وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا ٱلْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

“And (mention) Ishmael, and Idris, and Dhu'l-Kifl. All were of the steadfast.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu metinde Taberî, Zülkifl'in nebi olup olmadığı konusunda farklı rivayetleri aktarır. Ebû Mûsâ el-Eş'arî'den nakledilen görüşe göre Zülkifl nebi değildi, salih bir kul olup her gün yüz kez namaz kılan bir adamın işini üstlendiği (kefil olduğu) için bu ismi almıştır. Mücahid ve Muhammed b. Kays'tan gelen başka rivayette ise Zülkifl, İsrailoğulları arasında yaşlanan bir hükümdarın yerine geçip halka adaletle hükmetmeyi ve gündüz oruç tutup gece namaz kılmayı üstlenen genç bir kişidir; bu yükü (kefaleti) üstlendiği için bu adı almıştır.

لم يكن ذو الكفل نبيا، ولكنه كفل بصلاة رجل كان يصلي كل يوم مائة صلاة، فوفى، فكفل بصلاته، فلذلك سمي ذا الكفل
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre âyette geçen sabır vasfı, İsmâil'in Allah'ın emrini yerine getirme konusundaki sebatı ve O'nun dinine yardım uğrunda gördüğü eziyete katlanmasıyla ilgilidir. Ayrıca bu sabrın somut örneği olarak boğazlanma (zebh) olayına gösterdiği tahammül zikredilmiş, kendisi bir de vaadinde sadık olma vasfıyla nitelendirilmiştir.

أي على القيام بأمر الله تعالى واحتمال الأذى في نصرة دينه . وقوله : ( الأنبياء : 85 ) وهو صبره على الذبح ، ووصفه أيضا بصدق الوعد في قوله
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, Zülkifl isminin kaynağı hakkında birçok rivayeti bir arada aktarır: bir günahtan sonra tövbe edip Allah'a asla isyan etmeyeceğine söz veren ve bu sözünü tutan (yani 'kefil olan') bir adamın hikâyesi, İlyasa'nın halef ararken üç şeye (gündüz orucu, gece ibadeti, öfkelenmemek) 'kefil olma' şartı koyması ve buna vefa gösteren kişinin Zülkifl olarak isimlendirilmesi, kâfir bir kralı İslam'a davet eden salih adamın kralın imanına kefil olması gibi anlatılar nakledilir. Metin ayrıca cumhurun onun peygamber olmadığı görüşünde olduğunu, Hasan el-Basrî'nin ise İlyas'tan önce bir nebî olduğunu söylediğini, bazılarının da onu Meryem'e kefil olması sebebiyle Zekeriyya ile özdeşleştirdiğini belirtir.

كان في بني إسرائيل رجل يقال له ذو الكفل لا يتورع من ذنب عمله فاتبع امرأة فأعطاها ستين دينارا على أن يطأها فلما قعد منها مقعد الرجل من امرأته ارتعدت وبكت فقال ما يبكيك
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre Zülkifl isminin kime ait olduğu ihtilaflıdır; İlyas, Yûşa' veya Zekeriyyâ olduğu söylenmiştir. Bu ismin verilmesi, o kişinin Allah katında bir nasibi olması, ümmetine kefil olması ya da zamanının peygamberlerinin amel ve sevabının iki katına sahip olmasıyla açıklanmıştır. Ayrıca 'sabredenlerden' ifadesi teklif meşakkatlerine ve musibetlere sabretmeyi, 'salihlerden' ifadesi ise fesattan korunmuş kâmil salahı belirtir.

سمي به لأنه كان ذا حظ من الله تعالى أو تكفل أمته أو له ضعف عمل أنبياء زمانه وثوابهم، والكفل يجيء بمعنى النصيب والكفالة والضعف
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre Zülkifl'in peygamber olup olmadığı konusunda farklı rivayetler vardır; bir görüşe göre o, kavminin peygamberine karşı halkının işlerini üstlenip aralarında adaletle hükmedeceğine dair söz veren salih bir kişidir ve bu taahhüdünü yerine getirdiği için kendisine 'Zülkifl' denmiştir. Ayrıca İbn Abbas'tan nakledilen bir rivayette, gazaba kapılmama şartıyla kadılık görevini üstlenen ve şeytanın defalarca denemesine rağmen bu vasfını koruyan bir adamın kıssası aktarılır. Ebu Musa el-Eş'ari'den nakledilen başka bir rivayette ise Zülkifl'in peygamber olmadığı, günde yüz defa namaz kılan salih bir adamın yerine geçip aynı ibadeti sürdürmeyi taahhüt ettiği için bu ismi aldığı belirtilir.

فسماه الله ذا الكفل لأنه تكفل بأمر فوفى به

Comparison

Common ground

Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr, Zülkifl isminin kaynağını ortaklaşa 'kefalet' (bir işi/sözü üstlenme) kavramına bağlar ve onun nebi olup olmadığı konusunda ihtilaf bulunduğunu, çoğunluğun onu salih bir kul saydığını nakleder. Beydâvî de bu kefalet anlamını dil tahlili yoluyla destekler. Râzî ise farklı bir ayet bağlamında sabır temasını işlese de, tüm müfessirler ortak biçimde sabır ve verilen söze bağlılığı öne çıkarır.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle sahabe-tabiin nakillerini karşılaştırırken, Kurtubî bu rivayetleri daha geniş bir yelpazede toplayıp isim özdeşleştirmelerine (İlyas, Zekeriyya vb.) de yer verir. Beydâvî ise rivayetten çok dil ve belağat tahliline yönelerek kelimenin lügavi anlamlarını (nasib, kefalet, kat kat sevap) tartışır. Râzî'nin görüşü konu itibariyle farklıdır; o Zülkifl değil İsmâil'in sabrını, dilbilimsel ve bağlamsal bir okuma ile ele alır, bu da onun tefsir yönteminin (kelamcı-belâgatçı) diğerlerinden ayrıldığını gösterir.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî, temelde rivayetleri nakletmekle yetinirken, sonraki dönem müfessirleri (Kurtubî, İbn Kesîr) bu rivayetleri daha sistematik biçimde bir araya toplamış ve isim tartışmalarını genişletmiştir. Beydâvî'de ise dilbilimsel/belâgat temelli bir yaklaşımın öne çıkması, tefsir geleneğinde rivayetten dil tahliline doğru bir çeşitlenmeyi yansıtır; ancak temel kefalet-sabır teması dönemler boyunca sabit kalmıştır.

Modern connection

Bu farklı okumalar, verilen bir sözü veya üstlenilen bir görevi sonuna kadar sadakatle sürdürme erdemini ortak biçimde vurgular. Günümüzde bu, kişinin aile, iş ya da toplumsal sorumluluklarında sabır ve ihlasla hizmet etmesi biçiminde düşünülebilir. Farklı rivayetlerin bir arada aktarılması, aynı zamanda ilim geleneğinde çoğulcu ve hoşgörülü bir okuma kültürünün örneği olarak görülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar