بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ
“O mankind! Fear your Lord. Lo! the earthquake of the Hour (of Doom) is a tremendous thing.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî, ayette bahsedilen şiddetli zelzelenin ne zaman gerçekleşeceği konusunda âlimlerin ihtilaf ettiğini aktarır. Bir grup, bunun kıyamet öncesinde dünyada meydana gelecek bir olay olduğunu, kıyametin alametlerinden biri olduğunu söylemiştir. Bu görüşü desteklemek için İbn Mesud, Alkame, Âmir ve İbn Abbas gibi selef âlimlerinden nakiller ile Hz. Peygamber'den rivayet edilen -senedinde tartışma bulunan- Sur'a üflenme, İsrafil, insanların cehenneme sevk edilecek olan dokuz yüz doksan dokuzu gibi uzun hadisleri zikreder.
واختلف أهل العلم في وقت كون الزلزلة التي وصفها جل ثناؤه بالشدة، فقال بعضهم: هي كائنة في الدنيا قبل يوم القيامة
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metne göre Râzî, takva emrinin ardından insanların tek bir nefisten yaratılmasının zikredilmesini, takva emrinin gerekçesi olarak okur. Yaratılışın iki unsuru vardır: Allah'ın bizi yaratmış olması ve bunu tek bir nefisten yapmış olması; her iki unsurun da takvanın vücubunda ayrı ayrı etkisi bulunur. Yaratılmış olmak, kulun Rabbine itaat ve boyun eğmesini gerektirir çünkü rububiyet, emirlerin nüfuzunu; ubudiyet ise Yaratıcı'ya itaati zorunlu kılar.
أما القيد الأول : وهو أنه تعالى خلقنا ، فلا شك أن هذا المعنى علة لأن يجب علينا الانقياد لتكاليف الله تعالى والخضوع لأوامره ونواهيه
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî, 'zelzele' kelimesinin şiddetli sarsıntı/hareket anlamına geldiğini, kökünün 'zelle' (bir yerden ayrılıp hareket etmek) fiilinden geldiğini belirtir. Bu lafzın bir şeyi büyük ve dehşetli göstermek için kullanıldığını, ancak burada kastedilenin kıyametin şartlarından biri olan bilinen zelzele olduğunu aktarır. Bazılarına göre bu zelzelenin ramazan ayının ortasında gerçekleşeceği ve ardından güneşin batıdan doğacağı söylenmiştir.
الزلزلة شدة الحركة ومنه وزلزلوا حتى يقول الرسول وأصل الكلمة من زل عن الموضع أي زال عنه وتحرك وزلزل الله قدمه أي حركها وهذه اللفظة تستعمل في تهويل الشيء وقيل : هي الزلزلة المعروفة التي هي إحدى شرائط الساعة التي تكون في الدنيا قبل يوم القيامة هذا قول الجمهور
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, ayetteki 'sâatin zilzelesi' ifadesinin ne zaman gerçekleşeceği konusunda iki görüş naklediyor: Bir grup bunun kıyametten önce dünyada meydana gelecek bir dehşet ve sarsıntı olduğunu, sûra üflenişle ilgili hadislere dayanarak söylüyor; diğer bir grup ise (İbn Cerîr'in tercih ettiği görüş) bunun kıyamet günü kabirlerden kalkıştan sonra mahşer yerinde yaşanacak bir dehşet ve sarsıntı olduğunu savunuyor. İkinci görüş sahipleri bunu Hz. Âdem'e cehenneme gönderilecek zürriyetinin bildirilmesiyle ilgili hadislerle delillendiriyor.
وقال آخرون بل ذلك هول وفزع وزلزال وبلبال كائن يوم القيامة في العرصات بعد القيام من القبور واختار ذلك ابن جرير واحتجوا بأحاديث
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre kıyametin zelzelesi çok şiddetli ve dehşet vericidir; öyle ki bu ayette insanlar takvaya çağrılırken sebep olarak bu dehşetli hâl gösterilmiştir. Emzikli kadının çocuğunu unutması, hamile kadının çocuğunu düşürmesi ve insanların sarhoş gibi görünmesi bu dehşetin şiddetini tasvir etmektedir; oysa onlar gerçekte sarhoş değildir, bu hâl Allah'ın azabının şiddetinden kaynaklanmaktadır.
والذهول الذهاب عن الأمر بدهشة
Comparison
Common ground
Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr, ayetteki 'sâatin zilzelesi'nin zamanı konusunda rivayetlere dayanarak iki temel görüşü (kıyamet öncesi dünyevi bir olay mı, yoksa kıyamet/mahşer sahnesinin kendisi mi) aktarma noktasında birleşir; Beydâvî ve Râzî ise bu sarsıntının dehşetini ve bunun takva emriyle bağlantısını vurgulayarak ortak bir ahlaki-belaği okuma sunar.
Differences
Taberî ve İbn Kesîr rivayet/hadis odaklı bir yöntemle zelzelenin zamanlamasını tartışırken, Kurtubî buna dil ve kök anlam tahlilini ekler; Râzî ise olayın zamanından çok ayetin akli-kelami gerekçesine (yaratılış-takva ilişkisi) yönelir; Beydâvî de belagat ve kıraat farklılıkları üzerinden dehşetin tasvirine odaklanarak farklı bir vurgu noktası sunar. Bu farklılıklar, müfessirlerin rivayet, dil ve kelam ağırlıklı yöntemlerinden kaynaklanır.
Historical context
Taberî'den itibaren rivayet malzemesi hep merkezi kalmış, ancak zamanla (Kurtubî, İbn Kesîr) bu rivayetler sistematik biçimde karşılaştırılıp tercihler netleştirilmeye çalışılmış; Râzî ve Beydâvî gibi daha sonraki müfessirlerde ise dil, belagat ve kelami istidlal ön plana çıkarak ayetin zamanlamasından çok anlam ve öğüt boyutu işlenmiştir. Bu, tefsir geleneğinin rivayetten dirayete doğru genişleyen çok katmanlı yapısını yansıtır.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, insanın yaratılışına dair bilincin -Râzî'nin işaret ettiği gibi- kişiyi sorumluluk ve itaate, dolayısıyla ahlaki bir duyarlılığa yöneltebileceğini düşündürür. Zelzele ve dehşet tasvirlerindeki ortak vurgu, insanı sabır ve tevazu içinde bir öz muhasebeye çağırma potansiyeli taşır. Böyle bir okuma, ilim (dil ve akıl yürütme) ile iman arasındaki uyumlu ilişkiyi hatırlatan yapıcı bir düşünme biçimini teşvik edebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar