إِنِّى جَزَيْتُهُمُ ٱلْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

“Lo! I have rewarded them this day forasmuch as they were steadfast in that they, even they, are the triumphant.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'ennehüm' kelimesindeki kesre ve fetha kıraatleri farklı anlam örgüsü doğurur; kesre okuyuşuna göre bu ifade müstenef bir cümledir ve müminlerin sabırları sebebiyle en güzel mükâfatla ödüllendirildikleri anlamına gelir, fetha okuyuşuna göre ise 'cezeytü' fiilinin ikinci mef'ûlü konumundadır ya da takdir edilen bir harf-i cerle mansub olup, onlara bol mükâfat verildiği çünkü onların gerçek kurtuluşa erenler olduğu anlamı çıkar.

فالكسر استئناف أي قد فازوا حيث صبروا فجوزوا بصبرهم أحسن الجزاء ، والفتح على أنه في موضع المفعول الثاني من جزيت
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, 'إنهم هم الفائزون' ifadesindeki hemzenin kesreli okunuşunun (Hamza ve Kisâî kıraati) Allah tarafından bu kimseler için başlangıç kabilinden bir övgü ifadesi olduğunu, fetha ile okunuşun ise 'çünkü onlar kurtuluşa erenlerdir' anlamında gerekçe bildirdiğini belirtir. Ayrıca bu kelimenin, mükâfatın kendisine terettüp ettiği bir takdir üzere nasb ile de okunabileceğini, yani 'bugün onları cennetle mükâfatlandırdım' takdirinde olduğunu söyler. Bu mananın Mutaffifîn sûresinin sonundaki 'فاليوم الذين آمنوا من الكفار يضحكون' ayetiyle irtibatlı olduğunu ifade eder. Sonuçta bu ayetten, zayıfları ve yoksulları alaya almaktan, onları küçümsemekten ve onlarla faydasız şekilde meşgul olmaktan sakındırma dersinin çıkarıldığını, bunun Allah'tan uzaklaştıran bir davranış olduğunu belirtir.

قرأ حمزة والكسائي بكسر الهمزة على ابتداء المدح من الله تعالى لهم وفتح الباقون أي لأنهم هم الفائزون ويجوز نصبه بوقوع الجزاء عليه تقديره : إني جزيتهم اليوم الفوز بالجنة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, alay edilen ve eziyet gören müminlerin, kıyamet gününde asıl kazananlar olduklarını, saadet, selamet ve cennetle mükâfatlandırılıp ateşten kurtulacaklarını ifade etmektedir. Yani dünyada kendileriyle alay edilenler, ahirette gerçek galip ve mutlu olanlardır.

أي جعلتهم هم الفائزين بالسعادة والسلامة والجنة والنجاة من النار
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 109. ayette bahsedilen 'kullarımdan bir zümre' müminlerdir; bazı görüşlere göre sahabe, bazı görüşlere göre Ashab-ı Suffe'dir. Bu müminler kâfirler tarafından alay konusu edilmiş, kâfirler onlarla eğlenmekle o denli meşgul olmuşlar ki bu, Allah'ı zikretmeyi unutturacak kadar ileri gitmiştir. Allah, sabırlarına karşılık bu müminleri kıyamet günü mükâfatlandıracak ve onlar kurtuluşa erenler olacaktır.

كان فريق من عبادي يعني المؤمنين، وقيل الصحابة وقيل أهل الصفة
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, bu ayette Allah'ın müminlere, dünyada müşriklerin onlarla alay etmelerine sabretmelerinin karşılığı olarak cenneti verdiğini ve onların bugün gerçek kazananlar olduklarını bildirdiğini açıklar. Ayrıca 'inne-hüm' kelimesindeki hemzenin kesreli mi fetehalı mı okunacağı konusundaki kıraat ihtilafını aktarır ve kesreli okuyuşu tercih eder.

وأولى القراءتين في ذلك بالصواب قراءة من قرأ بكسر الألف

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, dünyada müminlerle alay eden kâfirlerin karşısında, sabreden müminlerin ahirette gerçek kazananlar olarak mükâfatlandırılacağı temasını işlediğinde birleşir. Ayrıca neredeyse hepsi 'ennehüm' kelimesindeki kesre/fetha kıraat ihtilafını ve bunun i'rab açısından doğurduğu anlam farklarını ele alır.

Differences

Râzî ve Taberî meseleyi ağırlıklı olarak nahiv ve i'rab tahlili üzerinden işlerken, Taberî kesre okuyuşunu tercih ettiğini açıkça belirtir. Kurtubî aynı dil analizini yaparak buna ek olarak Mutaffifîn sûresiyle bağlantı kurar ve ayetten ahlaki bir ders (zayıfları küçümsememe) çıkarır. Beydâvî, dil tahliline ilaveten 'kullarımdan bir zümre' ifadesinin kimliği (sahabe, Ashab-ı Suffe) hakkındaki rivayetleri aktarır. İbn Kesîr ise dil tartışmalarına girmeden doğrudan bağlamsal ve manevi mesajı özetler.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî kıraat tercihini net biçimde ortaya koyarken, sonraki dönemlerde Râzî ve Kurtubî bu tartışmayı daha sistematik bir dilbilimsel çerçeveye oturtmuş, Kurtubî buna ahlaki çıkarım boyutu eklemiştir. Beydâvî'nin özet ve çok kaynaklı yaklaşımı ile İbn Kesîr'in rivayet ağırlıklı sade anlatımı, temel mananın yüzyıllar içinde korunduğunu, sadece işleniş biçiminin ve vurgu noktalarının çeşitlendiğini gösterir.

Modern connection

Bu ayet, insanın karşılaştığı haksız alay ve küçümsemeler karşısında sabrın ve ihlasın değerine dair bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Zayıf ve yoksul görülen kimseleri hor görmekten kaçınmak, toplumsal dayanışma ve hoşgörü açısından bugün de anlamlı bir ders taşır. Ayrıca dünyevi görünüşe göre değil, sabır ve samimiyete göre değer biçilmesi gerektiği fikri, günlük ilişkilerde yapıcı bir tutum geliştirmeye teşvik edici olarak okunabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar