluşamazdı; gaipten mütekellim sigasına geçiş (iltifat) hem fesahat hem hikmet içerir.

والعدول من المغايبة إلى النفس فيه فصاحة وحكمة ، أما الفصاحة فمذكورة في باب الالتفات من أن السامع إذا سمع كلاما طويلا من نمط واحد ، ثم ورد عليه نمط آخر يستطيبه
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre ayetteki 'gökten belirli bir ölçüde su indirdik' ifadesi, Allah'ın gökten indirip yerde depoladığı suyu dilediği zaman yok edip kurutmaya kadir olduğuna dair bir tehdit ve uyarı içerir. Bu, insanların susuzluktan helak olmasına ve hayvanlarının telef olmasına yol açabilecek bir kudret göstergesidir. Ayrıca bir rivayete göre cennetten yeryüzüne indirilen beş nehrin (Seyhun, Ceyhun, Dicle, Fırat, Nil) kıyamete yakın kaldırılacağı ve bunun da yerin dininin ve dünyasının hayrının kalkması anlamına geleceği aktarılır.

وهذا تهديد ووعيد أي في قدرتنا إذهابه وتغويره ويهلك الناس بالعطش وتهلك مواشيهم وهذا كقوله تعالى : قل أرأيتم إن أصبح ماؤكم غورا أي غائرا فمن يأتيكم بماء معين
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre gökten belli bir ölçüyle su indirilmesi, faydası çok zararı az olacak şekilde veya kulların salahına göre takdir edilmiş bir miktarla gerçekleşir. Suyun yerde tutulması onun sabit ve müstakar kılınmasıdır; Allah'ın bu suyu gidermeye kadir olması ise onu ifsad, buharlaştırma veya derinlere çekme yoluyla çıkarılamaz hale getirebilmesidir. 'Zehab' kelimesinin nekre gelmesi, suyun giderilme yollarının çokluğuna işaret eder ve bu ifade tehdit bakımından başka bir ayetten daha beliğdir.

وفي تنكير ذهاب إيماء إلى كثرة طرقه ومبالغة في الإيعاد به ولذلك جعل أبلغ من قوله: قل أرأيتم إن أصبح ماؤكم غورا فمن يأتيكم بماء معين
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre Allah, yağmur suyunu yeryüzüne sindirip depolamış, toprağa onu emme ve içindeki tohum ve çekirdekleri besleme kabiliyeti vermiştir. Allah dileseydi yağmuru hiç yağdırmaz, ya da yağdırdığında insanlara zarar verecek şekilde çorak yerlere yönlendirebilir veya sudan yararlanmayı imkansız kılabilirdi; ama lütuf ve rahmetiyle tatlı suyu indirip yeryüzünde pınarlar ve nehirler halinde akıtarak ekinleri sulamakta, insanlara içme, temizlenme imkanı sağlamaktadır.

ولكن بلطفه ورحمته ينزل عليكم الماء من السحاب عذبا فراتا زلالا

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, Allah'ın gökten belirli ölçüyle su indirip yeryüzünde depolamasının bir nimet olduğu ve dilediğinde bu suyu geri alabilecek kudrette olduğu vurgusunda birleşir. Su hem yaşamsal bir nimet hem de her an geri alınabilecek ilahi bir bağış olarak sunulur.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr daha çok rivayet ve nimetin bağlamsal işlevine (susuzluk, ekin, hayvan telefi tehlikesi) odaklanırken; Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî ayetteki nekre lafzın belağat gücünü ve tehdit üslubunu dilbilimsel tahlille öne çıkarır. Kurtubî ise kıyamet alametleriyle ilişkili bir hadis rivayetini ekleyerek konuyu eskatolojik bir boyuta taşır; bu farklar müfessirlerin rivayet-ağırlıklı ile dil/belağat-ağırlıklı ekoller arasındaki yöntem farkını yansıtır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve dil tahliline dayanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî'nin belağat vurgusu ile Râzî'nin hem dil hem hikmet temelli kapsamlı yaklaşımı ve Kurtubî'nin hadis rivayetiyle genişletilmiş yorumu, tefsir ilminin zamanla dilbilimsel derinlik ve farklı rivayet katmanlarıyla zenginleştiğini gösterir; temel nimet-kudret teması ise değişmeden sabit kalmıştır.

Modern connection

Bu ayet, suyun ve doğal kaynakların sürekli var olmasının kesin bir hak değil, şükür gerektiren bir emanet olduğunu hatırlatır; bu bakış açısı bilim ve iman arasında bir uyum içinde tabiatı koruma ve tasarruflu kullanma bilincini besleyebilir. Toplumsal düzeyde ise kaynakların paylaşımında dayanışma ve gelecek nesillere karşı sorumluluk duygusu bu okumadan ilham alabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar