وَأَذِّن فِى ٱلنَّاسِ بِٱلْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَىٰ كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ

“And proclaim unto mankind the pilgrimage. They will come unto thee on foot and on every lean camel; they will come from every deep ravine,” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu metinde Taberî, korku namazının (havf) hangi durumlarda ve nasıl kılınacağını, düşman, hırsız, canavar veya sel gibi ölüm tehlikesi bulunan hallerde namazın yürüyerek veya binek üzerinde herhangi bir yöne yönelerek kılınabileceğini açıklamaktadır. Ayrıca ayetteki 'her yorgun deveden gelenler' ifadesiyle bağlantılı olarak İbrahim'in hac için insanları çağırması (ezan) kıssasını, bu çağrıya yerin ve göğün arasındaki her varlığın icabet ettiğini rivayetlerle nakletmektedir.

الخوف الذي للمصلي أن يصلي من أجله المكتوبة ماشيا راجلا، وراكبا جائلا: الخوف على المهمة عند السلة، والمسايفة في قتال من أمر بقتاله من عدو للمسلمين، أو محارب، أو طلب سبع، أو جمل صائل، أو سيل سائل، فخاف الغرق فيه
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre 've ezzin fi'n-nâs' ifadesi 'içlerinde nida et' anlamındadır ve haccın ilanı, insanlara 'haccedin' ya da 'hac yapmanız gerekir' şeklinde çağrıda bulunmaktır. Bu nidanın Hz. İbrahim tarafından Ebû Kubeys dağına çıkılarak yapıldığı rivayet edilir; Hasan'dan nakledilen görüşe göre ise bu, Hz. Peygamber'e yönelik bir hitaptır ve Veda Haccı'nda bunu yapması emredilmiştir. Ayrıca 'ricâlen' kelimesinin 'yaya olarak' anlamına geldiği ve 'yeâtîne' ifadesinin 'zâmir' (zayıf, yorgun binek hayvanı) kelimesinin sıfatı olduğu belirtilir.

وروي أنه صعد أبا قبيس فقال : يا أيها الناس حجوا بيت ربكم . وعن الحسن أنه خطاب لرسول الله صلى الله عليه وسلم ، أمر أن يفعل ذلك في حجة الوداع
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metinde Râzî, hac nidasının Hz. İbrahim'e emredildiğini ve onun Makam veya Ebu Kubeys/Safa üzerinden 'Ey insanlar, Allah üzerinize Beyt-i Atik'in haccını yazdı' diye seslendiğini, bu sesin göklerle yer arasındaki her şeye ulaştığını ve o sesi işiten her varlığın (henüz sulplerde ve rahimlerde olanlar dahil) telbiye ile icabet ettiğini aktarır. Ayrıca yaya gelenlerin (ricâlen) rical kıraati, deve üzerinde gelenlerin (dâmir) yorgunluk ve zayıflıktan kinaye olduğu dil tahlilleri de yapılır. Yaya hacıların Allah katında rakip hacılardan daha üstün sevap aldığına dair bir hadis de zikredilir.

فصعد إبراهيم عليه السلام الصفا وفي رواية أخرى أبا قبيس ، وفي رواية أخرى على المقام قال إبراهيم كيف أقول ؟ قال جبريل عليه السلام : قل لبيك اللهم لبيك فهو أول من لبى ، وفي رواية أخرى أنه صعد الصفا فقال : يا أيها الناس إن الله كتب عليكم حج البيت العتيق فسمعه ما بين السماء والأرض ، فما بقي شيء سمع صوته إلا أقبل يلبي يقول : لبيك اللهم لبيك
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, 'ricâlen' ve 'âzin/âzen' kelimelerinin farklı kıraatlerini ve gramer izahlarını aktarır; ardından İbrahim'in hac için nida etmesi kıssasını, 'ricâlen' kelimesinin çoğul yapılarını (râcil-râcile ilişkisini) ve 'dâmir' (zayıflamış deve) tabirinin anlamını açıklar. Ayrıca yaya olarak hacca gitmenin binekli gitmekten faziletli olup olmadığı meselesini, İbn Abbas'ın 'yürüyerek haccetmediğime hayıflanırım' sözü ve fıkıh alimlerinin (Mâlik, Şâfiî vb.) görüşleriyle birlikte tartışır.

ولما قال تعالى رجالا وبدأ بهم دل ذلك على أن حج الراجل أفضل من حج الراكب قال بن عباس : ما آسى على شيء فاتني إلا أن لا أكون حججت ماشيا فإني سمعت الله عز وجل يقول يأتوك رجالا
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, Hz. İbrahim'in insanları hacca çağırma emrini aldığında sesinin nasıl ulaşacağını sorduğunu, Allah'ın 'sen çağır, duyurmak bize aittir' buyurduğunu ve İbrahim'in makamında (veya Hacer, Safa, Ebu Kubeys gibi yerlerde) durup seslendiğini; bu sesin dağları aşıp yeryüzünün her yanına, rahimlerdeki ve sulplerdeki insanlara ulaştığını, taş, toprak ve ağaç gibi her varlığın 'Lebbeyk Allahümme Lebbeyk' diyerek icabet ettiğini aktarır. Ayrıca ayetteki yürüyerek gelenlerin önce zikredilmesinden hareketle bazı alimlerin yaya haccın gücü yetene binekli hactan efazl olduğu görüşüne vardığını, ancak çoğunluğun Hz. Peygamber'in bineği ile hacca gitmesine kıyasla binekli haccı üstün gördüğünü belirtir.

فيقال إن الجبال تواضعت حتى بلغ الصوت أرجاء الأرض وأسمع من في الأرحام والأصلاب وأجابه كل شيء سمعه من حجر ومدر وشجر ومن كتب الله أنه يحج إلى يوم القيامة لبيك اللهم لبيك
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 've ezzin' ifadesi hac davetini ve haccın emredilmesini bildirir; rivayete göre Hz. Peygamber Ebu Kubeys'e çıkıp insanlara hac çağrısı yapmış, Allah bu çağrıyı ezelde hac edeceği bilinen kişilerin babalarının sulplerine ve annelerinin rahimlerine işittirmiştir. Ayrıca 'yeşhedû menâfia lehum' ifadesindeki menfaatlerin dini ve dünyevi olduğunu, nekre gelişinin bu ibadete has özel bir menfaat türüne işaret ettiğini belirtir. 'Fekulû minhâ' emrinin ise cahiliye halkının bu konudaki sıkıntısını (kurban etinden yememe âdetini) kaldırmak için mubahlık ya da fakirlerle paylaşmaya teşvik anlamında olduğunu, bunun nezredilen değil gönüllü kurbanlar için geçerli olduğunu açıklar.

روي أنه عليه الصلاة والسلام صعد أبا قبيس فقال: يا أيها الناس حجوا بيت ربكم، فأسمعه الله من أصلاب الرجال وأرحام النساء فيما بين المشرق والمغرب ممن سبق في علمه أن يحج.

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler, hac nidasının İbrahim'e (bazı rivayetlerde Peygamber'e) atfedilen ilahi bir emir olduğu, bu çağrının insanüstü bir şekilde yer ile gök arasındaki her varlığa (sulplerdeki, rahimlerdeki dahil) ulaştığı ve icabet edildiği rivayetini paylaşır. Ayrıca 'ricâlen' (yaya) ve 'dâmir' (yorgun binek) kelimelerinin dil/kıraat tahlili ile bu ifadelerin hac yolculuğunun zorluğuna işaret ettiği ortak vurgudur.

Differences

Zemahşerî nidanın muhatabını hem İbrahim hem Hasan'a göre Peygamber olarak ikili sunarken, Beydâvî doğrudan Peygamber'in Ebu Kubeys'teki çağrısını öne çıkarır; Taberî ve Râzî ise ağırlıklı olarak İbrahim kıssasına odaklanır. Kurtubî ve İbn Kesîr yaya-binekli hac faziletini fıkhi mezhep tartışmalarıyla derinlemesine işlerken, Taberî bu meseleyi korku namazı bahsiyle bağlantılı ele alır. Beydâvî ayrıca kurban etinden yeme meselesini fıkhi ibaha-vücup tartışmasıyla genişletir; bu diğerlerinde bu denli detaylandırılmamıştır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ağırlıklı ve dilbilimsel temele dayanırken, Zemahşerî belâgat ve kıraat farklarına daha sistematik yaklaşır. Râzî ve Kurtubî bu birikime fıkhi çıkarım ve mezhep görüşlerini ekleyerek tartışmayı zenginleştirir; İbn Kesîr rivayetleri toparlayıcı bir sentezle sunar, Beydâvî ise özet ve fıkhi-dilbilimsel dengeyi öne çıkarır. Temel kıssa ve dil tahlilleri boyunca sabit kalırken, fıkhi ayrıntılar ve vurgular dönemsel ilgiye göre şekillenmiştir.

Modern connection

Bu ayetteki hac çağrısının evrensel bir icabet temsili olması, insanın Allah'a yönelişte içindeki fıtrî çağrıya kulak vermesini ve ibadette samimi bir gayret göstermesini hatırlatabilir. Yaya-binekli hac tartışması ise ibadette zorluk ya da kolaylık aramaktan çok, niyetteki ihlas ve gayretin önemine dair düşünmeye vesile olabilir. Ayrıca bu çağrının tüm insanlığı kapsaması, toplumsal dayanışma ve farklı coğrafyalardan gelen insanların ortak bir amaç etrafında buluşmasının kıymetine dair ihtiyatlı bir düşünce sunabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar