ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّٰمٍ لِّلْعَبِيدِ

“(And unto him it will be said): This is for that which thy two hands have sent before, and because Allah is no oppressor of His slaves.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ifade, kıyamet günü cehennem azabı tadan kişiye söylenecek sözü açıklamaktadır: kendisine, bu azabın dünyada iken işlediği günahlar, kazandığı suçlar sebebiyle ona tattırıldığı bildirilir.

هذا العذاب الذي نذيقكه اليوم بما قدمت يداك في الدنيا من الذنوب والآثام، واكتسبته فيها من الإجرام
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Verilen metin parçası yalnızca ayet numarası ve bağlaç harfinden ibaret olduğu için (Hac Suresi 10. ayet referansı ve 'ev/veya' bağlacı), Râzî'nin bu ayet hakkındaki görüşünü tespit etmek mümkün değildir.

( الحج : 10 ) أو
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre âhirette ateşe girdiğinde kişiye 'bu azap senin işlediğin masiyet ve küfür yüzünden ellerinin öne sürdüğüdür' denilecektir. 'Yed' (el) lafzı burada kişinin bütününden, tüm fiillerinden kinaye olarak kullanılmıştır, çünkü fiili işleyen ve tutup yakalayan organ eldir.

ذلك العذاب بما قدمت يداك من المعاصي والكفر وعبر باليد عن الجملة لأن اليد التي تفعل وتبطش للجملة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metinde geçen söz, kişiye kınama ve azarlama maksadıyla söylenmektedir; yani bu ifade ona bir tekdir ve paylama şeklinde yöneltilmektedir.

أي يقال له هذا تقريعا وتوبيخا
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayetteki 'تب' fiili, 've o gerçekleşti, meydana geldi' anlamındadır; yani bu bir dua kipi değil, kesinleşmiş bir olayı bildiren ifadedir. Bunu desteklemek için bir şiir örneği ve İbn Mesud'un 'وقد تب' şeklindeki kıraatini delil olarak zikreder.

ويدل عليه قراءة ابن مسعود : ( وقد تب )
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet, Allah hakkında ilim, hidayet ve aydınlatıcı kitaba dayanmadan tartışan kişiyi tasvir eder; bu kişinin boynunu bükmesi kibrinden veya hakka karşı küçümseyerek yüz çevirmesindendir. Bu tartışmanın sonucu dünyada rezillik, ahirette ise yakıcı azaptır. Bu ceza, kişinin kendi elleriyle işlediği küfür ve günahların bir karşılığıdır, Allah'ın kullarına zulmetmesi söz konusu değildir.

وثني العطف كناية عن التكبر

Comparison

Common ground

Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî, ayetin ahirette kişiye söylenecek/edilecek olan azabın, dünyada kendi işlediği günah ve küfrün karşılığı olduğunu bildiren bir ifade içerdiğinde birleşirler. Bu azabın Allah'ın zulmü değil, kişinin kendi kazandığının sonucu olduğu vurgusu ortak bir noktadır.

Differences

Taberî ifadeyi doğrudan lafzın açıklaması olarak ele alırken, Kurtubî 'el' (yed) kelimesinin kişinin tüm fiillerini simgeleyen bir kinaye (cüz-kül ilişkisi) olduğunu belağat açısından derinleştirir. İbn Kesîr ifadenin işlevini azap değil, kınama/azarlama maksadıyla söylenmiş bir tekdir olarak yorumlayarak farklı bir vurgu getirir. Zemahşerî ayrı bir kelimenin (tebbe) dilbilimsel-kıraat temelli anlamına odaklanır. Beydâvî ise ayeti bağlamsal olarak kibirli tartışmacı tipiyle ilişkilendirip hem dünya hem ahiret cezasını birlikte ele alır. Râzî'ye dair yeterli veri bulunmamaktadır.

Historical context

Daha erken dönem müfessiri Taberî sözün doğrudan anlamına odaklanırken, sonraki dönem müfessirleri (Kurtubî, Beydâvî) dil ve belağat inceliklerini (kinaye, mecaz) daha sistemli biçimde işlemişlerdir. Zemahşerî'nin kıraat verilerine dayanan dilbilimsel yaklaşımı, tefsir geleneğinde belağat ve dil ilminin zamanla derinleştiğini göstermektedir. Temel mesaj (amellerin karşılığı) dönemler boyunca sabit kalmış, sadece izah yöntemleri zenginleşmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, kişinin eylemlerinin sonuçlarından sorumlu olduğu fikrini hatırlatır; bu da günlük yaşamda ahlaki sorumluluk bilinci ve ihlasla hareket etme çabasıyla ilişkilendirilebilir. Ayrıca ilim ve hidayete dayanmadan konuşmanın kibre yol açabileceği vurgusu, bilgiye dayalı, mütevazı bir tutumun ve öğrenmeye açık olmanın önemine işaret edebilir. Bu çerçevede, toplumsal ilişkilerde sabır ve sorumluluk bilinciyle hareket etmek, ayetin evrensel mesajıyla uyumlu bir yaklaşım olarak düşünülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar